Çağdaş İnsan Bilimine İnancımı Kırmak

2017 Ortadoğu Tecrübe Paylaşım Konferansı Yorumları
 

Saygılar Shifu! Saygılar Sevgili Uygulayıcılar!

Kendimi bildim bileli, etrafımdaki herşeyi doğrulamak için bilimsel ve akla dayalı bir neden bulmaya çalışırdım ve bu Dafa’yı elde ettikten sonra da devam etti. Örneğin, meditasyonda neden ayaklarımın çaprazlanmış bir şekilde oturmam gerektiğini, neden başka pozisyonda oturmadığımızı düşünürdüm ve daha sonra meditasyonda otururken eğer havalanıp yerden yükseldiğimizde bacaklarımız güvenli bir şekilde çaprazlanmamışsa, yerle temasımız kesilir kesilmez düşeceğimizi düşünürdüm. Yani zihnim Dafa’da öğrendiğim şeyleri bile bilimsel sebeplerle onayladığım bir durumda çalışıyordu.

Falun Dafa ile daha sağlıklı bir hale geldiğimizi okuduğumda, bunun mineral, vitamin ve hormon miktarlarının egzersizler yoluyla ayarlanması olgusuna bağlar, ve bunun da daha sağlıklı bir hale gelmemizin sebebi olduğunu düşünürdüm. Sanki bütün bunları anlayabilmem için herşeyi bilimsel dile çevirmem gerekliymiş gibiydi.

Lunyü’de şunu okumama rağmen;

“İnsanoğlunun evreni ve yaşamı keşfetme metodu ne kadar gelişmiş olursa olsun, elde edilen bilgi, insanoğlunun içinde yaşamakta olduğu, evrenin düşük bir seviyesindeki bu tek bir boyutun belirli kısımları ile sınırlıdır.”

Doğru düşünceler göndermeme ragmen, bilime olan büyük takıntım yok edilmemiş görünüyordu. Bazen kendimin eski güçlerden biri olduğunu düşündüm ve bu bilimi kendi ellerimle bırakmak istemediğimi düşündüm çünkü bilgi olmadan kimliğimi kaybediyordum sanki. Sanki hayatım, fikrimce, bilime dayalıydı. İçimdeki çatışmalar devam etti ama ne yaparsam yapayım içimdeki çağdaş bilime olan inancım değişmeden kaldı. Uygulamamda bu durumdan ve bu takıntımdan kurtulmak konusunda umutsuzdum.

Shifu, Avrupa Konferansında (Frankfurt) Fa’yı Öğretirken şöyle demişti;

"Dahası, bilimin gelişimi sınırlı bir alanın içerisine hapsolmuştur; kendisine sınırlamalar yaratmıştır. Peki bu durum neye sebep olmuştur? Empirik bilimin dışında hiçbir şeyi kabul etmeye cesaret edememiştir. Bu en dehşet verici, insanlar için en dehşet verici şeydir. Peki neden? Bir düşünün. Bilim gerçekten sığdır. Bilim adamlarının kendi sözleriyle, henüz yeterince gelişmemiştir. İnsanlar şu anda ona güçlü bir şekilde inanıyor ve onun mutlak gerçek olduğunu düşünüyorlar. Bu inanç, bu günlerde toplumdaki pek çok teori tarafından, ister Katoliklik yeya Hristiyanlık olsun, paylaşılıyor. Aslında gerçekten inandığınız şey sizin Tanrınız değildir- sizin gerçekten inandığınız şey bilimdir. İliklerinize kadar inandığınız şey bilimken dininiz, insanların toplumsal bir eylemi haline gelmiş yüzeysel bir formaliteden başka birşey değildir. Ama size bilimin de bir din olduğunu söyleyeyim ve oldukça da iyi yapılanmış bir dindir.”

Uygulamam sırasında karşılaştığım bir test sayesinde, bilimin sihrinden kurtulabildim.

Birgün kendimi çok yorgun hissettim ve uyumaya gittim. Birkaç saat sonra uyandım. Bazı ev işlerini ve aile işlerini yapmakla uğraşıyordum ki tekrar yorgun olduğumu hissettim ve gözlerimi açık tutamıyordum ve tekrar uyumaya gittim. Uykudan uyandıktan sonra, yoğun bir fiziksel acı hissettim, vücudum çok yorgundu ve sanki ona ağır yükler asılmıştı. Sadece kısa bir süre uyanık kalabildim çünkü sersemlik hali bastırmıştı ve uyanık kalamadım. Tekrar uyandığımda, bu süreç tekrar etti. Sanki pekçok hastalık karmasına sahipmişim gibiydi. Bu durum iki hafta devam etti. Gün boyunca, sadece 3-4 saat uyanık kalabildim ve daha sonra kendimi uykulu hissetmeye başladım ve tekrar uyudum. Uyandım ve tekrar kısa süreliğine uyanıktım ve büyük bir güçle kendimi ev işlerini ve çocukların işlerini yapmak için zorladım ama evin durumu aslında vahimdi. Enerji düzeyim, tıpkı motorları kapatılmış bir uçak veya ölmüş bir akü gibi çok düşüktü.

Bu durum sanki bir sis ve ilizyon içerisinde yaşıyormuşum gibiydi. Çok şiddetli fiziksel acı çektim ve bu durumu kırıp geçemediğim için üzgündüm. Ailem hastaneye gitmeyi önerdi ama ben red ettim. Herşeye ragmen çatışmalar içimde devam etti. O uyanık olduğum sadece birkaç saat içerisinde, vitamin veya mineral eksikliğinin bu duruma sebep olduğunu ve biz ilaç almayı red ettiğimiz için, beslenme tarzımı değiştirerek, daha fazla vitamin ve besin alarak kendimi iyi hissedebileceğimi düşündüm.

Eski güçlerin uyguladığı baskı o kadar fazlaydı ki onların benim kapasitemin üzerinde olduğunu ve hayatta kalamayacağımı düşündüm. Başlangıçta doğru düşüncelerim yoktu ama direndim ve hastaneye gitmedim, kendimi iyileştirmek için ev reçeteleri de kullanmadım. Bilim bana küçük bir ev ilacı ile iyileşebileceğimi söylüyordu ama bu sefer bilime daha fazla inanmamaya karar verdim. Eğer ben Falun Dafa uygulayıcısı isem, bu bağımlılık ortadan kaldırılmalıydı. İkinci hafta daha da kötü hissettim ama yine duruma direndim ve savaştım. Özellikle, zihnimde, bilim hakkındaki kendi inançlarım ile savaştım. Durumum tehlikeli bir hastalığa yakalanmışım gibiydi ve bilimsel olarak kesinlikle hastaneye gitmeliydim. Doğal olarak, içimde ölüm korkusu vardı.

Doğal olarak, kabul ettiğim şu noktaya ulaştım: Bu durum için bilimsel sebepleri aramalı ve gidip tedavi olmalıydım veya ölecektim. Ölümden korkuyordum ve zihinsel olarak tedaviyi kabul etmiyordum.

Shifu Li Hongzhi’nin şu sözlerini hatırladım: “Gerçek bir uygulayıcının hastalığı yoktur.”

Tekrar fiziksel durumuma ve eski güçlerin yarattığı bu ilizyona baktım ve son bir nihai karar vermem gerektiğini anladım. Bir yol seçmek ve bir karar vermek tedavi olmaktan çok daha önemliydi.

Shifu Batı A.B.D 2003 Fener Bayramı Fa Konferansı sırasında Fa’yı açıklarken şunları söylemişti:

“Eski güçler uygulayıcılara zaman zaman müdahale edecektir ama canlı varlıkları kurtarmanın ne kadar önemli olduğunu bir düşünün! Neden bütün bu müdahalelerde bulunmak zorundalar. Bunu kabul etmeyin!”

Kendi kendime, eğer ölecek olsam bile, eski güçlerin ve bilimin önüme koyduğu yolu kabul etmeyeceğimi ve sadece Usta Li Hongzhi’nin benim için ayarladığı yolu seçeceğimi söyledim. Bir sonraki gün, uyandığımda, bu geçtiğimiz iki hafta boyunca olduğu gibi, yine aynı derecede kötüydüm ama zihnimdeki mücadeleye ve bilime olan inancıma bir nokta koymuştum.

Uyandım ve oldukça mücadele ederek Falun Dafa egzersizlerinin ilk takımını yaptım. Bu iki hafta boyunca, bir saatten fazla ayakta duramadım ama egzersizleri yaptığım o gün iki saat fazladan ayakta kalabildim ve tekrar uyudum. Uyandıktan sonra tekrar ikinci egzersizleri yaptım ve 4 saat ayakta kalabildim. Bir sonraki gün 8 saat ayakta kalabildim ve sağlığım ve hayatım normal durumuna döndü. Bilimsel olarak sağlığımın düzelmesi için hiçbir sebep yoktu. Nasıl sadece Falun Dafa egzersizlerini yapmak kendimi iyi hissettirmişti?

Bir önceki gün, tamamen bir ilizyon içerisindeydim ve iyi olup olmayacağımı bilemiyordum. Hayatta kalacak mıydım yokda ölecek miydim? Ya da ne olacaktı? Ama eski güçlerin ayarlamaları ile ve zihnimin düşkünlükleri ve zaafları ile savaşmaya karar verdiğim zaman, onları hiçbir koşul altında kabul etmemem gerektiğini anladım ve kendimi Dafa Denizine attım, mucizeye kendi gözlerimle tanık oldum. Artık sağlığımın düzelmesi iile ilgili daha fazla bilimsel sebepler aramıyordum, mutluydum ve gülüyordum. Minghui web sitesinde uygulayıcıların deneyimlerini okumak yoluyla, uygulayıcıların başlarına gelen pek çok mucizeyi öğrendim.

Bilime bakış açım değişti ve ona sadece kaderi dünyada var olmak olan bir araç gözüyle baktım. İçimde derin kökleri olan düşüncelere karşı ayağa kalkmak ve kendimle savaşmak ve zihnimde ben olduğumu düşündüğüm bana ait olan imayı yıkmak benim için çok zordu. Ama elde ettiğim sonuç özgürlüktü.

Shifu, Avrupa Konferansında, Frankfurt Almanya’da Fa’yı Öğretirken şöyle demişti;

“Burada sizlere sadece bu prensibi anlatıyorum. Ben, insanların sahip olduğu bilgiye karşı değilim. Fakat sizlere, bilime gözleriniz kapalı bir biçimde inanmamanızı söyleyeceğim. Bilim insan toplumuna, şimdiki fiziksel boyutun sınırları dâhilinde bir miktar gelişim sağlatabilir. Fakat bu nedenle getirdiği felaketler de oldukça büyüktür. Bahsettiğim şeyler, insanların göremediği felaketlerdir. Çevresel kirlenme ve ekolojik tahribat gibi insanların görebildiği felaketler de, oldukça korkunç. Bu bilim, bütünsel olarak bir toplumsal sorunlar serisi getirdi.”

Bana Dafa’nın içerisinde uygulama fırsatı sunan Shifum Bay Li Hongzhi’ye çok minettarım.

Gerçeği Açıklamak Konusundaki Deneyimim

Bazı günler, tanıdığım insanlara gerçeği açıklamayı ve Dafa’yı onlara tanıtmayı planlar ve onların kişisel özelliklerini düşünür ve bu doğrultuda onlarla Fa ve Çin’de Falun Dafa’ya yapılan baskı ve zulüm hakkında konuşmaya başlardım ve bu insanların Dafa’nın ne kadar iyi olduğunu anlayabilecek kişler olduklarını düşünürdüm. Yaptığım plana göre evden çıkar ve bu insanları ziyaret eder ve yol boyunca onlarla nasıl konuşacağımı düşünürdüm.

Ben planladığım kişi ile görüşmek üzere hedefime varmadan önce, bazı farklı şeyler meydana gelirdi ve planlamadığım şekilde bröşürleri başkalarına verir veya gerçeği açıklardım ve onlar da pozitif tepkiler verirlerdi. Örneğin, otobüse ya da metroya binmek isterken biri benden yardım isterdi ve bu durumda benim onlarla Falun Dafa hakkında konuşmama bir fırsat verirdi. Ya da, uzun zamandır görmediğim işyerimdeki iş arkadaşlarım bir anda karşıma çıkar ve birbirimizle selamlaşırken ben onlara Dafa’dan bahsederdim. İlginç bir şekilde, bu insanlar bana, uzun zamandır böyle birşey aradıklarını söyleyerek çoşkulu bir şekilde teşekkür ederlerdi. Son olarak ben de hedefime ulaşır ve o kişi ile buluşur ve ona Dafa’dan ve gerçekten bahsederdim ama bu insanların büyük çoğunluğu çoşku ya da sevinç göstermezdi. Ben de onların yerinden ayrıldıktan sonra bu kişinin gerçeği anlamasına neden yardımcı olamadığımı düşünerek veya aklımdaki bu kişiler ile konşmalarımdaki yanlışı bulmya çalışmak için içime bakarak kendimi rahatsız ve güveni kırılmış hissederdim.

Ama düşüncelerim, bizim yerel Falun Dafa derneğimiz tarafından organize edilen bir etkinliğe ilk defa katıldığımda değişti. Bir takım uygulayıcılar egzersizleri yapıyor, bazıları broşürler dağıtıyor ve insanlarla konuşuyordu. Ben de broşürler dağıtarak insanlarla konuşmaya başladım. Broşür almaya gelen insanların kişiliklerini bilemediğim için onlar ile psikolojileri doğrultusunda konuşamadım ve önceden herhangi bir planlama da yapmadığım için bu insanlarla Dafa’nın Doğruluk Merhamet ve Hoşgörü prensipleri hakkında sade bir dille konuşmaya karar verdim. Pek çok insanın olumlu tepki verdiğini ve bu yöntemi benimsediğinin farkına vardım. Elbette, bunu kabul etmeyen bazı insanlar da vardı. Ama geçmişte bazı insanların Dafa’ya neden olumlu karşılık vermedikleri için üzülürdüm ve bir kişinin, şeytanın ve eski güçlerin onların gerçeği duymalarını engellemelerine ragmen, nasıl olur da evrenin en erdemli prensiplerini kabul etmediğini düşündüm. Gerçeği kabul etmemelerinin sebebinin kendi hataları olmadığını bilmeme ragmen, hala bu insanların gerçeği görmelerine yardımcı olamadığım için çok mutsuz olur ve bir süreliğine pozitif enerjimi kaybederdim.

Ama o günkü deneyimim bana gösterdi ki; Dafa’yı onaylayan çok fazla kişi vardı ve ona katılmayan insan sayısı çok azdı ve bu birkaç kişi yüzünden gerçeği açıklamak için gerekli enerjimi ve canlılığımı kaybettiğimde, bu insan duygusu kesinlikle benim için bir engelleme yaratıyordu ve aynı zamanda insanların Dafa’ya karşı tepkisini beklerken de hoşgörülü olamadığım anlamına geliyordu. O insanların belirlenmiş ilişkilerinin ne olduğunu da bilmiyordum ve belki yakın bir gelecekte Dafa hakkındaki görüşlerini değiştireceklerdi.

Shifu, Avrupa Konferansında, Frankfurt Almanya’da Fa’yı Öğretirken şöyle demişti;

"Dafa uygulaycılarının ortaya çıktıkları zaman budur. Yine de, modern insanlar tarihteki reenkarnasyonları boyunca ciddi karmik borçlar yaratmışlardır ve bu yüzden insanları kurtarmak ve onlara gerçeği açıklamak istiyorsanız, eğer o insanları kurtarmak istiyorsanız, onun arkasında kurtarılmasına izin vermeyecek pek çok sayıda yaşam vardır. Bunun sebebi ise o yaşamların o kişiden nefret ediyor olmasıdır çünkü daha önce veya başka bir reenkarnasyonda, bu kişi tarafından kullanılmışlar, öldürülmüşler ya da suistimal edilmişlerdir ve gördükleri zarar onlara çok miktarda ıstırap yaratmıştır. İnsanlar reenkarnasyonları sırasında, ilizyon veya tutku içerisinde, cahilliklerinden dolayı yaptıkları şeyleri şu anda bilmiyorlar. Aslında, uzun tarih boyunca, herbir kişi karmik borç ile sarmalanmış bedene sahip oldu ve herkes ilizyon altında. Bir kişi, böyle birini kurtarmak ister istemez ve bu kişiyi bir varlık olarak kurtarmayı gerçekten isterse, bu insan tarafından zarar gören yaşamlar buna dayanamaz. Durum bu olunca, dünya insanlarını kurtarmaya ve onların gerçeği anlamalarını sağlamaya çalıştığınızda müdahaleler ve çok sayıda engel olacaktır. Her çeşit engel insanları engelleyecektir. Ve çok sayıda insanları kurtarmak isterseniz veya giriştiğiniz şey geniş çaplı ise, bütün sosyal çevre böyle bir fenomen ile karakterize olacaktır.”

Ve ben, yoluma çıkan şeyler karşısında verdiğim sözleri bütün kalbimle yerine getirmeye çalışmamın, Dafa’yı tanıtmak konusunda iyi bir şekilde çalışmamın ve gerçeği açıklamanın en önemli şey olduğunu ve sonuçlar hakkında endişelenmemem gerektiğini çünkü bu durumun önceden belirlenmiş ilişkilerine ve saygıdeğer Shifumuzun ayarlamalarına bağlı olduğunu hatırladım. Değişik durumlarda karşıma çıkan kişiler için de, bu durumu onlara Dafa’yı tanıtmak için bir fırsat olarak kullandım.

Çünkü Shifu bize şöyle demişti;

"Bir kişi karşınıza çıktığında, bir seçiminiz yoktur – eğer insanları kurtarmak konusunda seçici davranıyorsanız yanılıyorsunuz. O sizin karşılaştığınız biri olduğu sürece, onu, durumu ya da sosyal statüsü ne olursa olsun veya ister bir başkan isterse de bir dilenci olsun, kurtarmalısınız. Tanrıların gözünde, varlıklar eşittir.”

* * *

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.