Antik Hikayeler

  • Antik Çin Hikâyeleri: Konfüçyüs Tanrıya İnandı

    Konfüçyüs kendi fikirlerini yaymak için birçok ülkeye seyahat etti. Bir defasında Wei Ülkesindeki Kuang Şehrinden ayrılıp Chen Ülkesine gitti. Kuang Şehrindeki insanlar Lu’nun yüzünden Konfüçyüs’ü yanlışlıkla Yang Hu ile karıştırdılar. Konfüçyüs gerçekten Yang Hu’ya benziyordu. Yang Hu daha önce Kuang Şehrine saldırmıştı ve Kuang şehrindeki insanlar bu yüzden Yang Hu’dan nefret ediyorlardı. Dolayısı ile Konfüçyüs’ü ve öğrencilerini gördüklerinde durdurup etraflarını çevirdiler. Konfüçyüs, “Zhou ülkesinin Kralı Wen yeni öldü ve bu ülkenin kültürel sisteminin düzeltilmesi benim üzerime düştü." dedi.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Rahatlık Zehirli Şaraptan Daha Kötüdür

    Antik Çin’de Dongjin Hanedanlığı sırasında, Ponyang eyaletinde yaşayan Bay Tao Kan çok ünlü bir saray mensubuydu (317-420). Savaşlar sırasında aldığı terfilerle, Jinzhou’da çok yüksek bir resmi göreve atanmıştı. Bu aynı zamanda etrafındaki bazı insanların onu kıskanmasına ve iftiraya uğramasına neden olmuştur. Bu yüzden rütbesi elinden alınmış, Guangzhou bölgesinde çok uzakta bir yere tayin edilmiştir. Bay Tao Kan’ın Guangzhou’da yapacak çok az işi vardı. Ama yine de yaşam standartlarını düşürmedi ve boş zamanların rehavete kapılmadı. Her sabah çalışma odasından avluya yüz tuğla taşırdı ve akşam aynı tuğlaları geri taşırdı.
  • Antik Çin Hikâyeleri: İyi Kalpli Ve Yüksek Ruhlu Ol, Daima Diğerlerini Düşün

    Zhang Zhichang, Kuzey Song Hanedanlığı döneminde (960-1127) yaşadı. İyi kalpli, merhametli ve cömert biriydi. Bir şey yaparken her zaman ilk olarak diğerlerini düşündü. Zhang Zhichang İmparatorlara Özel Fakültede okudu. Eski feodal Çin’de bu okul merkezi yetkili kişiler yetişmek içindi, antik Çin’in eğitim sisteminde en yüksek ve en saygı duyulan kurum olarak kabul edildi. Zhang Zhichang orada okurken ailesi bir kişiden ona on liang (yaklaşık 17.6 ons) altın götürmesini istedi. Fakat bir gün Zhang Zhichang dışarıdayken, onunla aynı odayı paylaşan kişi Zhang’ın çantasını açtı ve altını aldı.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Tapınakta Kendini Geliştiren Bir Yöneticinin Etkisi Binlerce Kilometreye Kadar Uzanır

    Lexi, Chunqiu Döneminde (M.Ö.770-M.Ö.476) Song ülkesinin başbakanıydı. O aynı zamanda Zihan Zi olarak da bilinirdi. İyi kalpli, yüksek ruhlu bir kişiydi ve ahlaki karakterini geliştirme üzerine çok odakladı. Chu ülkesi Bay Shi Yinchi’yi, Song ülkesine büyükelçi olarak gönderdiğinde, Zihan ona kendi evinde bir hoş geldin töreni düzenledi. Büyükelçi Shi Yinchi, Zihan’ın evinin güney tarafındaki çitin yamulduğunu ve batı taraftaki komşusundan Zihan’ın bahçesine su geldiğini fark etti. O bunun neden böyle olduğunu sorduğunda, Zihan şöyle cevapladı, “Evimin güney tarafındaki komşum bir ayakkabıcıdır.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Prensiplere Ciddi Olarak Dikkat Etmek ve Erdemi Biriktirmek

    Wei Shiju, antik Çin’in Beiwei Hanedanlığı döneminde yaşadı. Bir sene hasat kötüydü ve sonuç olarak tahıl fiyatı fırladı. Fakat Bay Wei Shiju kendi tahıl deposunu açtı ve diğer satıcıların yarı fiyatına pirinç sattı. Kentteki birçok fakir insan onun desteğinden dolayı açlıktan ölmekten kurtuldu. O bir defasında diğer kişiye şöyle dedi, “Ben kötü geçen hasat yılında yarı fiyata mal sattım, bu iyi geçen bir senedeki tam fiyata eşitti. Az kazanmama rağmen bir şey kaybetmedim.” Wei Shiju prensiplerin kazançtan daha önemli olduğunu düşündü ve kriz döneminde diğer kişileri kurtardı.
  • Antik Xiulian Uygulaması Hikâyeleri: Alçakgönüllülük

    Bir zamanlarda Japonya’da ünlü bir Budist keşiş vardı. Bir gün, kendisini ziyarete gelen bilgini kabul etti. Bu bilgin kendini çok beğenmişti, durmadan konuşup, keşişe aydınlandığı şeyleri anlatmaya çalıştı. Keşiş sabırla dinledi ve aynı zamanda bilgine çay doldurdu. Çay çoktan fincanı dolmuştu fakat keşiş hala doldurmaya devam etti ve çay o fincandan dışarıya çıktı. Bunu görünce, bilgin hemen, “Çay dışarıya çıktı!” dedi. Keşiş nazik bir şekilde kendi kendine dedi ki “Oh, bu çay fincanı çoktan doldu, o zaman daha fazla doldurulmaz.” Çok zeki olan bu bilgin gerçeği hemen kavradı. O kendinden hoşnut ve kibirli davranışını hemen düzeltti.
  • Antik Çin Hikâyeleri: İmparator Kangxi; Sade Yaşamı Nesiller Boyu Takdir Edildi

    İmparator Kangxi tüm Çin’e hükmeden Qing Hanedanlığının ikinci imparatoruydu. O sade bir yaşam sürdü. “Ben günde iki defa yemek yiyorum ve arada hiçbir şey yemiyorum” dedi. Birçok Çinli imparator ölümsüzlüğü çok istedi ve sonsuz yaşamı elde etmek için ilaç ya da başka yollar bulmaya çabaladı. Bir defasında bir kişi İmparator Kangxi’ye hediye olarak Uzun Yaşamı Elde Etmenin Sırları ve İksir kitabını verdi. Kangxi onu okumayı reddetti.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Yüksek Erdemli Kişiye Saygı Duyduğunda Düşman Uzaklaşır

    Çin’de Savaş Ülkeleri döneminde (Zhao’guo, 475M.Ö.-221M.Ö.), Jin Ülkesinden Wei Ülkesine taşınan Duan Ganmu isimli bir adam vardı. O çok yüksek erdeme sahip ve halk tarafından çok fazla saygı duyulan bir kişi idi. Wei ülkesinin kralı Wenhou her zaman Duan Ganmu’nun evinin önünden geçerken bile ona selam veriyordu. Wenhou’nun koruması bir gün, “Siz o adama neden selam veriyorsunuz?” diye sordu. Wenhou, “Bu Duan Ganmu’nun evi değil midir? Bay Duan Ganmu çok yüksek erdeme sahip bir kişidir, ben ona selam vermemeye nasıl cesaret edebilirim?” diye cevapladı.
  • Antik Çin Hikâyeleri: İyi Eylemler İyi Dönüşlerle Karşılığını Bulur

    Antik Çin’de Jiangxi Eyaletinde soyadı Shu olan bir adam vardı. O iki sene boyunca başka bir eyalette eski tip bir özel okulda öğretmen olarak görev yaptıktan sonra aynı memleketten bir adamla birlikte tekne ile evine geri dönüyormuş. Yolda dinlemek için tekneyi durdurmuşlar, Bay Shu sahilde yürürken bir kadının ağlama sesini duymuş. Kadına yaklaşıp niçin ağladığını sormuş. Kadın, “Ağlıyorum çünkü kocam devlete olan on üç ons gümüş (o zaman kullanılan para) borcunu ödemek için beni satmaya karar verdi. Eğer ben gidersem, hala süt içen bebeğime hiç kimse bakamayacak ve o mutlaka ölecek.” diye cevap verdi.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Bir Kişi Doğru Olduğunda, Diğerleri Takip Edecektir

    Li Guang, antik Çin’in Han Hanedanlığında bir generaldi. Longxi Eyaleti, Chengji ilinde (şimdi Gansu ilinin bir parçası olan) doğdu. General Li’nin hem savaş yetenekleri hem de yaratıcı kabiliyeti fevkaladeydi. Xiongnu ile yetmiş seferden fazla savaşmıştı ve olağanüstü başarılar elde etmişti. Xiongnu ona “Han Hanedanlığının Uçan Generali” adını takmıştı ve onun yüzünden merkezi düzlükleri istila edememişti. Li Guang çok gençken bile orduyu savaşlara götürdü. Kırk yıl boyunca 2.400 taş tahıla (bir birim tahıl için ölçü 100 litreye denktir) denk olan bir maaş kademesinde bir görevli olarak hizmet verdi. Her zaman dürüsttü ve her zaman primlerini astları ile paylaştı.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Dürüst, Namuslu ve Güvenilir Bir İnsan Ol

    Liang Guozhi, antik Çin’in Qing Hanedanlığı İmparatoru Qianlong döneminde (1735 – 1796 M.S.) yaşayan bir adamdı. O iyi kalpli, dürüst ve namusluydu. Aşırı derecede akıllı ve çocukluğundan beri öğrenmekten hoşlanmıştı. Daha 17 yaşındayken, vilayete ait milli servis sınavında birinci oldu. 24 yaşındayken, imparatorun sarayında düzenlenen imparatorluğa ait milli servis sınavında birincilik kazandı. Bir devlet lideri olduktan sonra, memleketindeki yaşlı insanları unutmadı. O sıkça kendi maaşıyla memleketindeki çiftçilere yardımlar yaptı. Nerede görev yaparsa yapsın, daima normal kişilerin refahını düşündü ve onlara yardım etti.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Kayıp Sıkıntısı Çekme Bir Takdistir

    Günümüz insanlar her çeşit kayıptan korkarlar ve bu yüzden kendileri yerine diğer kişilerin sıkıntı çekmesini tercih ederler. Fakat yaşlı Çinliler sıkça çocuklarına ve torunlarına kayıp sıkıntısı çekmenin kötü bir şey olmadığını tembihler. Tarih boyunca, kayıplarına katlanabilmeyi bilmiş birçok erdemli kişi vardır ve onlar da kendi çocuklarına ve torunlarına böyle öğrettiler. Kayıp sıkıntısı çekme bir insan için kolay değildir, çünkü o kişinin dayanmak için yüce gönüllülüğüne ihtiyacı olmaktadır. O utandırılmaya dayanabilmeli ve sıkıntılı durumlara kendini alıştırabilmelidir.
  • Antik Uygulama Hikâyeleri: Görülmez Var Oluş

    Bir zamanlar, Buda okulunda bir Üstat ile xiulian uygulaması yapan bir öğrencisi varmış. Öğrenci bir gün, Üstadı ile meditasyon yaparken birden “Üstadım, Sonsuz Mutluluk Cennetini göremiyorum. Ben onun var olduğuna nasıl inanabilirim?” diye sormuş. Üstadı hiçbir şey söylemeden kalkıp bu öğrenciyi çok karanlık bir odaya götürmüş ve “Odanın köşesinde bir çekiç var.” demiş. Odada zifiri karanlık olduğundan öğrenci gözlerini ne kadar fazla açarsa açsın çekici görememiş ve Üstadına hiçbir şey göremediğini söylemek zorunda kalmış. Bunun üzerine Üstadı bir mum yakmış. Mum ışığı ile birlikte bir çekicin odanın köşesinde durduğu görüldü.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Zihindeki Değişim, Kaderi Değiştirir

    Çok uzun bir zaman önce miskin ve oburluğuna çok düşkün bir genç bir adam varmış. Bu adam, köyünde yaşayan bir bayanı durmaksızın rahatsız etmiş ve hayatı boyunca tek bir gün bile dürüst, namuslu bir iş yapmamış, sadece ailesinden ve de komşularından bir şeyler çalarak hayatta kalıyormuş. Çok fazla günah işlediği için, köyde bulunan herkes onun huzur içinde ölmeyeceğini söylüyormuş. Nihayet en sonunda ecel günü gelip çatmış. O gün gök gürültüsü ve yıldırım gökyüzünü kaplamış, kara bulutlar azgın dalgalar gibiymiş ve gök gürültüsünün vahşi gürültüsü dağlık bölgeye doğru birbiri ardına patlamış.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Kötülüğe Karşı İyilik Yapmak Düşmanlığı Yok Eder

    Ming Hanedanlığı döneminde, Changzhou’da yaşayan Wu Zitian adında bir adamın adı Sun olan çok iyi kalpli bir karısı vardı. Wu Zitian, üvey annesinin ona karşı zalimce davranması yüzünden sık sık sabrının tükendiğini hissediyordu. Karısı Sun, kendinden yaşça büyük birine saygısızlık yapmaması için sürekli onu sakin kalması yönünde telkin ediyordu. Babasının ölümünden sonra, üvey annesi babasının parasını kendi için saklamış ve hepsini kendi öz oğluna vermişti. Üstelik tüm verimli arazileri de kendi oğluna verip, kızgın ve onunla kavgalı olan üvey kardeşi Wu Zitian’a ise sadece verimsiz küçük bir arazi bırakmıştı.