Geçmiş Karma ve Mevcut Hastalık

Modern tıp çok ilerledi ve sürekli olarak yeni ilaçlar ve tedavi metotları geliştirilmekte. Ama her şeye rağmen insanlar hala hastalanmaya devam ediyorlar ve gittikçe hastalıklar da hep değişik ve tuhaf olmaya devam ediyor.

Bir insan hastalanınca doktora başvuruyor, doktorun yazdığı reçeteye göre ilaçlarını veya iğnelerini alıyor yâda doktor onu ameliyat ediyor. Modern tıp, her bir hastalık türüne göre uygulanan özel iyileştirme yöntemleri olduğunu öne sürüyor. Bu yöntemle, virüslerden ve bakterilerden kaynaklanan hastalıklarla savaşmaya yönelik antibiyotikler ve virüslerden kaynaklanan hastalıkları önlemek için aşılar üretilmişti. Fakat mikroplar veya hastalıklar ilaçlara karşı dayanaklığını koruyunca, hastalıkları iyileştirmek için yeni bir tedavi yöntemini aramaya başlıyorlar. Çok tuhaf ve tanınmayan ve zor tedavi edilen hastalıklara gelince, onları iyileştirmek için güvenilir tedavi yöntemleri yoktur. O tür tedavi edilemeyen hastalıkları olan hastalar çok sık olarak şanslarını eski Çin tıbbı, akupunktur ve qigong gibi başka tedavilerde ararlar. Bu tür tedavi yöntemleri genellikle hastalıkları hafifletmektedir. Neden modern tıp bu tür hastalıkları tedavi edemiyorken, geleneksel tıp tedavi edebiliyor? Sonuç olarak, hastalıkların kaynağı nedir?

Xiulian uygulaması yapan insanlar arasında hastalıkların nedeni, geçmiş hayatlarda biriken karma olduğu kabul ediliyor. İnsanlar sadece tek bir hayat yaşamıyor, bir sürü hayat yaşıyor ve zamanla işlenen günahlar birikir. Ne kadar fazla günah işlemiş ise, o kadar da bu hayattaki hastalığını iyileştirmek zor olur. Geçmiş hayatlarda biriken karmalar, bu yaşıyor olduğumuz gerçek hayattaki hastalıkların kaynağıdır. Toplumun insanlarının çoğunluğuna bu yeni modern hastalıklar çok tuhaf ve hatta zaman zaman inanılmaz gibi de geliyor. Aslında şu anki zamanda hastalıklarını tedavi ederken bu olguları da hesaba katan bazı insanlar da var. Gerçekte birçok muhafazakâr bilim adamı birçok araştırma yapmış ve bu sorunları kontrol etmiştir. “Geçmiş hayatların tedavisi” sadece bir sıradan örneklerin biridir.

Batıda “Geçmiş yaşam terapisi” bilim toplumunun gittikçe daha fazla merakını çekmeye devam ediyor. Profesör Gina Cerminara tarafından yazılan “Birçok Konaklar” kitabında, Edgar Cayce tarafından, hastasının geçmiş hayatıyla tanıştıktan sonra uygulanan tedavi anlatılıyor.

Edgar Cayce görünmeyen şeyleri görebilen (üçüncü gözü açık) bir insandı ve hastalarını birçok mil uzaktan bile görüp teşhis koyabilen ve tedavi edebilen birisiydi. Örnek niyetinde, Cayce’nin birçok hastasından biriyle gerçekleşen bir olayı ele alalım.

On bir yaşındaki bir çocuk iki yaşından itibaren devamlı yatağını ıslatıyordu. Üç yaşına bastığında annesiyle babası onu psikologlara tedavi için götürdüler. Bir sene süren tedaviden hiçbir sonuç alamadılar. Annesiyle babası onun hastalığına tıbbi yardım bulabilmek için çok fazla zaman ve çaba harcadılar. Fakat on bir yaşına geldiğinde bile çocuk yatağını ıslatmaya devam ediyordu.

Çocuk on bir yaşına geldiğinde annesiyle babası onu Edgar Cayce’ye tedavi etmesi için götürmeye karar verdiler. Çocuğun geçmiş hayatlarını inceledikten sonra Cayce, çocuğun XVII. yüzyılda bir İngiliz piskopos olduğunu gördü. O piskopos mahkûmlara dava süreci boyunca zülüm ediyormuş. İşkencelerinden bazıları; bir mahkûmu bir tahtaya bağlayıp ara ara buz gibi soğuk suyun içine sokturuyormuş.

Bu yaptıklarının karşılığında biriktirdiği günahlar çocuğun bu hayatta böbreklerinde iz bırakmış, bu şekilde günahlarının karşılığını ödeme fırsatı verilmiş. Hastalığın nedenini bulduktan sonra tedavi için bir umut görüldü. Çocuk uyumak için yatağına yattığında annesiyle babası yanına oturuyor ve ona bunun gibi cümleleri tekrarlıyorlardı: “Sen insancıl ve merhametli bir insansın. Herkese iyilik dileyen, karşılaştığın insana yardım eden birisin.” Dokuz senede ilk defa çocuk gece uykusunda yatağını ıslatmadı. Anneyle baba bu ruhani terapiyi birkaç ay devam ettirdiler ve ileride çocuk tamamen bu hastalığından kurtuldu. O zamandan itibaren çocuk tamamıyla yeni bir insana dönüştü, herkes artık onu seviyordu. Gerçekten de iyiliksever, dürüst ve başkalarına karşı oldukça hoşgörülü birine dönüştü.

Biz geçmişte biriktirdiğimiz günahlardan, bedenindeki kirleri suyla durulayıp gidermek gibi öylesine kolayca arınamıyoruz. Eğer fasulye ekersen fasulye biçersin) eğer kavun ekersen kavun biçersin. Geçmişte biriken karma bu hayatta acı verir. Kuşaktan kuşağa iletilen eski bir atasözü olan “İyilik ve kötülük kendi hakkını bulur”, bu hayatta olup bitenlerin gerçek nedenini ve hayattaki olayların sonuçlarını anlatmaktadır.

Çince metin: http://www.zhengjian.org/zj/articles/2002/11/13/19213.html
İngilizce metin: http://www.pureinsight.org/node/1279

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.