“Kayıp Yoksa Kazanç Yoktur” İlkesini Anlamak

Falun Dafa’yı uygulamaya başlamadan önce bir iş yerim vardı. Çok başarılıydım. Şanghay’da kendi fabrikam ve perakende satış mağazalarım vardı ve ürünlerim Guangdong Eyaletindeki Shenzhen şehrine kadar gidiyordu.

Daha fazla pazara açılmaya çalıştığım sırada, yönetici olarak çalıştırdığım eleman beni dolandırdı. 400.000 yuan'i zimmetine geçirdi. Karısını ve çocuğunu da bırakarak Güney Çin’e kaçtı.

İntiharı Düşünmek

Birdenbire çok yüklü bir borç altında kaldım. Her gün ağlıyordum, umutsuzdum ve sinir krizi geçiriyordum. Ne yemek yiyebiliyor, ne de uyuyabiliyordum. Birdenbire çok yaşlanmıştım. “İhtiyacım olan parayı nereden bulabilirim?” diye kendime sordum. Fabrika devam etmek zorundaydı, işçilerin maaşları ödenmek zorundaydı ve hammaddeler sipariş edilmeliydi. Her şeyin işlemesini nasıl sağlayabilirdim? İntihar etmeyi düşünüyordum.

İki kız kardeşim öleceğimden korktular. Bütün akrabalarımı ve iyi arkadaşlarımı, beni teselli etmeleri için seferber ettiler. Ama ben onları dinlemedim. Fiziksel bir çöküş yaşıyordum ve düzgün yürüyemiyordum. Zihnimde bir kaos yaşıyordum. Sadece tek bir düşüncem vardı: “Beni dolandıran bu adamı öldürebilecek insanları nerede bulabilirim?”

Annem benim için endişeleniyordu. Her gün beni takip ediyordu ve aptalca bir şey yapabileceğimden korkuyordu. Bana dedi ki, “Kayba fazla takıntılı olma. O adam yaptıklarının bedelini ödeyecek. Çok fazla erdem kaybetti. Endişelenme.”

Beni teselli etmeye çalıştılar. Ama kimse bana gerçek anlamda yardım edemedi.

Bir gün annem bana küçük kasetçalarını getirip Shifu Li Hongzhi’nin derslerini dinletmek istedi. Annemin okuma yazması yoktu, bu yüzden Falun Gong’un ana kitabı Zhuan Falun’u okuyamıyordu. Bunun yerine, dersleri dinliyordu. Ona dinlemek istemediğimi söyledim çünkü çok huzursuzdum. Alaycı bir şekilde: “Dersleri dinlersem, 400.000 yuan'i geri alabilir miyim?” diye sordum.

Ne söylersem söyleyeyim annem ses kayıtlarını çalmaya devam etti. Shifu “Kayıp Yoksa Kazanç Yoktur” ilkesinden bahsediyordu – tam da duymam gereken şey buydu. Bir süre dinledim ve Shifu’nun sözlerinin doğru olduğunu düşündüm. Ama hala çok kırgındım çünkü çok fazla para kaybetmiştim. Parayı nasıl geri alabileceğimi düşünüyordum. “Biri bana o parayı verebilir mi?” diyordum. Parayı düşündüğümde öfkelendim ve o insana karşı nefret duydum.

Anneme kasetçalarını geri verdim ve şöyle düşündüm: “Bu uygulama yaşlılar için. Ben uygulama için çok gencim.”

Depodaki birkaç ürünle acilen ilgilenmek için Şanghay’a gitmem gerekti. Küçük ya da büyük konular olsun, her şeyle ilgilenmek zorundaydım.

Falun Dafa Kitabını Keşfetmek

Şanghay’a gitmeden önce annem bana Zhuan Falun kitabını verdi ve iyi bir kitap olduğunu söyleyerek okumamı istedi. Kendi kendime şunu sordum: “Onun okuması yazması yok. Bu kitabın iyi olduğunu nasıl bilebilir?” Sayfaları şöyle bir çevirdim ve ona geri verdim. Ama sayfaları çevirdiğimde, başımın üstünde dönen bir şey hissettim. Hoş ve gizemli bir histi. Kitabı kapattığımda, dönen şey kayboldu. Kitabı tekrar açtığımda, tekrar bir şey başımın üstünde döndü. Şaşırdım, ama kitabı açmamla başımın üstünde hissettiğim dönme arasında bir bağlantı olduğunu düşünemedim. Kitabı üçüncü kez açtığımda, tekrar bir şey başımın üstünde dönüyordu.

Sonunda bunun sıradan bir kitap olmadığını ve zamanım olduğunda okumam gerektiğini anladım. Şanghay yolculuğumdan sonra onun ne özelliği olduğunu öğrenmeye karar verdim.

Ardından, Şangay’dan Pekin’e giden trende, inanılmaz bir şeye rastladım. Trende yanımda oturan adam profesördü. Bütün dikkatiyle bir kitap okuyordu ve uzun süre kimseyle konuşmadı. Dikkatimi çekmişti; okumasını böldüm ve “Ne okuyorsunuz?” diye sordum. Bana Zhuan Falun kitabını gösterdi. Şaşırdım. Bir bilim adamı neden bu kitabı okuyordu?

Annemin okuma yazması olmadığı için qigong uyguladığını anlayabiliyordum. Ama bu profesör neden böyle bir kitap okuyordu? Bana gülümsedi ve şöyle açıkladı; “Birçok kişi bu kitabı okuyor. Ve içeriği çok derin.”

“Annem de öyle düşünüyor. Ama onun okuma yazması yok, bu yüzden Shifu’nun derslerini dinliyor. Ama siz eğitimlisiniz. Neden siz de bu kitabı okuyorsunuz?”

Kitabı bir kenara koydu. “Tüm dünyada insanlar bu kitabı okuyor” dedi. “Bu sadece hastalıkları tedavi etmek ve formda kalmak hakkında bir kitap değil. Buda okulunun bir kitabı. Ne kadar kitap okuyor olursanız olun, bu kitap diğer kitapların hiç bahsetmediği şeylerden bahseder. Bu çok derin. Onlar (seyahat eden gençleri işaret etti) benim öğrencilerim. Araştırma yapıyoruz ve bir denizaşırı geziden döndük.”

Gençlere baktım ve onlara “Siz de buna inanıyor musunuz?” diye sordum.

Profesör gülümseyerek cevap verdi: “Onların kendi düşünceleri var. Ben bunu öğreniyorum. Onlar da ne olduğunu anlıyorlar. Sen de kitabı okursan ona inanacaksın.”

Profesörün Falun Dafa kitapları okuduğunu görmek, gözlerimi açtı. Eve vardığımda anneme Zhuan Falun kitabını sordum. Onu okumak ve kitabın içeriğinin ne olduğunu öğrenmek istedim.

Kitabı ilk kez okurken birçok sorularım vardı. Shifu’nun dediği gibi, kitabı ikinci kez okuduğumda tüm sorularım cevaplandı. Aynı zamanda yeni sorular ortaya çıktı. Kitabı üçüncü kez okurken onların da hepsine cevap aldım.

Sonunda bunun, uygulama hakkında bir kitap olduğunu anladım. Ondan sonra da Falun Dafa’yı uygulamaya başladım.

Bir Uygulayıcı Olmak

Falun Dafa’dan çok faydalandım: Sağlığımı yeniden kazandım ve ufkumu genişlettim. Zorluklar olduğunda dayanabiliyordum. Kitap ayrıca: “Kayıp Yoksa Kazanç Yoktur” ilkesini ele alıyor. İnsanlar kendisine ait olmayan bir şeyi başka birinden alırsa, ona erdem vermek zorundadır. İnsanların erdemleri kalmadığında, zorluklar ve felaketlerle karşılaşırlar. Bu cennetsel bir ilkedir.

Falun Dafa’yı uygulamaya başlamadan önce beni aldatan adamdan nefret ediyordum. Hatta onun aile üyelerinden bile nefret etmiştim. Şimdi bu tür durumların daha derin anlamını ve bağlantının nedenini anlıyorum. Aslında kendine zarar verdi ve çok aptalca bir şey yaptı. Bu anlayışa sahip olduktan sonra artık ondan nefret etmedim. Onun için üzüldüm: Erdemini karma ve parayla değiştirdi, böylece karmik ceza almak zorunda kaldı. Bunun korkunç bir sonuç vereceğini anlamıyordu. İnsanlar sadece “paranın iyi” olduğunu düşünüyorlar, fakat kayıp ve kazancı, parayı yasadışı yollardan aldıktan sonra, erdemlerini kaybedecekleri ilkesini anlamıyorlar.

Daha sonra, beni aldatan adamın evlendikten birkaç yıl sonra ikinci eşi tarafından terk edildiğini öğrendim. Bütün parasını harcamıştı. Daha sonra ilk karısına geri döndü. Daha sonra bir sağlık sorunu nedeniyle, bacağı kesildi. Sonunda öldü.

Ondan intikam almak istemedim. Acınacak durumdaydı. Eğer Falun Dafa’yı öğrenmiş olsaydı, bu denli aptalca bir şey yapmazdı ve hayatı bu şekilde sona ermezdi.

Daha sonra, fabrikamı sattım ve tüm borçlarımı ödedim. Bana hiçbir yük kalmamıştı. Sonra yeni bir şirket aldım ve işlerim iyi gidiyor. Ailemde de her şey uyumlu. Falun Dafa tarafından kutsandım. Falun Dafa’yı öğrendiğim için çok mutluyum ve Zhuan Falun’u bir kere ezberledim.

1999 yılında Falun Dafa’ya yapılan zulüm başladıktan sonra üç kez tutuklandım. Üç yıl boyunca zorunlu çalışma kampında tutuldum. Polis sürekli beni taciz etti. Daha fazla zulümden kaçınmak için bir süreliğine sokaklarda yaşadım.

Ama Dafa’ya olan inancım sarsılmaz kaldı. İnsanlar Falun Dafa’yı anladığında, eminim ki onlar da benim kadar kararlı olacaklardır. Çoğu zaman fırsat sadece bir kez gelir. Eğer onu kaçırırsan asla geri gelmeyebilir.


Çince metin: http://www.minghui.org/mh/articles/2018/6/21/私企老板明白了”不失不得”-370067.html

İngilizce metin: http://en.minghui.org/html/articles/2018/7/11/171073.html

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.