Fa Çalışırken Aydınlandığım İki Konu

Bugün tek başıma Fa’yı çalışırken, Zhuan Falun kitabındaki Dokuzuncu Dersi okurken iki konuya aydınlandım ve bunu uygulayıcı arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum.

“Niyet” bölümünde şöyle bir ifade var: “Çünkü kişinin beyni ana ruh tarafından kontrol edilir, ana ruh beyni ne kadar çok kullanır ve ne kadar kontrol ederse, yardımcı ruhun beyne müdahalesi bir o kadar zorlaşır.

Bu cümle beni oldukça sarstı. Şunu aydınlandım ki düşüncem başıboş dolaşırken, sıradan insan konularını düşünürken veya sıradan insanın düşünme tarzında düşünürken, aslında Fa ile ana bilincimi kontrol edemiyordum, o sırada bilinçsiz olarak düşüncelerimi ve takıntılarımı serbest bırakıyordum. Sıradan insanların ortasında oluşmuş ve alışmış bu tür düşünce tarzı ciddi bir şekilde uygulamamın gayretini engelliyor ve her zaman her şeye Fa’nın açısından veya doğru düşüncem ile bakmama ve davranmama izin vermiyor. Yukarıdaki o paragrafta yer alan Fa, ana bilincim ile beynimi en sıkı şekilde kontrol ederek Fa içerisinde eritmem gerektiğini anlattığını kavradım. Çünkü bir uygulayıcı bu durumdayken, sıradan insanın düşüncelerine veya takıntılara herhangi bir boşluk bırakmaz. Eğer bir uygulayıcı bu şekilde yaparsa, o yavaş yavaş Fa’dan kaynaklanan doğru düşünceleri kullanarak insanın düşüncelerine hakim olabilir. O zaman bu tam olarak nasıl iyice yapılır? Bana göre, ana çare bilincimizi güçlendirmemiz, beynimizi her zaman Fa için kullanacağız ve Fa ile kafamızı dolduracağız. Daha önce, genelde belli bir dönemde Fa’yı ezberliyordum ve ezberleme sürecinde kendimi çok iyi hissediyordum. Fakat bir dönem bıraktıktan sonra, ezberlediklerimi yavaş yavaş unutuyordum. Bu yüzden, Fa’yı tekrar ezberlemem ve bu işe sabit olarak devam etmem gerektiğini kavradım. Düşüncemin her zaman Fa içerisinde erimesi gerekir, hatta kafamda sadece bir veya iki cümle Fa’yı tekrarlasam bile sıradan insanın konularını düşünmekten daha iyi olduğunu anladım.

“Temiz ve Berrak Zihin” bölümünü okurken, aşağıdaki paragraf gözüme çarptı:

Derler ki: ‘Bu sıradan insan toplumuna geldiğimde, bu aynen bir otelde birkaç günlüğüne oda ayırtmak gibidir. Ardından acele bir şekilde ayrılırım.’

“bir otelde... gibi” bu kelimelerde kendi eksikliğini fark ettim. Bundan önce maddi çıkara çok az önem verdiğimi hissediyordum, fakat şu anda insan dünyasındaki evimi “otel” gibi o kadar hafife alabilmek için büyük bir mesafenin olduğumu fark ettim. Geçen günler, büyük bir eve taşınmayı bile düşünmüştüm ve daha sonra onu yapmak için çok fazla zaman harcamam gerektiğini fark edince ancak zorla bu düşünceyi bırakabildim.

Aslında, “bir otelde” kalma basit bir yaşam sürdürmek demektir. Diğer taraftan, sadece bir misafir olarak bir otelde kalırsak, o zaman birbirimize misafir gibi davranmamız ve birbirimize saygı göstermemiz gerekir. İnsanlar arasındaki ilişki sadece bunun gibi olmalıdır. Eğer birbirimize bu karşılıklı saygı göstermeyi uygularsak, biz ne insanın takıntılarına ne de karı koca arasındaki sevgiye takılabiliriz. Kişinin çıkar ve güç için savaşmasına da gerek kalmaz. Aramızda ne tür ilişkilere sahip olursak olalım, bunların hepsi önceden tayin edilmiş ilişkilerden gelmiştir. Dafa tüm doğruluğu, yanlışlığı, sevgiyi ve nefreti çözer. Yemin etmiş olduğumuz şeyler tamamlandığında ve borçlarımız ödendiğinde, gitme zamanıdır. Böyle bir düşünceye sahip olduktan sonra çok rahat ve huzurlu hissettim.

Çince metin: http://www.minghui.org/mh/articles/2011/4/28/交流--学法时明白的两个问题-239738.html
İngilizce metin: http://www.clearwisdom.net/html/articles/2011/5/5/124950.html

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.