Çek Sivil Enstitü Örgütü Yöneticisinin ÇKP’nin Organ Alımlarına Karşı Düzenlenen Mitinge Desteği

17 Kasım 2006’da Çek Halkı Başkent Prag’ın Merkezindeki Prag Kalesinde Çin’deki Organ Alımı Acımasızlığını Protesto Etmek Amacıyla Bir Miting ve Yürüyüş Düzenledi
 

Falun Gong uygulayıcıları, özellikle 2006 yılında Çin Komünist Parti tarafından binlerce canlı Falun Gong uygulayıcısının organlarının toplandığını ve vücutlarının yakılarak yok edildiğini öğrendikten sonra Çin’deki organ alımını protesto etmek için düzenlenen yürüyüşe katıldılar. Yürüyüşle birlikte bir basın toplantısı düzenlediler. Aşağıda Çek Sivil Enstitü Örgütü Yöneticisi Bay Roman Joch’un destek mektubu yer almaktadır.

1948 yılında komünistler eski Çekoslavakya’da gücü ele geçirdiler. Bir yıl sonra da Çin’e egemen oldular. Mao Zedung’un Komünist rejimi insanlık tarihinde katliamın en çok yaşandığı dönemdir: Mao ve rejimi Stalin ve Hitlerin toplamından daha fazla insan öldürdü. Onlar 20.yüzyıldaki büyük istilacılardan daha çok Çinli öldürdü.

1989 yılında Çekoslavakya’daki komünist rejim şans eseri bitti- yine de 4 Haziran’da Tiananmen Katliamına mal olmasına rağmen Çin’de ayakta kaldı.

2001 yılında katliamdan on iki yıl sonra, Çin rejimi 2008 Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği yapma şansı kazandı. Katliamın üzerinden geçen on altı yıl sonra bazı Avrupa ülkeleri katliama tepki olarak Çin’e koydukları silah ambargolarını geri çekmek için öneriler hazırladılar. Neyse ki şans eseri bu dehşet filmi gibi “öneri” geçmedi. Ama böylesi bir öneriyi akla getirmek bile tehlikelidir. Bu Avrupa açısından ahlaki olmayan, akılsızca ve tehlikeli bir adımdı: ahlaki değil, çünkü Çin’in ithal ettiği silahlar Çin komünistlerinin Çinli insanlara karşı zorbalığını kuvvetlendireceği anlamına gelmekte; akılsızca, çünkü uluslararası sorumluluk yerine getirmeme konusunda rejimi cesaretlendirecektir. Aynı zamanda tehlikelidir, çünkü rejimin komşularına -Tayvan- karşı gücünü kullanmakta acele edecektir. Bu büyük diktatörlüğe silah satışı onun dünyada bir süper güç olmasına kesinlikle yardım edecektir ve bu doğal olarak Avrupa’nın çıkarlarını ilgilendirir.

Ya da Çin rejiminin onyedi yılda değiştiğini söylemeye mi cesaret ediyor? Önemli değil. O otoriter bir rejim değildir, sadece politik gücünü kötüye kullanarak ve diğer yönlerden toplum üzerinde baskı uygulayarak ülkeyi kontrol etmiyor mu? O, yönetimi altında bağımsız en küçük parçaya bile hoşgörü göstermeyen totaliter bir rejimdir. Neden hiçbir siyasi içeriği olmayan Falun Gong manevi hareketine ve bağımsız Hıristiyanlara acımasızca zulmetti. Laogai esir kampları, en az Nazi toplama kampları ya da Sovyet gulagları ile kıyaslanabilir derece benzemektedir. Mahkûmlar zorla köle gibi çalıştırılıyor ve bazen de öldürülüyor ve organları zengin yabancılara kar amaçlı satılıyor.

Çin rejimi 1930 ve 1940’lı yıllarda bazı Japonlara yaptığı aynı zorbalığı yapmayı deniyor: Doğu Asya ve Pasifik’te egemenliği ele geçirmek. Amerika ile ortaklığına ve Amerika’nın Doğu Asya’dan geri çekildiğini düşünmesine rağmen ilk adım Tayvan’ı almaktır. Birleşik Devletler yeni süper güç ile çatışmadan kaçınmayı isteyecek ve eğer Çinlilerin taleplerini kabul etmezse o zaman onların kuklaları olacaktı.

Çin rejimi dünyada insan haklarını ihlal edenlerin en büyüğüdür. Ama Çin bir süper güç olma yolundadır. Komünist Çin’in yükselişi 21. yüzyıldaki bütün özgür ülkeler için tam olarak en büyük tehdittir. Dünyadaki kıtalararası balistik füzeler sade Doğu Asya için bir tehdit değildir, aynı zamanda tüm dünya: Amerika, Asya ve Avrupa için de bir tehdittir.

Çin rejimi 2008’deki Pekin Olimpiyatlarının bir prestij olduğunu bilmektedir. Aynı 1936 yılında Berlin’deki Olimpiyat oyunlarını kazanan Hitlerin prestiji gibi. Ama sadece dört yıl sonra Coventry’a bombaların düştüğü görüldü. Biz Tayvan’a, Amerika’ya ve Avrupa’ya saldıran Çin bombalarının düştüğünü görecek miyiz?

Haydi, bizim olmadığımızı umalım. Haydi, dünya çapındaki tüm insanların özgürlük ve sevgi için liberal bir hareket üstleneceğini ve geç olmadan önce politik esaslar ve sorumlulukla sonunda Çin rejimini değiştireceğini düşünelim: Çin’de sadece rejime ve onun liderlerine faydası olan hiçbir suça ve ahlaksızlığa daha fazla göz yumulmamalı. Çinli liderler Batı ile iş yapmayı istiyor mu? Tamam, o zaman ilk olarak kendi iç politikanı değiştir! İfade özgürlüğüne ve inanç özgürlüğüne izin ver, baskıları durdur ve insanlara istediği özgürlüğü ver!

Bay Roman Joch
Çek Sivil Enstitü Örgütü Yöneticisi

Here is the article in English language:
http://en.clearharmony.net/articles/a37621-article.html

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.