Bir Uygulayıcı Koşulsuz Olarak Kendi İçine Bakmalı

Geçmişte bir sorunlarla karşılaştığımda kendi içime bakar ve takıntılarımı bulurdum. O zamanlar Shifu’nun söylediklerini yerine getirdiğimi ve bir uygulayıcı olduğumu düşünürdüm. Birkaç ay önce kalbime çok dokunan bir olayla karşılaştım ve o zaman Shifu’nun öğütlerine ulaşmaktan daha uzak olduğumu anladım. O zaman, gerçekten de koşulsuzca kendi içine bakmanın ne olduğunu anladım.

Olay oldukça sıradandı. Şirketime makbuz istemek için bir bayan müşteri geldi. Makbuzu ona kesip vermeden önce ondan tarihleri kontrol etmesini istedim. O şöyle söyledi: “Her şey doğru” ve bu şekilde ben ona makbuzu verdim. Fakat ertesi gün o geri geldi ve makbuzda hata olduğunu söyledi. Onun morali çok bozuktu. Ben ise hata yüzünden beni suçladığı için öfkelenmiştim, çünkü ben suçlu olmadığını düşünüyordum. Şöyle bir cevap verdim: “Dün makbuzu kontrol ediniz dediğimde siz her şeyin doğru olduğunu söylememiş miydiniz?” O daha da öfkelendi: “Vay, vay siz bana hem yanlış makbuz verdiniz hem de benimle tartışıyorsunuz, öyle mi?” Etrafımızda çok sayıda insan vardı ve herkes bize bakmaya başladı. Bazıları yaklaştı ve ona şöyle söylediler: “Bu bayanı suçlamayınız. Hata onun değil. Makbuzun burasında şöyle yazıyor ve onu dikkate almalısınız: ‘Lütfen, bilgileri iyice kontrol ediniz”. Bu müşteri ise yüksek sesle bağırmaya devam ediyordu: “Bu makbuzda hatayı siz yaptınız. Eğer hata Arapça yazılmış olsaydı ben sizi af edebilirdim. Fakat nasıl Çince hiyeroglifleri yanlış yazabilirsiniz! Ve siz bunun benim hatam olduğunu söylüyorsunuz! Size verdiğim orijinal makbuz doğruydu!” Ben sakinleştim ve şöyle söyledim: “Her ikimiz de bu hatadan sorumluyuz. Şimdi sadece onu düzeltelim”. Bu hatadan onun da sorumlu olduğunu duyduğunda o daha da beter öfkelendi. El kol hareketleri yaparak bana bağırıyordu. O zaman benim yöneticim geldi. Tüm hikâyeyi dinledikten sonra benden makbuzu düzeltmemi istedi ve bayana şöyle söyledi: “Biz, gerçekten de sizde her şeyi kontrol etmenizi beklemiştik.”

O beni suçladığında gerçekten de öfkelenmiştim. Ben kızgınlık hissetmiştim ve hatta sağ kolum uyuşmuştu. Ona bağırmak istedim fakat kendimi tutabildim. Shifu’nun öğrettiği bir uygulayıcın hoşgörüsü hakkındaki Fa’yı hatırladım. İçimden tekrar ve tekrardan şöyle geçiriyordum: “Ben bir uygulayıcıyım, ona benzeyemem. Hoşgörü göstermeliyim!” Fakat fiilen, sadece kendimi tutuyordum, Shifu’nun kurallarına uymuyordum. Shifu şöyle söylemişti: “Hoşgörü, kişinin xinxing'ini geliştirmesinin anahtarıdır. Öfke, şikâyet ya da gözyaşları ile katlanmak, kendi kaygılarına takıntılı sıradan bir insanın hoşgörüsüdür. Hiç öfkelenmeden veya yakınmadan tamamen dayanmak ise, bir uygulayıcının hoşgörüsüdür.” (Daha İleri Yükselmeler İçin Esaslar’dan “Hoşgörü Nedir?”) Kendimi tutmama ve onunla tartışmamama rağmen, içimde ona karşı küskünlük hissediyordum. Ayrıca etrafta bizi izleyen insanlarda onun hatalı olduğunu söylediklerinden kendimi o kadar kırgın hissettim ki gözlerim bile yaşlarla doldu.

İşten eve döndüğümde olayı anneme ve babama anlatım. Hikâyeyi duyduktan sonra babam beni eleştirmeye başladı. İş yerinde farklı insanlarla muhatap olduğumdan dolayı kendimi tutabiliyordum. Fakat evde, yakınlarımın beni anlayıp destekleyeceklerini beklemiştim. Fakat onlar da beni eleştirdiler. Artık bunların hepsini kaldıramayacak duruma gelmiştim, ağlamaya ve bağırmaya başladım. Odama kapandım ve öğle yemeğini bile yemedim. Kendimi çok kırgın hissediyordum.

Shifu şöyle söylemişti: “ Fakat normalde bir problem ortaya çıktığında kişiyi psikolojik olarak sinirlendirmezse sayılmaz veya bir işe yaramaz ve kişiyi geliştiremez.” (Zhuan Falun’dan) Sınavlar devam ediyordu, çünkü ben aslında onu geçememiştim. Olaydan birkaç gün geçtikten sonra şirket müdürü genel toplantıda benim hatamı hatırlattı ve o hatadan benim sorumlu olduğumu söyledi. Daha önce benim hakkımda alenen hiçbir zaman konuşulmamıştı, çünkü çok nadir hata yapardım. Tüm bunları hak etmemiş kırgın ve incinmiş hissediyordum. Kendimi gösterme ve üne karşı güçlü takıntılarım yüzünden üzgün olduğumun farkında değildim.

Akşam eve döndüğümde iş yerinde toplantıda neler olduğunu duyunca babam yeniden beni eleştirmeye başladı. Ben hüzün ve acı hissediyordum. Sadece yatakta yatıyordum, canım ne bir şey içmek ne de yemek istiyordu. Sadece ağlamaya devam ediyordum, sanki bu benim büyük sıkıntımı atlatmamın tek çaresiymiş gibi.

O zaman annem bana şöyle söyledi: “Yeter bu kadar ağlamaya. Bir düşün, neden bu kadar üzüldün. Buna değer mi?” Annemin bu sorusu beni uyandırdı. Bana bir ima vermek için Shifu’nun annemin söylediklerini kullandığını düşündüm. Çok üzülmüştüm, çünkü kendimi kırgın hissediyordum, fakat bu his nereden çıktı? Bu sanki bambu’nun yeni filizlerini kat kat ayıklamak gibiydi.

Shifu, bir uygulayıcının sıradan insanlarla arasında bir sorun çıktığı her defa, bunun uygulayıcının hatası olduğunu söylemişti. Bunun benim işim olması söz konusu bile değil, neden makbuzları karşılaştırmadım? Neden başka insanların benim tarafımı tutmalarını, beni korumalarını istedim? Bu başkalarına bağlı kalma takıntısı değil mi? Benim hatam olduğunu anladım ama neden beni suçladıklarına karşı kırgınlığım devam ediyordum? Derine saklanmış takıntımı buldum -başkalarının beni eleştirmelerini istemiyordum! Bu takıntı belirlilik veya üne dokunulmazlık isteğini de içeriyordu, şirket müdürü beni eleştirdikten sonra kendi ünüm için endişe de duydum. Fakat yaptığım hatanın müşteriye ne kadar zarar vereceğini hiç düşünmemiştim. Shifu kendimizde bencil olmamayı ve doğru düşünceleri geliştirmemizi söylemişti. Fakat ben, hala eski evrenin bencil bir yaşamıydım. Hala bunun gibi bayağı şeylere bağlıydım. O halde ben Shifu’ya Fa-düzenlemesinde ve yaşamları kurtarmada yardım etmek için nasıl büyük bir merhamete sahip olabilirdim ki?

Bu takıntılarımı bulunca Shifu’nun Fa’sını düşünüyordum ve beklenmedik bir anda, güçlü kırgınlık hissimin tamamıyla ortadan kaybolduğunu fark ettim. Yeniden bu olayı düşündükten sonra artık onu o kadar büyük görmüyordum ve babamın söylediklerinin de bir anlamı olduğunu düşündüm.

Shifu’nun ve Fa’nın kuralları ile kendimi karşılaştırdığımda ve kendi davranışlarımı çabalı uygulayıcıların davranışlarıyla karşılaştırdığımda bu zamanın “paha biçilmez değerde” (Chicago Şehrinde Fa’nın Öğretilmesinden) olduğunun farkına vardım ve uygulamamı hiçbir şekilde gevşetmemem gerektiğini anladım. Çabayla Fa’yı okumalıyım, kendi içime bakmalıyım, takıntılardan kurtulmalıyım ve Fa’da yükselmek için üç işi yapmakta diğer uygulayıcılara yetişmeliyim.


Çince metin: http://minghui.ca/mh/articles/2010/3/25/219988.html
İngilizce metin: http://www.clearwisdom.net/html/articles/2010/4/3/115851.html

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.