Neden İçimize Bakıp Aramalıyız ve Sadece Kendi İçimize Bakıp Aramalıyız

Daha önce sadece şunu biliyordum, maden Shifu tarafından içime bakıp aramam söylendi, o zaman bir uygulayıcı olarak sadece Shifu’nun lafını dinleyerek içime bakıp arama yapacağım, bunda hiç sorun yok zaten. Fakat yakın zamanlarda, Shifu neden bize böyle yapmamızı öğütledi, yani neden karşı tarafa hiç bakmamalı, sadece kendi içimize bakıp aramalıyız, üstelik ne olursa olsun bütün hatalar bende konusunu daha iyi bir şekilde kavradım.

Genelde bir kişi vücudunda sancı ya da rahatsızlık hissettiği zaman, “Galiba hasta oldum.” diye düşünür. Bu sancılar ve rahatsızlıklar insana bir uyarı anlamına gelmektedir, yani insana “Sende bir problem var.” diye haber verir.

Bu, genel bir yaşam bilgisidir. Herkes böyle bir durumla karşılaşınca, doğal olarak ve içgüdüsel kendine bakarak problemin nerede olduğunu bulmaya çalışır, üstelik bulmak için doktorlara da gidip yardımı ister. Böyle bir durumla karşılaştığında, hiç kimse problemin nerede olduğunu bulmak için kalkıp başka kişiye bakmaya gidemez. Kim kendi başı ağrıdığında gidip başka bir kişinin başına bakıyor? Böyle bir kişi kesinlikle yoktur. Kişi belki aradıktan sonra “Evet, soğuk aldım.” diye anlar ve soğuğun hastalığının dış nedeni olduğunu düşünür. Fakat aynı hava şartında ve herkes aynı ortamdayken, neden sadece sen soğuk almıştın? Bu konuyu Çin tıbbı doktorları biraz daha net görürler: sorun ana olarak kişinin kendi probleminden kaynaklanıyor, örneğin kişinin vücudu zayıf olduğunda veya kan eksikliği yüzünden kişi daha kolayca soğuk alır ya da hastalıklara yakalanır. Dolayısıyla, ana neden kişinin kendi (içsel) probleminin dışsal problemi davet etmesidir.

Bu işte insan dünyasındaki ilkedir. Bir uygulayıcı için de aslında aynıdır. Günlük yaşamımızda veya uygulamamız esnasında karşılaştığımız (sıradan insanın standardına göre) mutsuz, rahatsız veya üzücü şeylerin aslında hepsi karmalarımızdan ya da takıntılarımızdan kaynaklanmıştır. Tıpkı kişinin vücudunun bir problem varken, sancı, rahatsızlık, güçsüzlük vesaire belirtiler yoluyla uyarması gibi. Bir uygulayıcının karşılaştığı mutsuz, rahatsız veya üzücü vs. şeyler de aynı şekilde ona ima ya da uyarı vermektedir, yani ona “Sende bir problem var.” diye haber vermektedir. Aksi takdirde, eğer bir uygulayıcının ne karması ne de takıntısı hiçbir şeyi yoksa o zaman onun yaptığı herşey pürüzsüz olmalı, hiç mutsuz, rahatsız veya üzücü şeyleri de olmalı, fakat böyle bir durumda olabilecek kişi sadece Tanrı olabilir. Bu yüzden, bir uygulayıcı olarak mutsuz, rahatsız veya üzüntülü bir durumdayken, her şeyden önce kendi içine bakmalı ve Fa’nın ilkelerine göre kendi için aramalısın.

Sadece ve sadece kendi içine bakıp ara, başka kişiye bakma ve karşı tarafın doğru ya da yanlış olduğunu hiç düşünme. Neden? Başka bir sebep daha var, çünkü bu evrendeki Fa’nın ilkesi herşeyi otomatik olarak sınırlamaktadır, otomatik olarak kontrol ediyor ve rol oynuyor. Otomatik ne demek? Hiç kimsenin ilgilenmesine ihtiyaç duymaz. Aslında Üç Diyar içindeki herkes böyle bir durumdadır. Uygulama yapmayan sıradan insanlar da Fa’nın bu ilkesini bilmelere rağmen, aynı şekilde evrenin karakteri ve Fa’nın ilkeleri tarafından sınırlanmaktalar. Bu boyutta ne edindiğin neyi kaybettiğin, bunlar hiç önemli değil, aslında diğer boyutta neyi edindiğin ve neyi kaybettiğin daha önemlidir. Bu boyutta biri sana iyi ya da kötü laf söylese bile, hiçbiri gerçek değildir. Eğer biz gerçekten Shifu’nun öğrettiği Fa’nın ilkelerine inanıyorsak, o zaman biz kendi isteğimizle sadece kendi içimize bakıp arayacağız ve hiçbir şekilde başka kişinin hatasını ya da yanlışlığını aramayacağız. Neden? Çünkü Fa’nın ilkesinin sınırlaması ve cezalandırması var. Eğer başka kişi yanlış bir şey yapmışsa, evrendeki Fa’nın ilkesi onu bırakmaz ve onun yaptıklarına göre erdem ya da karması dengelenecek. Bu durumda, başka kişinin doğru ya da yanlış yaptığını değerlendirmemize daha gerek var mı? O yüzden, sadece kendimizi iyice kontrol etmemiz yeterlidir. Eğer herkes böyle anlayabilir ve yapabilirse, o zaman ne mutsuz, rahatsız ne de üzgün hiçbir şey kalmaz. Dahası, çoğu zaman kişilerin arasındaki karmik ilişkiyi henüz göremiyoruz, dolayısıyla, her olay hakkında yorum yapmak yerine en iyisi konuşma kontrolü uygulamalıyız. Yine de, bir uygulayıcı merhamete sahiptir, bazen bir problemi görünce karşı tarafa işaret edebilir ve uyarı verebilir, fakat bunun da bir sınırlaması var, hiçbir şekilde takılmamak gerekir. Karşı tarafın dinleyip dinlemeyeceği, kabul edip etmeyeceği bize bağlı değildir. Üstelik her olay ardında aslında önceden tayin edilmiş olan ilişkiler de içermektedir. Bu yüzden, hatırlamamız gereken şey, bir şey ile karşılaşınca ne olursa olsun mutlaka kendi içimize bakıp arayacağız. Sadece ve sadece kendimize bakacağız ve kendi içimizi arayacağız.

Çince metin: http://www.zhengjian.org/node/115133

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.