Meditasyon ve Karakterlerimizin Gelişimi

2006 Falun Dafa Tecrübe Paylaşım Konferansında Sunulmuştur
 

Shifu'muza ve bütün sevgili uygulayıcılara selamlar!

Bugün, meditasyon ve kişinin xinxing’ini geliştirmesi ilgili deneyimimi paylaşmak için buradayım. Lütfen uygun olmayan bir şey varsa beni düzeltin.

Ben 1998 yılında bir Falun Dafa uygulayıcısı oldum. Uygulamamın başlangıcında, Daha önce çift bacak çaprazlayarak meditasyon yapmadığım için tek bacağımı diğer bacağımın üzerine koyup bağdaş kurarak meditasyon yapmaya başladım. O halde bile, meditasyon yapmak oldukça acılı bir işti. O zaman, uygulama alanının asistanı meditasyon müziğini ilk dört egzersizi bitirdikten hemen sonra başlatırdı. Çift bacak çaprazlayarak meditasyona çabucak başlayamadığım için asistana karşı kalbimde, her zaman şikâyet ederdim. Yeni başlayan bir kişi olarak benim durumumu göz önünde bulundurmadığı ve meditasyon için bacaklarımı yerleştirmeden müziği başlattığı için onu suçlardım. Ama bundan sonra, Shifu’nun bizden içsel benliğimizi geliştirmemizi istediğini hatırladım. O yüzden kendim hakkında neyin yanlış olduğunu bulmak için içimi araştırdım ve her zaman başkalarından beni beklemeleri için talepte bulunmamam gerektiğini kavradım. Neden kendime daha ciddi davranıp, çift bacak çaprazlamasını daha çabuk yapmıyordum? Bu yolla, asistanla ilişkimi düzeltebilirdim.

O zaman, uygulama alanında, acıya dayanabilen birçok uygulayıcı arkadaşımız vardı. Meditasyon sırasında her zaman dik olarak oturduğu için hiç acı çekmiyormuş gibi meditasyon yapan bir uygulayıcı arkadaş vardı. Yine de, meditasyon sırasında her zaman acı içinde olduğunu biliyordum çünkü onun yanında meditasyon yaptığım zaman ağır bir şekilde nefes aldığını duyuyordum. O halde bile bir santim bile kıpırdamadan oturuyordu.

Onun yanında, o zaman karmasını yok eden bir uygulayıcı arkadaş daha vardı. Diz kapağının iç tarafındaki deri yarılmıştı ve o da onu sade suyla yıkamak dışında onu tedavi etmemişti. Bunun yanında, uygulayıcı ne zaman meditasyon yapsa, yarasından kan ve irin akmasına rağmen, hiç durmadan bir saat meditasyon yapıyordu.

Acıya kendini teslim etmeme konusunda bu uygulayıcıların azmi benim gibi yeni başlayanlara çok büyük yardımdı. Kalbimi sakinleştiremediğim bir zaman dönemi oldu, bu yüzden geçmişte olduğu gibi 45 dakika boyunca çift bacak oturuşunu yaparak meditasyon yapamadım. Meditasyon 20 dakikadan daha fazla sürmüyordu. Uygulayıcı arkadaşların azimli olmam konusundaki cesaretlendirmeleri ve sürekli olarak kendime bırakmamı söylememe rağmen, meditasyonuma 20 dakikadan daha fazla süre devam edemiyordum. Daha sonra kendime uygulamaya yapmaya en baştan başlamam gerektiğini söyledim ve yarım saatlik bir meditasyon süresi ile başladım. O yarım saati geçene kadar ısrarla devam ettikten sonra, her şey normale dönmüştü. Meditasyonumu yine 45 dakika yapabiliyordum. Tüm bu süreç boyunca, sadece uygulayıcı arkadaşlar tarafından cesaretlendirilmedim aynı zaman da sonuna kadar dayanmanın ruhunu da öğrendim ve “azminde” sadece onun hakkında konuşularak ulaşılabilecek bir şey olmadığını anladım. Buna sadece xinxing’iniz de bir gelişme olduğu zaman ulaşabilirsiniz.

Bir kere meditasyon yaparken, uygulayıcı bir arkadaşım dişlerimi gıcırdatmamamı söyledi. O zaman, üst ve alt dişler arasında bir boşluk bırakarak ve dudaklarımızı kapatarak meditasyon yapmamız gerektiğini düşündüm. Bunu zaten kendim bilmiyor muydum? O yanılıyor olmalıydı. Eve gittikten sonra, yanlışı olanın uygulayıcı arkadaşım olduğunu düşündüm. O anda, Shifu’nun sözlerini hatırladım, “Bir kişinin uygulamasında hiçbir şey sebepsiz meydana gelmez.” Peki, benim problemim neredeydi? Meditasyon yaparken bacaklarım ağrıdığı için değişik yönlere doğru eğildiğimi fark ettim. Daha sonra meditasyon sırasında zihnimde olan şey bütün acıya rağmen sonuna kadar devam etmek oldu. Bu cesaretlenme ile “bu bir saat acı çekmeyle geçen saat, bir saat rahatlık içinde olmak için geçen bir saattir, o halde neden ben bir saat dayanmayayım?” bir uygulayıcı arkadaşım ile paylaştım ve bu düşünceler üzerine, ikimizde meditasyonumuzda her seferinde en azından bir saat sabrettik. O anda, çift bacak oturuşu yapıp, sırtımı ve boynumu dik tutup, üst ve alt dişlerim arasında boşluk bırakıp, kalbimde şefkatin yükselmesine ve barış dolu bir yüz ifadesi göstermeye çalıştım. Takıntımı kalbimde bıraktıktan sonra, bacaklarım hala ağrıyordu ama kalbim artık ondan etkilenmiyordu. Şimdi, bacaklarımdaki ağrıya rağmen meditasyon yaptığım sırada huzur dolu bir yüz ifadesini koruyabiliyorum.

Egzersiz alanında, bir uygulayıcı sık sık benim egzersizlerimin diğerlerinkinden her zaman daha hızlı olduğunu söyleyerek onları eleştirdi. O noktada, hareketlerimin şu anda olduğundan çok daha doğru olduğunu hissettim. Onun uygulamasının düzgün olmadığını söyledim ve o da kendi problemini gördü. Her nasılsa, “benim hareketlerimin diğer kişilerinkilerden çok daha hızlı olduğunu söyleyerek benim egzersizlerimi eleştirmeyi sürdürdü. Ben de Shifu’nun Fa’sı olan Daha İleri Yükselmeler için Esaslar kitabından “Değişmez olanı” hatırladım.

“Ufacık bir farklılık olmadan, nasıl herkesin hareketlerinin aynı olması beklenebilir? Aklınızı böyle saçmalıklara odaklamayın.”

Ben de bunu kendi kusurlarımı kapatmak için kullandım. Yine de, bu uygulayıcı beni eleştirmeye devam etti. Bu noktada, ben de kendi kendime eğer probleme, el hareketlerimin gereğinden fazla hızlı olması ve benim de onun hareketlerinin düzgün olmamasını eleştirmem gibi yüzeyde gözüken bütün problemleri temel alarak bakacaksak, sadece birbirimizi suçluyor olacağız diye düşündüm. Bunun bana ne yararı olabilirdi ki? Ben Shifu’nun anlattığı Çin Komünist Partisinin düşünüş şeklini izleyemem:

“Siz kendiniz iyi yapamadınız. Bana ne yapmam gerektiğini söylemeyin. Eğer bana ne yapacağımı söylüyorsanız, ilk önce kendiniz her şeyi iyi yapmalısınız.” (Uluslararası Batı Amerika Konferansında Fa’yı Öğretirken)

Onun hareketleri doğru olmasaydı bile, benden hala hareketlerimi düzgün yapmamı isteyebilirdi. Bu arada, bu gibi bahanelerle eleştiriyi ret ediyordum. Sonunda kendi problemimi gördüm. Kendimle ilgili daha disiplinli olmalıydım ve daha iyi bir iş çıkartmalıydım. O zamandan beri, onun yorumlarını eleştiri olarak almaktansa, kendi iyiliğim için olduğunu düşündüm. Ne zaman hareketlerim düzgün olmasa, onun yorumlarını kendimi uygulamam üzerine konsantre olmam için bir hatırlatma olarak kullandım.

Sabah dört veya beşte, parkta meditasyon yapmak ve doğru düşünceler göndermek için kalktığım her zaman, Falun resmini önüme koydum. Kendime sadece kendimin uygulama yapmadığını ve daha fazla sayıda insanın Falun Gong’u öğrenmesine olanak tanıdığımı söyledim. Kendi kendime meditasyon sırasında hiç kimse beni seyretmeden dimdik oturmaya dayanıp dayanamayacağımı sordum. Başkaları bizi seyrediyor. Eğer meditasyon sırasında dik oturmazsak, onlara nasıl bir izlenim vereceğiz. Eğer hepimiz kendimizden başlarsak, meditasyon sırasında dimdik oturmayı kendimizden beklersek, bu doğru imajı ortaya koymak değil midir? Bu süreç sırasında, dimdik oturamayan bazı uygulayıcılar olabilir. Başkalarının gözünde, meditasyon yaparken aslında dik oturamıyorlar, ama kendi kalplerinde, kendilerine karşı disiplinli davranıp davranamadıklarını ve meditasyon sırasında dik oturup oturamadıklarını çok net bir şekilde biliyorlar. Benzer şekilde, xiulian uygulamamızda ve uygulama sürecinde, başkaları bizim iyi yapmadığımızı gördükleri zaman, bu kendimize karşı yeterli derecede disiplinli olmadığımız, kendi beklentilerimiz konusunda gevşediğimiz veya daha iyi olma sürecinde olduğumuz anlamına gelmiyor mu? Cevap kendi içimizde yatıyor. Eğer sadece probleme yüzeysel olarak bakarsak, uygulayıcı arkadaşlarımızın yetersizlikleri ana nokta haline gelebilir ve bizim aramızda bölünmelere yol açabilir. Shifu bize “2003 Lantern Festivali Batı Amerika Fa Konferansında” şöyle söyledi:

“Bir bütün olarak Dafa öğrencileri, Fa’yı yayma sürecinde, beraber bir uyum içinde çalışırsanız, Fa gücü muhteşemdir.”

Bu durumda kendime sormalıyım, kendimi kanıtlamak mı daha önemli yoksa Falun Dafa mı? Xiulian uygulaması ve egzersizleri yapma sürecinde, kim hata yapmaz ki? Hepimiz hata yapıyoruz. Bu yüzden, ben başkalarının hatalarını kabul etmeliyim, bütün kötü düşüncelerimi ve fikirlerimi temizlemek için Falun Gong öğretilerini kullanmalı ve Falun Dafa uygulamak ve kendimi geliştirmek için olan bu önemli şansı kullanmalıyım. Bildiğim tek şey Shifu’nun bana en iyisini verdiğidir. Shifu’yu dinleyip kendimi geliştirmede elimden gelenin en iyisini mi yaptım? Shifu’ya sıklıkla “Shifu, endişelenme, kesinlikle elimizden gelenin en iyisini yapacağız.” diyorum.

Şimdi Fa-düzeltmesi en son safhasında, bu tıpkı bir sınavda oturmak gibi, gözcünün zili her an çalabilir. Zil çalınca, herkes yazmayı bitirecek. Ondan sonra yazılan hiçbir şey geçerli olmayacak. Bu yüzden, kendimizi beğenmiş olmamalıyız ve Dafa’ya son derece önem vermeli, iyi olarak geliştiremediğimiz parçalara bakmalı ve yaptıklarımızı iyi yapmalıyız. Bazen Shifu’nun bizim için ne kadar çok şeye katlandığını düşünüyorum ama o bizden hiçbir şey istemiyor. Shifu’nun yüce gönüllülüğünün karşılığını nasıl kat kat ödemeyiz. Okuldaki öğretmenler öğrencilerinden onları eğitmeleri karşılığında herhangi bir şey istemezler. Öğrencilerinin hepsinin çalışmalarında iyi sonuçlar elde etmelerini isterler. Tıpkı okuldaki öğrenciler gibi, sadece kendimi geliştirmek için elimden gelenin en iyisini yapabilirim ve xiulian uygulama sonuçlarını merhametli olarak bize sunduğu kurtuluşu geri ödemek için kullanabilirim.

Here is the article in English language:
http://en.clearharmony.net/articles/a38564-article.html

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.