Almanya: Alman İnsan Hakları Örgütü, Jiang Zemin’e Karşı İspanya’da Açılan Davayı Yorumladı

İspanya Ulusal Mahkemesinden bir yargıcın, Falun Gong uygulayıcılarına karşı yürütülen işkence ve soykırım suçlarında aktif role sahip Çin Komünist Partisi (ÇKP) eski lideri Jiang Zemin dâhil ÇKP’nin üst düzey beş yetkilisi için açtığı dava ile ilgili olarak “Tehdit Edilen Irklar Derneği” Asya ve Afrika Bölge sorumlusu Bay Ulrich Delius ile röportaj gerçekleştirildi.

Alman insan hakları örgütü “Tehdit Edilen Irklar Derneği” tarafından 2002 yılının Nisan ayındaki Almanya ziyareti sırasında eski ÇKP’nin lideri Jiang Zemin’e karşı Uluslararası Anti-İşkence sözleşmesini ihlal ettiği gerekçesi ile Alman Federal Başsavcılığı Ofisinde bir dava açıldı. Bay Delius, bu dernekte 35 yıldır çalışmaktadır ve o yıl Jiang Zemin’e karşı açılan dava ile ilgilenen ana kişilerden biridir.

“Tehdit Edilen Irklar Derneği” Asya ve Afrika Bölge sorumlusu Bay Ulrich Delius

40 yıl önce kurulan ve merkezi Almanya’nın Gottingen şehrinde bulunan “Tehdit Edilen Irklar Derneği”, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen bir sivil toplum örgütü ve Çin’deki insan hakları konusu bu örgütün ana çalışma alanıdır. Örgüte göre, Çin anayasası içinde işkence ve acı çektirmek yasak olmasına rağmen, işkence Çin’deki hapishane ve karakollarda geniş çapta kullanılmaktadır, özellikle Jiang Zemin’in Falun Gong dâhil birçok grup ve azınlığa karşı yürüttüğü büyük baskının ana sebebi ise, bu kişiler kendi inançlarına sahip olmalarıdır.

Muhabir: Merhaba, Bay Delius. İspanyol Ulusal Mahkemesi tarafından Jiang Zemin dâhil ÇKP’nin beş üst düzey yetkilisine Falun Gong’a karşı yürütülen zulümde “soykırım” ve “işkence” suçları işlemekten dava açılmış olduğunu duymuşsunuzdur, bu konu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Delius: Bence bu çok aktif bir adım, Jiang Zemin mutlaka yasal sorumluluğunu almalı. Uluslararası Ceza Hukuku içindeki “Evrensel Yargılama İlkesi”, çeşitli nedenlerle nadiren tüm ülkelerde adli olarak uygulandı. Fakat İspanyol mahkemenin bu defa verdiği karar iyi bir örnek oldu. İnsan haklarını çiğneyen kişiler hangi ülkede ve hangi siyasi konuma sahip olurlarsa olsunlar, insanlar onlara dava açarak mahkemeye gönderebilirler.

Muhabir: “Tehdit Edilen Irklar Derneği”, 2002 yılının Nisan ayında Uluslararası Anti-işkence anlaşmasını ihlal ettiği için Alman Federal Başsavcılığında Jiang Zemin’e karşı bir dava açtı. O zaman Jiang’a dava açmanızın sebebinden biraz bahseder misiniz?

Delius: Biz 10 yıldır devamlı olarak Falun Gong’un yaşadığı zulmü takip ettik, devamlı olarak Çin’deki insan haklarının kötü şekilde çiğnenmesini eleştirdik ve onların Falun Gong uygulayıcılarını tutuklayıp, işkence yapmalarını durdurmaları için çalıştık. Böyle bir durum mutlaka durdurulmalı. Biz de birçok işkence raporu elde ettik ve bu tür suçları açık bir şekilde yasal yollarla durdurulması gerektiğinin farkına vardık.

Çin, uluslararası anti-işkence anlaşmasını imzaladı. Eğer Falun Gong uygulayıcılarına muamelesinde bu anlaşma şartlarını ihlal ederse, o zaman suçlular mutlaka yasal yolla cezalandırılacak. Tam olarak bu sebepten dolayı, biz o zaman Alman Federal Başsavcılığında Jiang’a karşı bir dava açmaya karar verdik.

Derneğimiz bağımsız ve sivil toplum örgütüdür, biz insan hakları çiğnenen gruplar ve azınlıkların sesini duyuruyoruz. Çin ise üzerinde çalışmamız gereken ana ülkelerden biridir, çünkü Çin özellikle inançlara sahip insanlar ve azınlıklara çok ağır bir şekilde zulmetmekte. Bu yüzden, bizim için yasal yoldan hareket etmek çok önemli bir şeydir.

Muhabir: Derneğinizin açtığı dava için, ÇKP hükümetinden herhangi bir tepki var mı?

Delius: Biz açık bir şekilde Falun Gong, diğer gruplar ve azınlıkları destekliyoruz. Bu durumda tabii ki ÇKP hükümetiyle birçok tartışma yaşadık. Onlar devamlı olarak bizi Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen örgütler listesinden çıkartmaya çalıştılar. Biz, ÇKP hükümetinin tehditlerinden korkmayız ve hedefimizden de vazgeçmeyiz.

Çin bunun gibi baskı yaptığı her defa, biz hemen açık bir şekilde, burası Çin değildir ve onların dikkatli olması gerektiğine işaret ettik. Çin’deki insan hakları durumu değişmezse, biz asla tutumumuzdan vazgeçmeyiz.

Muhabir: İspanya’nın bu kararının ÇKP’ye etkisi konusunda, daha başka düşünceniz var mı?

Delius: Çin devamlı olarak bir amaca ulaşmak istedi, yani serbest bir şekilde Çin’e gitmemizi sınırlamaya çalıştı. Aynı şekilde, Çin’deki insan haklarını ihlal eden liderlerin yurtdışına gitmelerini de sınırladı. Örneğin; Jiang gibi bir kişi istediği zaman yurtdışına gidemez, çünkü onun gibi bir kişinin her zaman yurtdışındaki mahkemelerden celp alma riski var ve o durumda bir sürü problemle karşılaşabilir.

Eğer daha fazla ülke Jiang’ın davasına katılabilirse, bu dava o zaman büyük bir etki oluşturur ve o durumda Jiang, Çin sınırı içinde bile istediği gibi hareket edemez. ÇKP’nin kara eli yurtdışına gittikçe daha fazla uzandı, bu yüzden, bu durumu durdurmalıyız ve aynı zamanda, politikacılarımızın da bizim yaptığımız gibi açık bir şekilde bunu tekrar Çin’e açıklamaları gerekir.

Muhabir: Röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkürler.

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.