Antik Çin Hikayeleri: Yuan Hanedanlığı Döneminde Tanrıların Ödüllendirdiği İyilikler Hakkında Bir Öykü

Resim: pixabay / CC0 1.0


Genç Bir Kızın Aydınlanması Yolculuğu

Zhejiang ve Jiangsu eyaletlerinde, Yuan Hanedanlığı döneminde, çok sayıda köyün ve çiftliğin su altında kalmasına neden olan bir sel olmuştur. Neyse ki bu olay gündüz vakti olmuş ve insanların çoğunun tehlikeyi öğrenip kendilerini güvenliğe almaya vakti olmuştur, fakat 15 yaşında bir kız ve yürüyemeyen hasta annesi bu kadar şanslı olamamıştı.

Evleri alçak bir vadideydi ve selle gelen su evlerini basmıştı. Anne kıza dedi: “Çocuğum acele et; Hemen gitmen gerek, beni burada bırak. “ Genç kız bunu reddederek annesini sırtına almayı ve götürmeyi denedi. Ama onun için çok zordu. En son anne kızını dışarıya çıkartmak için tüm gücünü kullanmış. O anda ev çökmüş ve anne boğulmuştu. Bunu görünce genç kız kendinden geçti.

Bilinci tekrar yerine geldiğinde bir teknede uzanmış yanında bir adam ve bir kadının tekneyi yönlendirdiğini görmüş. Kızın bilincini yerine geldiğini görünce kadın ona, ısınması için sıcak su getirdi.

Küçük kız annesini düşünerek ağlıyor ve bu korkunç darbeyle nasıl başa çıkacağını bilmiyordu. Teknedeki adam teselli etmeyi çalışırken dediki "Ah çocuğum, bu sel büyük bir afettir, annen hayatını kaybeden tek kişi değil " Genç kız düşünmeye başladı, Tanrının insanlara göre merhametli ve iyi olduğunu hep söylüyoruz, neden bu afetti engellememiş, neden insanların en değerli yakınlarını kaybetme acısını çekmek zorundaydı?

Birkaç gün sonra yeni bir sel olayı daha oldu. Teknede olduğundan tehlikede değillerdi. Adam ve kadın, başka insanları kurtarmak için ellerinden geleni yapmış ve bazen boğulma tehlikesi geçiren insanların korkuyla tekneye asılması sonucu kendileri de suların akıntısına kapılmıştır. En son kurtarma denemesi sırasında, teknedeki çift boğulmuştu. Küçük kız yapa yalnız teknede kalmış ve tek başına kürek çekmesi onun için çok ağır olduğundan tekneyi akıntıya bırakmaktan başka hiçbir şey yapamamış.

Beş gün geçtikten ve tekne en son bir adada karaya oturduktan sonra, kız açlıktan ve susuzluktan ölmek üzereymiş. Bir öğleden sonra yaşlı bir bayanın sesini duymuş, yaşlı bayan kasesiyle dilenirken: "Cennetten geldim ve her yeri gezdim. Bu kaseyle dilendiğimde gerçek varlığımı gösteririm ve elmas gibi saf, çiçek kadar taze kızının ne zaman bana geleceğini sorarım ?”

Bu kelimeleri duyduğunda ve sesin nereden geldiğini bilmeden kız kendini zorlayarak bağırmaya başladı : " Benim en sevdiğim çiçek elmas gibi saf olan zambaktır." Bu sözlere yaşlı bayan koşarak ölmek üzere olan genç kızı kucaklamak için kollarını açmış ve ona bir büyük anne sevgisiyle bakmıştı.

Genç kız, yaşlı bayanla birlikte dilenmeye başlamıştı. On yıl sonra, bir tapınağa sığındıklarında yaşlı bayan sormuş "Neden zambakları seviyorsun? Ve neden elmasları seviyorsun? " Kız, gülümseyerek cevap vermiş: “Bir kişi zambak kadar taze ve elmas kadar saf olmalı diye düşünüyorum.”

" Bir insan için bunları sevmesi normaldir " dedi yaşlı bayan ! Mesela, sahilde yaşayan insanların balık tutmaya giderken çok sayıda boğulduğunu görüyorsun. Bu insanlar için çok üzülüyorum. Bu yüzden hep sahilde dilenmeye gidiyorum. Herkes bana yiyecek verir ve hiç kimse, insan öldürmek veya hırsızlık gibi kötülük düşünmez. Onları kurtarmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.

Sözleri genç kızı şaşırtmış, dolayısıyla sormuş: “Yani siz reenkarne olan bir Boddhisattva olduğunuzu mu söylüyorsunuz? " Yaşlı bayan merhametle cevap verdi: " Kim olduğum o kadar önemli değil, fakat bilmen gerekli olan en önemli şey: İnsanları afetlerden kurtarmamız gerektiğidir, kurtarılacak kişilerin tanrıların varlığına inanmaları şartıyla; yoksa tanrısal yasaları ihlal etmiş oluruz”

Genç kız durumu hemen anladı ve diz çökerek yaşlı bayandan insanları afetlerden kurtarma yeteneğini kendisine öğretmesi için yalvardı.

Kızın samimiyetini gördüğünde, yaşlı bayan onu öğrenci olarak kabul ederek dediki: "Doğduğun yerde senin yanındaydım çünkü çok iyi doğuş kaliten var ve cesur, ailesini seven bir genç bayansın. Çok genç olmana rağmen diğer insanlara yardım etmek için yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalıştığını biliyorum. Annenin bu sel felaketinde öldüğünü de biliyorum ve sen uygulama yolunda tam yetiştiğinde seni kurtaran teknedeki çift gibi kutsamış olacak. Gerçekte, yaşadığın tecrübeler, bu insan dünyasının ne kadar da geçici olduğunu gösterir ve hiçbir şeye bağlanmamanız gerektiğini gösteriyor. Benimle birlikte geçirdiğin bu on yıl boyunca bize karşı ne şekilde davranıldığını ve hangi yiyecekleri verildiği konusunda pek dert etmediğimi ve sadece insanları afetlerden kurtarmaya odaklandığımı fark ettin mi? Bize iki yüzlülük yapan kişilere bile daha iyi olmaları için ben fırsat verdim: çok kötü kişiler için pek fazla bir şey yapamam, olması gerekenlerin olmasına izin vermeliyiz.”

Genç kız bu sözleri duyduktan sonra yaşlı bayanın peşinden gitmeye daha çok heveslendi. Yıllar sonra, genç kız artık 50 yaşına gelince yaşlı bayan dedi ki: " Artık gitmem gerek. " "Üstadım nereye gidersiniz? " meraklı şekilde yaşlı bayana sormuş.

Yaşlı bayan, ona bir an için dönmesini istemiş. Tekrar döndüğünde karşısında gözü görmeyen yaşlı bayan yokmuş, fakat eşsiz ihtişamlı bir Buda ve dünyada hiçbir kelimenin tanımlayamadığı merhametiyle karşısında onu görmüş. Hemen dizlerinin üzerine çökmüş ve başını eğmiş.

Buda’nın parmağını gösterdiği şeylere bakınca, okyanusun açıklarında çok sayıda teknenin rüzgarlarda yan yattıklarını görmüş ve Buda elinde birçok tekneyi alırken aynı zamanda bazı tekneler okyanusta batıyormuş. Buda’nın elindeki bu teknelerin yelkenleri üzerinde “Kutsanmış” veya “Erdemli” yazdığını ve okyanusun sularında yok olan diğer tekneler üzerinde ise birer büyük siyah çemberi görmüş.

Daha sonra Buda’nın yavaşça yukarıya çıktığının farkına varmış. Üstadına elveda demek için dizlerinin üzerine çökmüş; Yukarıya çıkan Buda kendisine şöyle demiş " İnsan dünyasına inmemin tek sebebi canlılara olan merhametimdir. Bir kişinin kararı iyi veya kötü iki farklı sonuca götürebilir. Artık benim yolunda gitmek için senin sıran gelmiştir. Merhamet insanları afetten kurtarabilir."

Bu kelimeleri işitirken uyanmış ve sahil bölgelerini dolaşmaya başlamış, sadaka dilenmeye ve insanlara iyi olmaya öğretmeye devam etmiş. Aynı zamanda, göğe yükselene kadar, 99 yaşına kadar ve misyonunu tamamlayınca dek kendi gelişimine aralıksız devam etmiştir.

Cennette annesini ve onu kurtaran teknedeki çifti görmüş. Annesine ve o çifte olan şükranlardan dolayı onlarda tanrıların koruyucuları olmuştu.


İngilizce Metin İçin tıklayınız

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.