Almanya: "ÇKP Diktatörlüğünün Bu Tür Şeyleri Yapması Mümkündür”

29 Mart 2007’de Berlin’deki Stalinizm Kurbanları Anıtı Kütüphanesindeki toplantı salonu komple doluydu, hatta bazı katılımcılar sandalye bulmakta zorlandılar. Alman katılımcıların hepsinin “Çin Komünist Partisinin Canlı Falun Gong Uygulayıcılarından Organ Toplaması” üzerine düzenlen seminer oldukça ilgilerini çekmekteydi. Frankfurt merkezli Uluslararası İnsan Hakları Topluluğu ve Alman Epoch Times gazetesi, Kanadalı ünlü insan hakları avukatı David Matas ve Kanada eski Dışişleri Asya-Pasifik Bölgesi Sekreteri David Kilgour’u hazırladıkları bağımsız araştırma raporlarını sunmaları için seminere davet ettiler.

Kanadalı ünlü uluslararası insan hakları avukatı David Matas (Sağda) ve Kanada eski Dışişleri Asya-Pasifik Bölgesi Sekreteri David Kilgour (Solda)

Almanya’da yaşayan bir Falun Gong uygulayıcısı olan Liu Wei, bir tanık olarak seminere katıldı. Kendisi 2001 yılının Eylül ve 2003 yılının Ocak ayları arasında tutulduğu Pekin Kadın Zorunlu Çalışma Kampında yaşadıklarını anlattı. Bütün Falun Gong uygulayıcılarının her zaman detaylı vücut kontrollerinden geçtiğini ama diğer tutuklulara aynı şekilde davranılmadığını söyledi. Liu Wei, çalışma kampında özellikle acımasızca dövülen, uzun saatler boyunca ayakta durmaya zorlanan, uyumasına izin verilmeyen, zorla Falun Gong’u karalayan propaganda videoları izlettirilen saatlerce köle gibi çalıştırılan Falun Gong uygulayıcılarının sağlıklarının önemsendiğinin düşünülemeyeceğini söyledi. Tüm bu işkencelerin sonucu olarak onlar fiziksel ve psikolojik olarak yaralanmaktadır.

Seminerden sonra yapılan röportaj sırasında Stalinizm Kurbanları Anıtı Kütüphanesi çalışanlarından biri olan Bayan Popiolek, “İki Kanadalı araştırmacının raporu gerçekten şok ediciydi ve ifadeler çok ikna ediciydi. Onların sözcükleri karşısında izleyicilerin büyük çoğunluğu çok şaşırdı. Onlar herkesi gerçekten etkiledi.” dedi.

Emekli bir doktor olan By Steudel, ertesi gün bir telefon röportajı sırasında, “Seminerden sonra bu konuyla ilgili düşüncelerimi durduramadım. Geçmişte ÇKP’nin organ topladığına dair bazı materyaller görmüştüm ama bunun bu kadar büyük bir ölçüde olduğunu tahmin etmemiştim. Seminerden sonra eve döndüm ve ÇKP’nin canlı Falun Gong uygulayıcılarından organ toplaması hakkındaki raporu okudum. Ben bu rapordaki kanıtların çok yeterli olduğu kanısındayım. Ama seminerde bahsedildiği gibi kesinlikle gerçek kanıtlar –doğruları yasal yollardan bulmaya çalışmak- değildir. Yine de bizler Nazi Almanya’sındakine benzer şeyler bulduk. Diğer ülkelerdeki insanlar Almanya’da yaşananları duydukları zaman, ‘inanamam, imkânsız’ olduğunu söylediler ve ben burada aynı olayın tekrarlandığını düşünüyorum. Ben şimdiden internetten bu raporu indirdim ve arkadaşlarıma yolluyorum, onu okumalarını ve diğer kişilere de yollamalarını istiyorum.” dedi.

Film yapımcısı Jungnickel, Komünizmin totaliter sistemini çok iyi bildiğini ve Doğu Almanya’daki Komünist barbarlığı hakkında birçok belgesel yaptığını belirtti. O, “Bu konu insanların zihinlerinde derin izler bıraktı, Çin’de olanlar ile ilgili çok az bilgi açığa çıktığı için birçoğumuz için bu çok yenidir. ÇKP diktatörlüğünün insanlık dışı doğası ile böyle bir şey yapması mümkündür. Meydana gelen bu olay, ekonomisini ne kadar geliştirirse geliştirsin, siyasal sistemi hala dar görüşlü ve otokratiktir.” dedi.

Seminerin ikinci gününde Almanya’nın en büyük gazetelerinden biri olan Die Welt çok uzun bir haber yayınladı. ÇKP tarafından 1 Temmuz 2006 tarihinde organ ticaretini yasaklayan bir yasa çıkarılması ile ilgili olarak haberde bağımsız Kanadalı araştırmacı Kilgour’un kelimelerine yer verildi: “Çin’de bir yasanın çıkarılması ve uygulanması arasında her zaman büyük bir zaman aralığı vardır.” Haberde ayrıca geçen Kasım ayında acil böbreğe ihtiyacı olduğunu söyleyerek Pekin’deki iki hastaneyi arayan Belçikalı Parlamenter Patrik Vankrukelsven’in yaptığı görüşmelere yer verildi. Her iki hastanede 50.000 Avro karşılığında hemen uygun bir böbrek bulabileceklerini ifade ettiler. Geçen yıl Temmuz ayında bu yasa geçmesine rağmen nasıl olurda dört ay sonra bile Çin’de bu faaliyetler devam edebilmekteydi. Biz bundan Çin’deki organ ticaretinin bir yasa ile durmadığını tam tersine günden güne artarak devam ettiğini görmekteyiz.

Almanya’daki bir Falun Gong uygulayıcısı olan Liu Wei, yaşadıklarını anlatırken Stalinizm Kurbanları Anıtı Kütüphanesi çalışanlarından Bayan Popiolek, iki Kanadalı araştırmacının açıklamalarının çok ikna edici olduğunu ifade etti

Here is the article in English language:
http://en.clearharmony.net/articles/a38918-article.html

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.