Merhamet ile Gerçekleri Anlatırken Toleranslı Olabilirsiniz

Birinci Orta Doğu Falun Dafa Tecrübe Paylaşım Konferansından
 

Tüm canlılara kurtuluş sunan yüce Shifu’ya Hürmetler. Çin’deki en zor şartlar altında gerçekleri anlatan cinli uygulayıcılara selamlar, tüm dünyadaki bütün Dafa uygulayıcılarına selamlar, bize bu paylaşım konferansında tecrübelerimizi paylaşmamıza imkân veren Türk uygulayıcılara ise özellikle çok teşekkürler. Bu konferansa katıldığım için çok mutluyum.

Tıpkı burada bulunana herkes gibi bende kendimi Fa’yı edinebildiğim için dünyanın en şanslı insani olarak görüyorum. Çünkü Fa bu dünyadaki Varolsu nedenim hakkında bana açık ve net bir anlayış kazandırdı. Hayatın anlamını ve ölümün nedenini anladım. Fa, içinde bulunduğum bencillik cehenneminde cennete gidebilecek bir yolun kapısını açtı. Fa’yı edindikten sonra artık bekleyişimin bittiğini, yıllardan sonra en sonunda en büyük hayalimin gerçekleştiğini tam anlamıyla hissettim.

Shifu’nun öğretisi sayesinde bu gezegene neden düştüğümüzün hikâyesini öğrenebildik. Doğruluk, Merhamet, Hoşgörü’nün bu evrenin karakteristik özelliği olduğunu ve bencilliğimiz yüzünden bizim bu karakteristik özelliklerden ne kadar çok uzaklaşmış olduğumuzu keşfettik. Kurtulmamızın tek yolunun xiulian uygulayarak gerçek benliğimize dönmemiz ve bunun içinde, bu en önemli ilkeleri benimsememiz gerektiğini anladık ve Shifu bize geriye dönmemizi mümkün kılan bu yolda yapılması gereken 3 şeyi gösterdi: Fa’yı çalışmak, doğru düşünceler göndermek ve gerçeği anlatmak.

O andan itibaren aydınlanmaya doğru olan yolculuğuma başladım, bu yolculuk sırasında başkalarının hatalarına bakmak yerine, kendi takıntılarımı fark etmek için kendi içime bakmayı, bencillik yerine merhametli olarak tüm yasayan canlılara kurtuluş sunabilmeyi öğrendim. Bu yolculuk sırasında değişik birçok şeyle karşılaştım. Rüyalarımda bile. Bunların bazıları iyi, bazıları kötüydü.

Çoğu zamanlar ne yapacağımı bilemedim ya da yanlış şeyi yaptım. Fakat yavaş yavaş olayların nedenini daha iyi anlamaya başladım. Tıpkı Shifu’nun dediği gibi bir şeyleri tam olarak bilememekten bilmeye ve anlamaya başladım. En sonunda insanları kurtarmaya adanmış bir kalbin takıntılarımı görmemde ne kadar önemli olduğunu anladım. Çünkü insanları kurtarmaya yardım ederken karşıma çıkan zorlukların tamamen takıntılarım yüzünden olduğunu gördüm. Bütün bu zorlukların içinde takıntılarım saklanmıştı. Bu yüzden canlıları kurtarmak, takıntılarımın ne kadar derin ve ne boyutlarda olduğunu anlamama yardım etti. Ve anladığım şey şu: Merhametli bir kalple aşamayacağım hiç bir zorluğun olmadığı. Diğer insanlardan gelebilecek hiçbir negatif özellik, benim onları kurtarma çabalarımı engelleyemezdi.

Gördüğüm bir rüya doğru düşünceler göndermekte yeterince ciddi davranmadığım bir dönemde tam zamanında uyanmama neden oldu.

Shifu’nun canlıları kurtarmak için doğru düşünceler göndermemiz gerektiğini söylediği ilk andan itibaren bunu yapmak için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Fakat işim yüzünden bunu yeterince iyi yapamadım ve ayrıcada yeterince konsantrasyon sağlayamadım. Bu görevi daha iyi yapmak için doğru düşünceler göndermek için gece yarısını seçtim. Böylece beni rahatsız edecek hiç bir şey olmayacak ve gerekli ortam sağlanmış olacaktı. Sadece gecenin bir saatinde uyanma zorluğuna katlanmam gerekiyordu. Bunu uzun bir zaman yaptım. Bazen doğru düşünceler gönderme saatine kadar Fa okuyarak, egzersizleri yaparak ya da Dafa işleriyle ilgilenerek uyanık olarak bekledim. Bazen de çalar saatle uyanarak doğru düşünceler gönderip tekrar yattım.

Bu, bu şekilde uzun zaman hiç fire vermeden devam etti. Fakat yavaş yavaş doğru düşünceler göndermeye gerekli ciddiyeti gösterememeye başladım. Doğru düşünceler zamanı gelmeden bir kaç dakika önce biraz ara vereyim derken çoğunlukla uykuya dalıp, doğru düşünceler gönderme bittikten birkaç dakika sonra uyanmaya başladım. Bazen de uyanık kalmak için çok uğraşmama rağmen bu seferde yeterice konsantre olamayıp sadece zaman geçirdim. Bazen de farkına bile varmadan çalar saati durdurup uyumaya devam ediyordum. Hatta bazen çalar saati duymuyordum bile. Bütün bu durumlarda hep kendimi suçlayarak bir daha buna izin vermeyeceğime kendi kendime söz veriyordum. Fakat tekrar tekrar aynı şeyler oluyordu.

Ta ki bir gece çalar saatim doğru düşünceler göndermek için çalana kadar. Tamamen uyandım ve bir dakika daha beklemem gerektiğini görünce kendi kendime bir dakika sonra kalkmaya dikkat etmeliyim diyerek…. yeniden uykuya daldım:

Rüyamda, bir uygulayıcı olduğumun bilincinde yemyeşil geniş ve huzur dolu bir alanda yürüyordum. Tam o anda benim hakkımda konuşan iki kişiyle karşılaştım. Bu kişilerden biri bana gülümseyerek baktıktan sonra övgü dolu sözler söylemeye başladı ve ben bunların uygulamamın bir sonucu olduğunu düşünerek çok mutlu oldum. Bu övgüleri dinleyen diğer kişi ona kızgın bir ifadeyle bakıyordu ve zaman zaman bana da bakıyordu. Bu bakışıyla övgü dolu sözler yüzünden mutlu olduğum için yaptığım hatayı anlamamı istediğini hissettim. Fakat bu övgü dolu sözler gittikçe daha da artarak ve kulaklarıma yaklaşarak çığlık çığlık yankı yapmaya başladı ve deli dalgalar gibi beni içine aldı. İşte o anda düşüncelerimin doğru düşünceler olmadığını anladım fakat ilk önceden övgü dolu sözlerden duyduğum mutluluk hissi o anda hatamı anlamama rağmen veya o adamın bana kızgın bir ifadeyle bakmasına rağmen içine düştüğüm bu fırtınalı nehirden ve büyük dalgalardan beni kurtaramıyordu. Yavaş yavaş kızgın kişinin yüzü kaybolmaya başladı. Övgü dolu sözler söyleyen kişinin fiziksel görüntüsünü görmememe rağmen sesi hala kulaklarımda çınlıyordu. Ve daha da yaklaşıyordu ve en sonunda felaket bir şekilde tüm varlığımı ciddi bir şekilde titreten yıkıcı bir fırtınaya dönüştü. Müthiş bir şekilde acı çekerken kulaklarımı bu korkunç seslerden kurtulmak için kapatmaya çalışıyordum. En sonunda bu korkunç işkenceden uyandım.

Doğru düşünceler göndermem gerektiğin hatırladım. İçimi hüzünle çekerek uyku şeytanının beni gene yendiğini ve bu kaderde önceden belirlenmiş görevimi engellediğini düşünerek kendimi suçladım. Fakat saatime baktığımda aradan sadece bir dakikanın geçtiğini fark ettim. Çok mutlu oldum, en azından bu sefer yenilmemiştim. Kararlı bir şekilde dünyadaki diğer uygulayıcılara katildim. O anı nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum. Bildiğim kadarıyla böyle bir duyguyu daha önce hiç yaşamamıştım. Sanki bu defa yaşamları kurtaramasaydım bir daha asla onları kurtaramayacaktım. Bu benim kurtarılmayı bekleyen yaşamları doğru düşüncelerle kurtarmaktaki son şansımdı. Vücudumdaki her hücre sanki devasa bir varlıktı ve hepsi ayrı ayrı doğru düşünceler gönderiyordu ve yaşamları en derinden en yüzeye doğru kurtarıyordu. İçinde bulunduğum oda, duvarlar ve etrafımda bulunan alan tamamıyla fiziksel varlığını kaybetmişti. Sonsuz bir alandı. Doğru düşünceleri engelleyen hiç bir engelleme kalmamıştı ne içimde ne de beni çevreleyen alanda.

O anda Doğru Düşünceler gönderirken içinde bulunduğum zihinsel durumun çok iyi olduğunu söyleyemem. Sadece hissettiğim şeyleri sizlere tarif ediyorum. Diğer zamanlardan çok farklı idi. Diğer zamanlar, zaman zaman Dafa islerini bile düşünürdüm.

Ve birden rüyamda gördüğüm görüntüleri hatırladım. Bu rüyanın beni bir şeyler hakkında uyarmaya çalıştığını anladım. Bu yüzden onu kendimi test etmek ve takıntılarımı anlamak için irdelemeye karar verdim.

Aslında rüyam tüm yaşamların kurtarılması konusunda beni uyarıyordu, yaşamların kurtarılmasında önemli bir rolü olan doğru düşünceler göndermenin sonsuza kadar bizimle kalmayacağını anladım. Eğer bu konuda ciddi olmazsam ve içime gizlenmiş takıntıyı yok etmezsem bu şansı olmuş boyu kaybedeceğimi ve dolayısıyla hatta xiulian yapma şansımı da kaybedeceğimi anladım.

Kalbinde doğru düşünceler gönderip yaşamları kurtarılmasını sağlamaktan beni engelleyen ne gibi bir takıntı olabilir diye sordum kendime. Rüyamdaki kızgın bakışlı kişi aslında benim bilinçaltım ya da kendimi sürekli suçlayan vicdanımdı, fakat bir türlü doğru olanı yapamıyordum. Niye?

Birçok konudaki düşüncelerimin, davranışlarımın ve tutumumun doğru düşünceli olamadığını farkına vardım. Ve sürekli olarak kendimi suçlamaya başladım. Fakat bu tür suçlamalar hiç etkili olmadı. Kendime sordum bu hatalarımı bilmeme rağmen hala niye aynı hataları yapmaya devam ediyorum.

Fa’yı okurken gözüme şu bölüm çarptı:

“Normalde kişiler bir şey hakkında düşündüğünde ya da bir şeyler yapmak istediğinde, Ana Ruh kararları verir. Yardımcı ruh, Ana ruhu kötülük yapmaktan vazgeçirmek için elinden geleni yapar. Fakat Ana ruh çok inatçı ise, Yardımcı ruhun elinden bir şey gelmez. Yardımcı ruh sıradan insan toplumu tarafından kolayca kandırılamazken ana ruh kolayca kandırılabilir.” (Zhuan Falun, 3. Konuşma)

Anladım ki, Dafa’da ana bilincin geliştirilmesi gerekir ki bu da xinxing’in yükseltilmesidir. Xinxing’in yükseltilmesi için de gerekli olan şey zorluklar çekmektir. Bu zorlukları çekerken Fa’yı çalışmak ve Fayı derin bir şekilde anlamak ve Fa standartlarını ciddiye almak gereklidir. Ve eğer bunu ciddiye almazsam hatalarımı bilmem beni kurtarmak için yeterli olmayacaktı.

Rüyamda övgü dolu sözlerden duyduğum mutluluk ise aslında başkalarından iyi şeyler duyarak mutlu olmak takıntısıydı.

Shifu Zhuan Falun’da şöyle diyor:

“Bir şeytan da sizi över ve size ne kadar yüksek seviyeli olduğunuzu söyler, ne muazzam bir Buda ya da çok muazzam bir Tao olduğunuzu ve sizin çok müthiş olduğunuzu düşündüğünü söyler -bunların hepsi sahtedir. Yüksek seviyelere doğru uygulama yapan bir kişi olarak çeşitli takıntılarınızdan vazgeçmeniz gerekmektedir.” (6. Konuşma)

Benim anladığım şu: Bir kişi başkalarından kendisi hakkında iyi şeyler duyunca seviniyorsa veya hataları söylendiğinde üzülüyorsa bu kişi kendisini başkalarından daha üstün görüyor denilebilir. Bu tür bir insan testlerle karşılaştığında içine bakmayacak ve dolayısıyla zayıf noktalarını asla göremeyecek ve takıntılarından asla kurtulamayacak. Bu yüzden bu kişi insanları kurtaramayacak çünkü bu kişinin kendisi bencil ve fedakâr olamıyor.

Rüyam aslında diğer insanlarda duyulan övgü dolu sözlerin eğer bir takıntı olarak ele alacak olursak birer vahşi fırtına olduğu ve insanı kendi sonuna götürdüğünü anladım.

Sakinliğim ve kendimden hoşnutluğum bana zorluklardan kaçma ve rahatlık takıntımı gösteriyordu. Hiç bir zorluğun olmadığı zamanlar kendimi çok iyi hissedip bunun benim uygulamamın bir sonucu olduğunu, testlerle karşılaştığımda ise ya da Fa’yı anlayışım test edildiğinde bunun benim için çok kotu durumlar olduğunu düşündüğümü hatırladım. Bazen zorlukların içerisinde gömülüp kımıldayamadığımı hisseder ve bu duygum yüzeysel bir mutluluk ya da bencillik duygularımı ortaya çıkarırdı.

Sonuç olarak, Shifu’nun öğretisi sayesinde, olaylar iyi ya da kötü olsun hepsi test, tüm olaylar ister iyi ister kötü hepsi bizim xinxing’imizin gelişmesi için olan testler. Asıl önemli olan onları seviyemi yükseltmek için nasıl kullanacağım ve bu sayede de daha fazla insani kurtaracağımdı. Asil mesele budur.

En sonunda yaptığım hatalardan dolayı üzülmeyi bırakarak onlardan ders alarak ilerlemeyi doğru düşüncelerle görevlerimin ne olduğuna önem vermeyi öğrendim. Ayrıca Dafa’nın bana güvenerek verdiği Dafa islerini yaparken uygulayıcılar arasında çıkan anlaşmazlıklarda duygularım ne olursa veya duygusal olarak test edildiğimde şöyle bir durup kendime şu soruyu sormayı öğrendim: Beni Merhamete nasıl bir yol götürebilir. Ne tür bir yol izlemeliyim. Kalbimde merhametten başka hiç bir şeyin kalmamasını nasıl sağlayabilirim. Çünkü biliyorum ki takip ettiğimiz tüm yollar bizi merheme götürmeli bizi başka bir yere götüren yol ise bizi aslında hiçbir yere götürmemekte. Bütün duygularımın tamamını merhamete dönüştürmek zorunda olduğumu anladım. Bu şekilde hiçbir korkum kalmayacaktı. Ve olaylardan kaynaklanan negatiflikler de beni hiç bir şekilde etkileyemeyecekti.

Her ne zaman bir şeyden veya birinden korksam, birine kızsam, biri tarafından küçük düşürülsem, başkalarını küçük görüp bu insan asla kurtarılamaz desem, her ne zaman inatçı bir şekilde bir şeylerin peşinden koşsam, her ne zaman insanları kurtarmayı beceremezsem, yanlış anlaşılsam ya da bir kişinin casus olduğunu ve bize, Dafa işlerimize zarar verebileceğini düşünsem ya da her ne zaman başkalarının başarılarından rahatsızlık duysam, bir kişiyi her yargıladığımda, bir kişi ya da bir şey hakkında her ne zaman heyecanla konuşsam biliyorum ki bir şeyimi kaybettim. İnsanları kurtaracak olan ipimi kaybettim. Ve gidip hemen onu bulmalıyım. Çünkü aslında kaybettiğim şey merhametimdir.

Tüm canlılara kurtuluş sunan Shifu’yu hatırlarım. Tüm duygu ve takıntıların su yüzüne çıkmalarının sebebinin aslında merhametle yüzleşmeleri gerektiği için olduğunu anladım. Onlar merhametle yüz yüze geldiklerinde merhametin içinde eriyip yok olacaklardır. Zorluklardan geçerken kalbim merhametli ise gerçekleri ve doğruyu çok daha net bir şekilde görebiliyorum ve onların üstesinden gelebilmek için daha toleranslı olabiliyorum. Çünkü bu acıları çekme amacımın ne olduğunu biliyorum. Ve bir kez daha Defa’nın tüm yaşamları kurtarabilme gücünü hissederek, ileriye doğru bir adım daha atarak yolculuğuma devam ediyorum.

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.