Kanlı Kampanya

Çin’deki Falun Gong Uygulayıcılarından, Organ Toplanmasına Yönelik Suçlamalara İlişkin Gözden Geçirilmiş Rapor
 

KANLI KAMPANYA

Çin’deki Falun Gong Uygulayıcılarından, Organ Toplanmasına Yönelik Suçlamalara İlişkin Gözden Geçirilmiş Rapor

David Matas ve David Kilgour tarafından hazırlanmıştır

31 Ocak 2007

Rapora http://organharvestinvestigation.netadresinden ulaşılabilir.


İçindekiler

A. GİRİŞ
B. SUÇLAMA
C. ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ
D. İSPATIN ZORLUKLARI
E. İSPATIN YÖNTEMLERİ
F. İSPATIN VE ÇÜRÜTMENİN ÖĞELERİ
a) Genel İnceleme
1) İnsan hakları ihlalleri
2) Sağlık finansmanı
3) Ordu finansmanı
4) Yozlaşma
b) Organ toplamaya ilişkin kesin değerlendirmeler
5) Teknolojik gelişim
6) Ölüme mahkûm edilen tutukluların davranışları
7) Organ bağışları
8) Bekleme zamanı
9) Web sayfalarındaki ihbarlar
10) Donör-alıcı görüşmeleri
11) Elde edilecek para
12) Çin’deki nakil etikleri
13) Yabancı nakil etikleri
14) Çin nakil yasaları
15) Yabancı nakil yasaları
16) Yolculuk önerileri
17) İlaçlar/Eczacılık
18) Bakım için yabancı devlet fonu
c) Falun Gong’a dair göz önünde bulundurulması gereken hususlar
19) Olası tehdit
20) Zulüm politikası
21) Nefreti kışkırtma
22) Fiziksel zulüm
23) Büyük çaplı tutuklamalar
24) Ölümler
25) Kimliği Belirlenememiş
26) Kan testleri ve organ incelemeleri
27) Geçmiş nakillerin kaynakları
28) Gelecek nakillerin kaynakları
29) Kayıp organlı cesetler
30) İtiraflar
31) Bir itiraf
32) Kanıtlarla doğrulanan çalışmalar
33) Çin Hükümetinin yanıtları
G. İLERİ ARAŞTIRMALAR
H. SONUÇLAR
I. ÖNERİLER
J. YORUM
K. EKLER (AYRI BİR DÖKUMAN OLARAK)
1. CIPFG’den Davet Mektubu
2. David Matas’ın Biyografisi
3. David Kilgour’un Biyografisi
4. Çin Elçiliğine Yazılan Mektup
5. Alıcı Deneyimi
6. Organ Nakli Konusunda Çin ile İletişim Etikleri
7. Çin Hükümetinin İfadeleri
8. Edmonton Polisinin Çin Konsolosluk Görevlilerinin Falun Gong Karşı Kasıtlı Nefret Yayma Çalışmaları Hakkında Raporu
9. Falun Gong’a Karşı Fiziksel Zulüm
10. Ölülerin İsimleri
11. Kimliği Belirsiz Tanıkların İfadeleri
12. Kayıpların İsimleri
13. Falun Gong Mahkûmlarının Kan Testleri
14. Telefon Araştırmalarının Kopyaları
15. Kanada, Amerika ve Japonya’nın 10 yıllık Organ Nakil İstatistikleri
16. Sujiatun
17. Çin Hükümetinin Açıklamalarına Matas-Kilgour’un Yanıtı
18. Bir İtiraf
19. AI'deki Her Yıl Çin’de İdam Edilen Mahkûmların Sayılarıyla İlgili Bütün Kayıtlar
20. Kayıp Organlı Cesetler


A. Giriş

Çin’deki Falun Gong Zulmünü Araştırmak Koalisyonu (CIPFG) bizden, Falun Gong uygulayıcılarının organlarının toplanmasına yönelik suçlamaları araştırmamızı istedi. Bu koalisyon bir sivil toplum örgütü olup Amerika, Washington DC.’de kurulmuştur ve bir kolu da Kanada, Ottowa’dadır. Bu istek, resmi olarak 24 Mayıs 2006 tarihinde bu rapora eklenen bir mektupla gelmiştir.

Bu istekte, Çin Halk Cumhuriyeti’nin çeşitli kademelerinde çalışan bürokratlarının ve hükümet yetkililerinin Falun Gong uygulayıcılarının canlı canlı organlarını çıkardıkları ve bu süreçte organları çıkartılan bu uygulayıcıların öldüğü iddialarının araştırılmasını resmi olarak talep ettiler. Bu suçlamaların ciddiyeti ışığında ve tabiî ki insan haklarına saygımıza bağlılığımızdan ötürü bu isteği kabul ettik.

David Matas, Winnipeg’de yaşayan bir göçmen, mülteci ve uluslararası insan hakları avukatıdır. Aktif hayatta, insan haklarını savunan birçok sivil toplum kuruluşunda yazar, konuşmacı ve bir katılımcı olarak yer aldığı gibi, bu insan haklarına saygı desteğine de dâhil olmuştur.

David Kilgour, Parlamento’nun eski bir üyesi ve aynı zamanda Kanada Hükümetinin Asya Pasifik Bölgesi eski sekreteridir. Bir parlamenter olmadan önce Kraliyet savcısıydı. Bu iki yazarın da biyografileri bu raporda ek olarak sunulmuştur.


B. Suçlama

Çin’deki Falun Gong uygulayıcılarının organlarının bu insanlar hayatta iken toplanarak kurban edildikleri iddia edilmiştir. Suçlama; çok geniş alana yayılmış çok sayıda Falun Gong uygulayıcılarının sistematik bir politikaya uygun olarak, organ toplamaya zorlandığına dairdir.

Organ toplama, organ naklinin bir adımıdır. Organ toplamanın amacı organ nakli için gereken organları sağlamaktır. Organ naklinin yapılacağı yer ile organların çıkartılacağı yer aynı olmak zorunda değildir. Organlar bir yerde çıkartılır, bir başka yere naklin yapılması için taşınır.

İddialar daha ileriye gider ve organların uygulayıcılardan canlı canlı alındığına varır. Falun Dafa uygulayıcıları organ toplama ameliyatlarında ya da hemen sonra ölmüşlerdir. Bu operasyonlar bir çeşit cinayettir.

Son olarak, bu yolla öldürülen uygulayıcılar daha sonra yakılmışlardır. Geriye organ naklinin kaynağını incelemek için incelenecek bir ceset kalmamıştır.


C. Çalışma Yöntemleri

Biz araştırmalarımızı; Falun Gong Zulmünü Araştırma Koalisyonundan, Falun Dafa Derneğinden ve diğer organizasyon ya da hükümetlerden bağımsız yürüttük. Çin’e gitme çabalarımız başarısızlıkla sonuçlandı, buna rağmen sonradan bile olsa araştırmaları sürdürmek için gönüllü olduk.

İşimize başladığımızda iddiaların doğru ya da yanlış olduğuna dair bir fikrimiz yoktu. İddialar öylesine şok ediciydi ki inanması çok güçtü. Suçlamaların haklı olabileceklerinden çok haksız olmaya yakın bulduk. İddialar, eğer doğruysa, insanlık dışı olmasına rağmen kötülüğün iğrenç bir şekliydi ve bu gezegende bile yeniydi. Korku bizi, inanmayışımızla sersemletmiştir. Fakat bu, iddiaların tamamen yalan olduğu anlamına gelmez.

Hepimiz yüce Amerikan Mahkemesinin hâkimi Felix Frankfurter’ın 1943’te, Jan Karski tarafından Polonyalı bir diplomata tepki ile söylediği şu sözlerin farkındayız:

“Bu genç adamın yalan söylediğini söylemiyorum. Ben, bana söylediklerine inanamıyorum. Arada fark var.”

Nazi katliamından sonra ahlaksızlığın herhangi bir formunu kurallarla ortadan kaldırmak mümkün olmamıştır. İddia edildiği gibi bir kötülük işlenmiş olsun ya da olmasın buna sadece gerçeklerin değerlendirilmesiyle karar verilebilir.

Raporumuzun ilk versiyonu, 7 Temmuz 2006’da Ottowa’da yayınlandıktan sonra raporu duyurmak ve rapordaki önerileri tanıtmak için dünya çapında dolaştık. Bu gezilerimiz sırasında ve bu tanıtımların sonucunda sağlam ek bilgilere ihtiyaç duyduk. Raporun ikinci versiyonu bu yeni bilgileri içerir.

Sonradan öğrendiğimiz hiç bir şey gerçek kararımıza olan inancımızı sarsmadı. Fakat daha sonra keşfettiklerimiz bu durumu güçlendirdi. Bu versiyon, kararlarımız açısından birincisinden çok zorlayıcı oldu.


D. İspatın Zorlukları

İddiaların kanıtlanması ya da çürütülmesi doğası gereği, zordur. Herhangi bir iddiayı ispatlamaya dair en iyi kanıt, görgü tanığıdır. Bu tip suçlarda görgü tanığına pek rastlanmaz.

Falun Gong uygulayıcılarının organ toplama sahnesinde mevcut olan insanlar, eğer gerçekse, kurban ya da suç işleyenlerdir. Görgü tanığı yoktur. İddiaya göre kurbanlar öldürülüp yakıldığından etrafta hiç beden yoktur ve otopside yapılamamaktadır. Neler olduğunu anlatabilecek kurtulmuş herhangi bir kurban bulunmamaktadır. Suç işleyenler, eğer gerçekse, insanlık karşıtı suçlarının ne olduğunu itiraf etmeye gönüllü değillerdir. Bununla birlikte, tüm itirafları elde edemesek de araştırmacı telefonları vasıtasıyla şaşırtan oranlarda itiraf alınmıştır.

Suç yerinde, eğer suç mevcutsa, hiç iz yoktur. Bir organ toplama işi sona erdiğinde ameliyat odası diğer boş odalardan farksızdır.

Çin’de rapor edilen, insan haklarına dair resmi kısıtlamalar, iddiaların tespitini zorlaştırır. Çin, üzücü ama gerçek bir şekilde insan hakları savunucularına ve muhabirlere engel olmaktadır. İfade özgürlüğü yoktur. Çin’deki insan haklarını çiğneyenlere ilişkin raporları hazırlayanlar çoğunlukla hapsedilmiş ve bazen devlet sırlarını aktarmakla suçlanmışlardır. Bu kapsamda, Falun Gong uygulayıcılarının istekleri dışında gerçekleştirilen organ toplama çalışmalarıyla ilgili sivil toplum kuruluşları bize hiç bir şey aktarmazlar.

Uluslararası Kızılhaç komitesinin Çin’deki mahkûmları ziyaret etmesine izin verilmemiştir. Bu, ayrıca kanıta giden pek çok potansiyel yolu da yarıda kesmiştir.

Çin’in yasamaya ilişkin herhangi bir bilgiyi kullanma şansı yoktur. Çin hükümetinden organ nakliyle alakalı basit bir bilgi almak bile imkânsızdır; kaç nakil olduğu, organların kaynağı kim, nakiller için ne kadar ödendiği ya da paranın nereye harcandığı gibi sorular.

Bu konuda raporlar bulmak için Çin’e gitmeye çalıştık. Çabalarımız boşa çıktı. Giriş yollarını öğrenmek için elçilikle bir toplantı talep ettik. Bu mektubumuz, rapora eklidir. Toplantı talebimiz kabul edildi. Fakat David Kilgour ile görüşen kişi sadece suçlamaları reddetmekte inat etti ve bize ziyaret izni vermedi.


E. İspatın Yöntemleri

Onların hep birlikte, tüm bu suçlamalara ait doğru ya da yanlış bir tablo çizmediklerini anlayabilmek için çok sayıda faktörü inceledik. Bu elemanların hiçbiri, suçlamaları ne kanıtladı ne de çürüttü. Hep beraber bir tablo çizdiler.

Bahsettiğimiz kanıtların birçoğu kendi içlerinde, suçlamaların değişmeyen kanıtını oluşturmaz. Fakat var olmamaları çürütmeyi destekleyebilir. Bu faktörlerin birleşimi, genellikle çok olduklarında, iddiaları inandırıcı kılma etkisine sahiptir. Tanımlayabildiğimiz, olası en küçük kanıt iddiaları çürütmede başarısız olduğunda iddiaların doğru olabilme ihtimali önem kazanır.

Kanıtın kendisi tümevarım ya da tümdengelim olabilir. Kriminal araştırma genellikle serbest parçaları bir araya getirip tutarlı bütünü oluşturmaya yönelik tümdengelim metoduyla çalışır. Araştırmalarımızın limitleri bu tümdengelim metodunda birçok ciddi kısıtlamayla yüzleşti. Bununla beraber mevcut olmayan birçok elementi araştırmacı telefonları ile ortaya çıkardık.

Ayrıca, tümevarım mantığını, ileriye olduğu kadar geriye giderekte inceledik. Eğer iddialar doğru değilse doğru olmadığını nereden anlayabileceğiz? Eğer iddialar doğruysa doğruluğunu ne açıklayacak? Bu tarz sorulara verilen cevaplar kararımızı vermemize yardımcı oldu.

Önlem almayı da ele aldık. Bu tarz bir olayın olmasını engelleyebilecek şey nedir? Eğer yerinde önlemler mevcutsa olayın olma olasılığını aza indirgemiş oluruz. Eğer olay yerinde önlem alınmamışsa olayın olma olasılığı artar.


F. İspatın ve Çürütmenin Öğeleri

a) Genel İnceleme

1) İnsan Hakları İhlali

Çin insan haklarını birçok yolla ihlal eder. Bu ihlaller kronik ve ciddidir. İnsan hakları ihlalinde Falun Gong’dan hariç diğer hedefleri, Tibetliler, Hıristiyanlar, Uygurlar, demokrasi gönüllüleri ve insan hakları savunucularıdır. İnsan hakları ihlalini engellemeye ilişkin hukukun üstünlük mekanizması olan; adil mahkemeler, alıkonmada avukata ulaşım, ihbar tezkeresi ve halka açık yargılama, Çin’de eksiktir. Çin, Komünist Partinin anayasası tarafından yönetilmektedir. Kanunla değil.

Komünist Çin, güçlü bir tarihe ve kendi halkı için şok eden bir kötülüğe sahiptir. Komünist rejim, Nazi Almanya’sından ve Stalin’in birleşmiş Rusya’sından daha çok masum insanı öldürmüştür. Kız çocuklarının birçoğu öldürülmüş, büyük çoğunluğu terk edilmiş ya da ihmal edilmiştir. İşkence geniş bir alana yayılmıştır. Ölüm cezası hem kapsamlı hem de keyfidir. Çin, diğer birleşmiş ülkelerden bile daha çok adamı idam etmiştir. Dinsel inançlar bastırılır.

İnsan hakları ihlalinin bu seyri, diğer birçok etken gibi iddiaları tek başına kanıtlayamaz. Fakat çürütmeye dair öğeyi yok eder. Bu suçlamaların, Çin’deki insan haklarına saygının genel seyrinin tamamen dışında yer aldığı söylenemez. Bu iddialar kendi içlerinde şaşırtıcı olurken, Çin gibi bir ülkenin diğer ülkelere oranla insan hakları sicilinin olması daha az şaşırtıcıdır.

Çin’de bu kadar insan hakları ihlali söz konusuyken bir tek kurbanı işaret etmek anlamsızdır. Bu nedenle biz, insan hakları avukatı Gao Zhisheng‘in kurban edilmesine bir örnek ya da bir durum incelemesi olarak dikkati çekmişizdir. Geçen yaz bize yazan Gao, Falun Gong mahkûmlarının bilinçleri hala yerindeyken organlarının çalınmasıyla ilgili araştırma yapmak için bizi Çin’e davet etmiştir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için Ottowa’daki Çin büyükelçiliği tarafından herhangi bir vize verilmemiş, sonrasında alıkonulmuştur.

Gao, eziyet ve cinayetle ilgili konuları da içeren Falun Gong grubuna karşı suiistimali protesto etmek için Cumhurbaşkanı Hu ve diğer liderlere üç açık mektup yazmıştır. Gao, mektupta ayrıca Falun Gong uygulayıcılarının organlarının çıkarılıp satılmasını da kınamıştır. O ayrıca Hala Canlı İnsanlardan Organ Toplamayı Araştırma Koalisyonuna katılmak için istekli olduğunu ifade etti.

Kendisi tehdidi körüklemekten suçlu bulunmuş ve 2 Aralık 2006’da üç yıl hapse mahkûm edilmiştir. Bununla beraber, gözaltının kaldırılması beş seneyi bulmuş, politik hakları bir yıl için Pekin mahkemesi tarafından elinden alınmıştır. Tek derdi insan haklarına saygı ve Falun Gong uygulayıcılarına zulmedilmesine karşı bir kişiyi engellemek sadece kaygıları güçlendirir.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi 2001 yılında Çin’i 2008 Pekin Olimpiyatlarıyla ödüllendirmiştir. Pekin Olimpiyat Kurulu başkanı Liu Jingmin 2001’de: “Oyunlara ev sahipliği yapma izninin Pekin’e verilmesi insan haklarının gelişimini sağlayacaktır.” demiştir.

Fakat ne yazık ki bugünkü sonuç tam tersidir. Uluslararası Af Örgütünün 21 Eylül 2006’da yayınlanan raporunda yer alan bir ifadeye göre:

“Çin’in Olimpiyatlar öncesi insan hakları alanındaki performansına ilişkin son değerlendirmeler sonucu, Uluslararası Af Örgütü bu kaydı çok yetersiz bulmuştur. Ölüm cezası sistemini değiştirmek adına bazı ilerlemeler kaydedilmekle birlikte diğer önemli alanlarda yönetimin insan hakları kaydı kötüye gitmiştir”.

Uluslararası komite, Çin’de önemli alanlardaki insan haklarının kötüye gitmesine rağmen Olimpiyatları Pekin’e taşıyarak Çin’e kişisel dokunulmazlık mesajı vermiştir. Çin’in kazanması gereken izlenim, insan haklarının nasıl çiğnendiği değil; uluslararası komitenin bununla ilgilenmiyormuş gibi gözüktüğüdür.

2) Sağlık Finansmanı

Çin, sosyalizm’den piyasa ekonomisine geçtiğinde sağlık sistemi bu değişimin bir parçası olmuştu. 1980’den başlayarak Çin, sağlık servislerindeki çalışanların görevlerini düzenleyerek sağlık sisteminde bir değişiklik yapmayı amaçlamış ve kaynaklarını geri çekmeye başlamıştır. 1980’den beri, sağlık sektörü için ayrılan % 36’lık harcama payı % 17’ye düşürülmüşken hastaların cepten harcamaları % 20’den % 59’a fırlamıştır. Dünya Bankası çalışma raporları sigortanın özel sektör tarafından maliyetinin artırılarak kötüye gittiğini ortaya koymaktadır .

Kalp ve damar doktoru Hu Wimin’e göre işler yeterli olmadığında çalışanların bir aylık maaşlarını ödemek için bile devlet finansmanı gerekmektedir. Hu Wimin, “Mevcut sistemle hastaneler ayakta kalabilmek için kar peşinde koşmalıdırlar.” İfadesinde bulunmuştur. Çin’deki insan hakları raporuna göre: ”Kırsal bölgede bulunan hastaneler yeterli geliri oluşturmak için yeni yollar icat etmelidir.”

Organ satışı hastaneler için bir gelir kaynağı halini almış, kapılarını açık tutma yolu sağlamıştır.

Bu korkunç gelir kaynağının, kişiyi nasıl olsa idam edilecek mahkûmlardan organ toplamada bahane üretmeye yönlendirdiği ve ikincisi ölüme bu kadar yakın donörlerin (vericilerin) otoriteler tarafından çok yakından sorgulanmamasıdır.

3) Ordu Finansmanı

Ordu da, sağlık sistemi gibi kamu finansmanından çok şahsi yatırımlara dönüşmüştür. Çin’deki ordu bir şirket işi olmuştur. Bu durum bir yozlaşma değil devlet politikasından ayrılmadır. Bu onaylanmış bir durumdur ve bu da askeri faaliyetler için paranın artması anlamına gelir. 1985’te; Cumhurbaşkanı Deng Xiaoping, insanları doğrudan Liberal Orduya girmelerine izin vererek azalan bütçeye para kazandırmayı hedeflemiştir.

Nakil merkezlerinin ve Çin’deki genel hastanelerin birçoğu askeri kuruluşlardır ve organ nakli yapılan kişiler tarafından finanse edilmektedir. Askeri hastaneler, Sağlık Bakanlığından bağımsız yönetilirler. Organ nakillerinden kazanılan paralar, bu tesislerin harcamalarından daha fazladır. Bu para, askeri bütçeyi tamamıyla finanse etmek için kullanılır.

Örneğin; Pekin’de Askeri Polis Hastanesinin Organ Nakil Merkezi bulunmaktadır. Bu hastane cesurca ortaya koyar ki:

“Organ nakil merkezimiz asıl para kazanma kaynağımızdır. 2003’te ki brüt gelir 16,070,000 yuan’dir. 2004 Ocağından Hazirana kadar ki geliri 13,570,000 yuan’dir. Bu yıl (2004) 30,000,000 yuan’i geçme şansı vardır.”

Organ toplamadaki askeri kapsam sivil hastanelere kadar erişir. Alıcılar, nakillerin sivil hastanelerde gerçekleşmesine rağmen ameliyatı yöneten kişilerin askeri personel olduğunu belirtirler.

İşte bir örnek; Asya’da raporumuzun tanıtımını yaparken 2003’te, Şanghay’a uçan ve 20,000 dolar karşılığında bir böbrek temin eden bir adamla tanıştık. Bize bu olayın, sivil bir hastane olan bir numaralı halk hastanesinde gerçekleştiğini ve sonraki iki hafta boyunca kan ve diğer değerleri ile uygunluğu test edilen dört böbrek geldiğini itiraf etmiştir. Vücudunun antikorları nedeniyle hiçbirinin uygunluğu sağlanamamış ve hepsi geri götürülmüştür.

İki ay sonra hastaneye geri gelmek kaydıyla ülkesine dönmüştür. Benzer dört böbrek test edilmiş, sekizinci de uygunluk sağlanmış ve nakil ameliyatı başarıyla gerçekleştirilmiştir. Nekahet döneminin sekiz günü Liberal Ordunun 85 numaralı hastanesinde gerçekleşmiştir. Cerrahı, Nanjing askeri bölgesinden Dr. Tan Jianming’tir ve sivil hastanede dahi askeri üniformayla bulunur.

Dr. Tan; elinde, çeşitli kan ve doku özelliğine sahip olası “donör”lerin listesi olan sayfalarla gelmiş ve bu listelerden isimler seçmişlerdir. Doktorun çeşitli zamanlarda hastaneyi üniformayla terk ettiği ve 2–3 saat sonra elinde böbrekleri içeren kaplarla geri geldiği görülmüştür. Dr. Tan, uyum sağlayan sekizinci böbreğin idam edilen bir mahkûmdan alındığını söylemiştir.

Ordunun hapishaneye ve mahkûmlara ulaşma şansı vardır. Ameliyatlar genelde, sivil yönetimdekilerden çok daha gizlidir. Kanunlardan etkilenmezler.

4) Yozlaşma

Yozlaşma, Çin’deki ana problemdir. Devlet kuruluşları bazen, insanların çıkarlarından çok kendi çıkarlarını gözetirler. Çin bazen, yozlaşmaya karşı “sert darbe“ ile ilgilenir.

Fakat kanun kurallarının ve demokrasinin eksikliğinde, gizliliğin sallandığı ve halk kaynaklarının olmaması durumunda bu yozlaşma karşıtı kampanyalar gerçek yozlaşma karşıtı girişimlerden daha mücadeleci görünürler. Bu halkın, yozlaşmayla ilgili kaygılarını yatıştırma adına bir girişim olup halk ilişkileri girişimlerini siyasileştirir.

Organların satışı paraya dayalı bir problemdir. Fakat bu, yozlaşma problemi demekten daha farklıdır. İstek dışı donörlerden alınan organların satışı nefreti açgözlülükle birleştirir. Eziyet politikası durumu parasal yönden çıkar sağlayan bir yol gibi hareket etmektedir.

Eski Çin Cumhurbaşkanı Deng Xiaoping’in: “zengin olmak güzeldir” demiştir. Ama bazı yollardan zengin olmanın utanç verici olabileceğini söylemez.

Vurguncu hastaneler, kendi bölgelerindeki savunmasız esir düşmüş mahkûm topluluğundan avantaj sağlarlar. Hapiste yatan ve herhangi bir hakka sahip olmayan insanlar otoritelerin ilgi alanlarındadır. Mahkûmlar ve insanlıktan çıkmışlıklarına karşı oluşan nefretin tahrikinin anlamı, birer cani ve endişe duymadan öldürdüklerinin propaganda dâhilinde yer alması olarak açıklanabilir.

b) Organ toplamaya ilişkin kesin değerlendirmeler

5) Teknolojik Gelişim

Albert Einstein’a göre:

“Atom gücü kalan düşünce tarzımızdan başka her şeyi değiştirdi…. Bu problemin çözümü insanlığın kalbinde yatar. Eğer sadece ben bilseydim bir saat üreticisine dönüşebilirdim.”

Teknolojik gelişimler insan doğasını değiştirmez. Fakat kötülüğü kabul ettirme yeteneğini değiştirir.

Nakil ameliyatlarının gelişimi, yetersiz organlarla başa çıkarak insanlık yeteneğinin gelişmesini sağlar. Fakat nakil ameliyatlarındaki bu gelişmeler düşünce tarzımızı değiştirmemiştir.

Herhangi yeni bir medikal gelişimin insanlığın yararına olduğunu düşünme hassasiyeti mevcuttur. Bu kesinlikle gelişimcilerin amacıdır. Fakat medikal araştırmalar, ne kadar ileri olurlarsa olsunlar, iyi ve kötü için eski kapasiteyle yüz yüze gelirler.

Organ nakil ameliyatlarındaki birçok ileri teknik Çin politik sisteminde ileri gidildiği anlamına gelmez. Çin Komünist sistemi kalır. Çin’deki nakil ameliyatlarındaki gelişim, Çin’deki yozlaşmayı temsil eden, kötülüğün kurbanı olur. Nakil ameliyatlarındaki ilerlemeler, yemelerinden ve ideolojilerinden hareketle eski kadroları için yeni anlamlar sağlarlar.

Nakil ameliyatlarını geliştirenlerden birer saat üreticisi olmalarını talep etmiyoruz. Talep ettiğimiz, sadece nakil ameliyatları çok iyi geliştiği için hiçbir zarar sağlayamayacağı gibi saf bir düşünceye sahip olmadığımızdır.

Aksine, Çin’deki Falun Gong uygulayıcılarından istekleri dışında organ toplamaya ilişkin, nakil ameliyatlarındaki gelişimler aleyhine yapılan iddialar Albert Einstein’ın öğrettikleri doğrultusunda hareket etmektedir.

İnsanlık yararına geliştirilen modern teknolojilerin zarar vermesini sağlamak için zorlandığını daha öncede görmüştük. Bu, nakil ameliyatlarında da yaşanırsa sürpriz olmaz.

6) Ölüme Mahkûm Edilen Tutukluların Davranışları
Sağlık Bakan Yardımcısı Huang Jiefu, 2006 Kasım ayı ortalarında Guangzhou’nun güney şehrinde ameliyatlarla ilgili bir konferansta yaptığı konuşmada, ölüm cezasına çarptırılan mahkûmların organ nakli için birer kaynak olduklarını kabul etmiştir. “Trafik kazası kurbanlarının küçük bir kısmından başka birçok organ idam edilen mahkûmların cesetlerinden sağlanmıştır” demiştir. Asya Haberlerinin yazdığına göre:

“Masa altı işler yasaklanmalıdır. Bay Huang’ın da farkında olduğu, genellikle organların rızası olmayan insanlardan alınıp yüksek fiyatlara yabancılara satıldığıdır.”

Ölüm cezasına çarptırılmış da olsa rızası olmadan organ toplamak adına, kimsenin öldürülmediği gibi bir ifadeye inanmak çok zordur. Gerek politik, gerek ekonomik suçlardan idam cezasına çarptırılmış mahkûmların haberleri olmadan organlarını toplayanların Falun Gong uygulayıcılarının haberi olmadan organlarını alanlarla aynı kişiler olduğuna inanmak daha kolaydır.

Falun Gong uygulayıcıları Çin otoritelerinin kriminal suçlar için ölüm cezası hükmü verilen kişilerden daha çok kötüledikleri, insanlıktan çıkarttıkları, aşağıladıkları ve marjinalleştirdikleri bir tutuklu topluluğu oluşturmuştur. Gerçekten, biri bu iki topluluk karşıtı yönetilen resmi konuşmayı değerlendirdiğinde Falun Gong, idam cezasına çarptırılan mahkûmlardan daha çok hedef haline gelecektir.


7) Organ Bağışları
Çin organ bağışında organize olmuş bir sisteme sahip değildir. Bu durum, organ nakli ameliyatları yapan diğer ülkelerden farklıdır. Yaşayan donörlerden alınan bağışların sadece aile üyelerine aktarılmasına izin verilir.

Bize, Çin’de organ bağışı için kültürel bir karşı çıkışın olduğu söylenmiştir. Bugün, Hong Kong ve Tayvan da aynı kültüre sahip olmasına rağmen aktif organ bağışı programları vardır.

Çin’de organ bağış sisteminin olmayışı bize iki şeyi anlatır. Birincisi; Çin’deki organ nakilleri için organ bağışının inandırıcı bir kaynak olmamasıdır.

Çin’deki organ bağışına olan kültürel karşı çıkıştan ötürü aktif organ bağış sistemi sağlamada bile zorluklar çekmektedir. Fakat bağışları yüreklendirecek aktif bir çaba olmadığında problem artmaktadır.

Diğer ülkelerde de bağışlar sorun olur, çünkü bağışlar nakil için gerekli olan ilk kaynaktır. Çin’deki bağışları cesaretlendirmedeki ciddi çaba eksikliği, bağışlardan daha büyük sorundur. Çin, bağışları cesaretlendirmedeki ciddi çaba eksikliğine rağmen nakil için gereğinden fazla organa sahiptir.

Bağışları cesaretlendirmedeki ciddi çaba eksikliğinin nakil ameliyatı için kısa süreli beklemeler ve büyük ölçekli ameliyatlarla birleşmesi sonucu, Çin’in nakil için canlı organlara sürüklendiğini görmekteyiz. Gerçek, Falun Gong uygulayıcılarından istekleri dışında organ toplanmasına ilişkin iddiaları yok edememektedir.

8) Bekleme Zamanı

Çin’deki hastanelerin web siteleri organ nakilleri için kısa süre beklendiğinin reklâmını yapmaktadırlar. Ölü donörlerden uzun süre sonra alınan organlar ölüm sonrası bozulduklarından uygulanabilir değillerdir. Eğer bu hastanelerin kendi teşviklerini ciddiye alırsak, bize organ kaynağı olarak yaşayan kişilerin mevcut olduğu gerçeğini açıklarlar.

Çin’deki organ transferi için organ bekleyen hastaların bekleme süresi diğer yerlere göre daha azdır. Çin uluslararası nakil birliği merkezinin dediğine göre; “Uygun donörü (böbrek) bulmak belki bir hafta alabilir, en fazla bir ay… ” ve şöyle devam eder. “Eğer donörün organında yanlış bir şey olursa hasta yeni bir donörden organ talep edebilir ve yine bir hafta içinde ameliyat olabilir.” Doğu organ nakil merkezi Nisan 2006’da “Ortalama bekleme süresinin (uygun bir karaciğer için) iki hafta olduğunu” açıklamıştır. Şanghay’daki Changzeng Hastanesinin web sayfasında şöyle denmekte: “Bir karaciğer kaynağı için ortalama bekleme süresi tüm hastalar için bir haftadır.”

Bunların aksine, 2003’te Kanada’da bir böbrek için 32,5 ay beklenmiştir, İngiliz Kolombiya’sında bu süre 52,5 aya çıkmıştır. Bir böbreğin hayatta kalma süresi 24 ile 48 saat arası, bir karaciğer için 12 saattir . Canlı böbrek-karaciğer “donörleri” için kurulan banka, Çin nakil merkezlerinin müşterilerinin az beklemelerini sağlar. Bu şaşırtıcı orandaki kısa beklemeler en uygun organların bulunması için tanıtılmakta ve canlı “donör”lerin organlarına sahip bankanın varlığını belirtmektedir.

9) Web Sayfalarındaki İhbarlar

9 Mart 2006’dan önce, Çin’deki çeşitli nakil merkezlerinin web sayfalarında bulunan materyaller (büyük çaplı organ toplandığına dair iddialar Kanada ve diğer ülke basınlarında ortaya çıktığı zaman) suçlayıcı olmuştur. Anlaşılacağı üzere; o zamandan sonra kaldırılmıştır. Bu nedenle bu yorumlar web sayfalarının sadece arşivlerinde bulunan bilgilere yöneliktir. Şaşırtıcı miktardaki kişisel suçlama malzemeleri web kullanıcıları için Haziran ayının sonunda bile hala mevcuttur. Biz burada sadece dört örneği veriyoruz:


(1) Çin Uluslararası Nakil Şebekesi Destek Merkezi Web Sayfası

(http://en.zoukiishoku.com/)
(Shenyang Şehri)


17 Mayıs 2006 ‘da web sayfasının İngilizce versiyonunda (9 Marttan sonra Çin’in ana lehçesi olan mandarince açık bir şekilde kaldırılmıştır) belirtildiği gibi merkez 2003 yılında Çin medikal üniversitesine bağlı hastanede kurulmuştur. “…özellikle yabancı dostlar için. Hastaların birçoğu dünyanın her tarafındandır.” Sayfanın açılış cümlesi , girişi “Viscera (tıbbi bir terim sözlük anlamı: yumuşak iç organlar….beyin, akciğer, kalp gibi.) sağlayanlarının hemen bulunabileceğini!” iddia etmiştir. Aynı sayfasının başka bir yerinde ise şu ifade yer almaktadır: “böbrek nakli ameliyatları tüm dünyada senede en az 5000’dir. Ve birçoğu da Çin hükümeti tarafından desteklenmektedir. Üstün rütbeli mahkeme, yüce kanun – memur, polis, hâkim, sağlık ve sivil idare birleşerek, organ bağışının devlet tarafından desteklenmesini sağlamak için bir kanun çıkarmışlardır. Bu dünyada tektir.”

Sitenin “soru-cevap” bölümünde şu bulunur:

“Canlı böbrek naklinden önce donörün böbrek fonksiyonlarını sağlama alacağız….Böylelikle, canlı donörlerin organları kullanılmayan diğer ülkelerden daha güvenlidir.”

“Q: Pankreas nakli için organlar beyin ölümü gerçekleşmiş hastalardan mı alınır?”
“A: Bizim organlarımız beyin ölümü gerçekleşmiş kurbanlardan alınmaz çünkü organın durumu iyi olmayabilir.”

(2) Doğu Organ Nakil Merkezi Web Sayfası
(http://www.ootc.net)
(Tianjin Şehri)

Nisan ortasında bu uyarı web sayfasından kaldırılmıştır; (fakat arşivde12 halen bulunmaktadır.) “Ocak 2005’ten bu yana 647 karaciğer nakli gerçekleştirdik, bunlardan 12 tanesi bu hafta yapıldı, ortalama bekleme süresi 2 haftadır.” Aynı zamanda 1998’de başlayıp 2005’e kadar geçen sürede gerçekleştirilen yaklaşık 2248 nâkili gösteren tablo da siteden kaldırılmıştır. (ama arşivde halen mevcuttur)

Bunların aksine, Kanada Organ Değiştirme kayıtlarına göre, 2004 yılında Kanada’da yapılan bütün organ nakilleri sadece 1773’tür.

(3) Jiaotong Üniversite Hastanesi Karaciğer Nakil Merkezi Web Sayfası (Shanghai)
(http://www.firsthospital.cn/hospital/index.asp)

26 Nisan 2006’daki bir ilanda,

(http://www.health.sohu.com/20060426/n243015842.shtml), Web sayfasının bir bölümünde şöyle denir: “(buradaki) karaciğer nakli 2001’de 7, 2002’de 53, 2003’te 105, 2004’te 144, 2005’te 147 ve Ocak 2006’da 17’dir.”

(4) Changzheng Hastanesi Organ Nakil Merkezi Web Sayfası, 2 Nolu Askeri Medikal Üniversitesi ile birleşik
(http://www.transorgan.com/)
(Shanghai)

9 Mart 2006’dan sonra her yıl yapılan karaciğer nakillerini gösteren aşağıdaki paragrafın yer aldığı bir sayfa kaldırılmıştır. (internet arşiv sayfası hala mevcuttur ):

“Karaciğer Nakil Başvuru” formunun başında yer alan, “…….Şu an için, karaciğer nakli ameliyat ücretleri ve hastane masrafları birlikte yaklaşık 200,000 yuan’dir (66,667 Kanada Doları) ve bir karaciğer için ortalama bekleme süresi hastanemizdeki tüm hastalar için bir haftadır….”

10) Donör-Alıcı Görüşmeleri

Raporumuzun ilk versiyonu için, uzaklardan Çin’e nakil için giden insanlar arasında, donör alıcı görüşmelerini gerçekleştirmek için yeterli zamanımız olmamıştı. Bu versiyonda çok sayıda alıcı ve ailesiyle görüşme yapma fırsatımız oldu. Deneyimlerine ait özet, rapora ekli olarak verilmiştir.

Organ nakil ameliyatları, alıcıların ve ailelerinin anlattıklarına göre, nerdeyse tamamen gizli yürütülmektedir, önceleri suç olduğundan üzerinin kapatılması gerekmiştir. Alıcı ve ailelerinden alınabildiği kadar çok bilgi alınmıştır. Donörlerin özellikleri alıcılara ve ailelerine açıklanmaz. Donör ve aileleri hakkında yazılı bir bilgi vermeye izinli değillerdir. Ameliyatı yapan doktorun ve destek ekibinin kimlikleri çoğu zaman saklıdır, öğrenmek için talep olmasına rağmen. Alıcı ve ailelerine genellikle operasyondan az önce haber verilir.
Ameliyatlar bazen gece geç saatte gerçekleşir. Tüm süreç, “sorma, söyleme” temeline dayanır.

İnsanlar saklayacak bir şeyleri varmış gibi davrandıklarında saklayacak bir şeyleri olduğunu düşünmek uygundur. İdam cezasına çarptırılmış mahkûmlardan organ sağlama çok bilinen bir şey, hatta Çin hükümeti tarafından da kabul edilirken Çin nakil hastaneleri de bunu saklamak için çaba sarf etmezler. Bu başka bir şey olmalı. Nedir?

11) Elde Edilecek Para

Çin’de, organ nakli çok kazançlı bir iştir. Belirli hastanelerde organ nakli yaptırmak için para ödeyen insanların paralarının izini sürebiliriz, fakat bundan öteye gidemeyiz. Hastanenin aldığı paranın kimin eline geçtiğini bilemeyiz. Doktorlar ve hemşireler, işledikleri suç için çok fazla ödenen kriminal organ toplama işindeler midir? Bu, cevap vermemiz beklenen bir soru olmasına karşın paranın nereye gittiğini bilmek için hala bir çaremiz yoktur.

Çin Uluslararası Nakil Şebekesi Destek Merkezi Web Sayfası
(http://en.zoukiishoku.com/)
(Shenyang Şehri)

Nisan 2006’da sayfadan çıkarılmadan önce yayınlanan aşağıdaki fiyat listesi, nakillerden elde edilen karları gözler önüne sermektedir:

Böbrek US$62,000
Karaciğer US$98,000-130,000
Karaciğer-böbrek US$160,000-180,000
Böbrek-pankreas US$150,000
Akciğer US$150,000-170,000
Kalp US$130,000-160,000
Kornea US$30,000

Paranın el değiştirdiği her türlü suç araştırmasındaki standart yol parayı izlemekten geçer. Fakat Çin için, kapalı kapılar parayı takip etmenin imkânsız olduğunu gösterir. Paranın nereye gittiğini bilmemek hiçbir şeyi kanıtlamaz. Fakat suçlamalara ilişkin herhangi bir şeyi de çürütmez.

12) Çin’deki Nakil Etikleri

Çin nakil uzmanları işleriyle alakalı herhangi bir eleştiriye maruz kalmazlar. Birçok ülke, kendi disiplin sistemlerine sahip kendi kendini yöneten nakil uzmanlarına sahiptir. Etik değerleri çiğneyen nakil uzmanları herhangi bir müdahale olmaksızın, meslektaşları tarafından kendi uzmanlıklarından alınırlar.

Çin’deki nakil uzmanları bu şekilde değillerdir. Nakil ameliyatı olduğunda devlet ne kadar müdahale ederse etsin hiçbir şey olmaz. Nakil uzmanları için, devletten bağımsız bir disiplin kontrol sistemi yoktur.

Çin’deki organ nakli cerrahisindeki vahşi batı sistemi kötü uygulamaların meydana gelmesini kolaylaştırır. Devlet güvencesi ve suç incelemesi profesyonel disiplinden kaçınılmaz olarak daha az sistematiktir.
Kriminal incelemeler için olan cezalar profesyonel disiplin cezalarından daha fazla olduğundan kriminal incelemeler disiplin incelemelerinden çok daha azdır.

İşleyen nakil uzmanlık disiplini sisteminin yokluğu suiistimaller olduğunu anlamına gelmez. Fakat kesin olarak gerçekleşebileceğinden daha mümkün kılar.

13) Yabancı Nakil Etikleri

Yabancı nakil etiklerinde çok boşluklar vardır. Çin’e organ nakli turizminin başladığı birçok ülkede, nakil uzmanları etik ve disiplin sistemlerini organize ederler. Fakat bu sistemlerde spesifik açıdan nakil turizmine yada Çin nakil uzmanlarına yada idam cezasına çarptırılan mahkumlara ulaşıldığı az görülür. Gözlem kelimesi burada, “görüş dışı, akıl dışı” gibi görülür.

Nakil turizminde, Hong Kong Tıbbi Konsey Yönetiminin Uzmanlık kodunun üzerinde durduğu iki prensip vardır. İlki, “eğer şüphe yoksa” eğer donörden izin serbestçe ya da istekli olarak verildiyse, uzmanın bağışla ilgili yapabileceği bir şey yoktur. Bu gerçeklerin ışığında son olarak Çin hakkında şunlar söylenebilir ki “neredeyse tüm” nakiller mahkûmlardan karşılanır ve hiç şüphe yoktur ki, her durumda organlar donörden izin ya da istekle değil serbestçe alınmıştır.

İkincisi; yük, Çinli donörün durumunu araştırması gereken yabancı uzmanların üzerindedir. Yabancı uzman, herhangi bir araştırma yapmadığı ya da sadece baştan savma yaptığı sürece, etik olarak hareket etmezler. Araştırmadan sonra, yabancı uzman, Çinli hastaya organın istekli verildiğini söylemeden önde tatmin olmalıdır.

Çin’deki iyi gelişmiş organ toplama piyasası, hem kaynak hem de talep gerektirir. Kaynaklar Çin’deki mahkûmlardan gelir. Fakat talep büyük oranda yurtdışından gelir.

Bir ek bölümde, nakille ilgilenen Çin’in etik konusundaki kritik analizini sunmaktayız. Hong Kong prensipleri kuraldan çok bir kabuldür. Dünya çapındaki uzman etikleri, Çin’den gelecek olan yabancı talepler adına, çok az ya da hiç bir şey yapmazlar.

14) Çin Nakil Yasaları

1 Temmuz 2006’ya kadar Çin’de organ satışı yasaldı. O tarihten itibaren organ satışını yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi.

Çin’de, yasa çıkarmak ve onu uygulamak arasında büyük bir boşluk vardır. Bir örneği ele alırsak, Çin anayasasının önsözü Çin için “yüksek demokrasi” sözü verir. Fakat Tiananmen Meydanı katliamı gösterdi ki, Çin demokratik değildir.

Bundan başka söyleyebileceğimiz şeyler; organ nakli için çıkartılan yasalar bugün yürütülmemektedir. Belçikalı senatör Patrik Vankrunkelsven, Kasım 2006 sonlarında Pekin’deki iki hastaneyi böbrek nakil müşterisi gibi aramıştır. İki hastane de kendisinden 50,000 avro talep etmiştir.

Daha önce farkına varıldığı üzere, Sağlık Bakan Yardımcısı Huang Jiefu, Kasım 2006’da idam cezasına çarptırılan mahkûmlardan organ nakli yapılmamasına ilişkin “masa altı işler yasaklanmalıdır” diyerek bir karar çıkarmıştır. 1 Temmuz’dan beri zaten yasak olduğuna dair resmi bir açıklama olmasına rağmen yasağın işe yaramadığı görülmektedir.

15) Yabancı Nakil Yasaları

Çin tıp sisteminin uğraştığı nakil türü dünyanın başka her yerinde yasadışıdır. Fakat Çin’e giden herhangi bir yabancı için yasadışı değildir, kendi ülkesine nakilden yararlanmış döndüğünde her şey yasal olur. Yabancı nakil yasaları her yerde bölgeseldir. Bölge dışı bir ulaşıma sahip değildir.

Diğer birçok kanun kendi alanında küreseldir. Örneğin; çocuk seks turistleri sadece ilişkiye girdikleri ülkede değil, birçok ülkede olduğu gibi kendi ülkelerinde de dava edilirler.

Bu tarz yasalar, organ donörünün izni olup olmadığını bilmeden organ nakline para ödeyen nakil turistleri için geçerli değildir.

Bazı yasal başlangıçlar vardı. Örneğin, Belçikalı senatör Patrik Vankrunkelsven, donörlerin mahkûm ya da kayıp insanlar olduğu yabancı ülkelerden organ sağlayan turistleri cezalandırmaya yönelik bölge dışı kriminal bir kanun önerdi. Fakat bu yasal öneriler için bile bugün erken olduğu görülüyor.

16) Yolculuk Önerileri

Birçok eyalet, vatandaşlarını bir şehirden bir şehre yolculuktaki tehlikelere karşı uyaran yolculuk önerilerine sahiptir. Tavsiye verenler genellikle politik şiddete karşı ya da benzer problemlere karşı uyarırlar.

Fakat hiçbir devlet, Çin’deki organ nakilleri ile ilgili, vatandaşlarını neredeyse tamamı mahkûmlardan gelen bir Nakil Topluluğunun olduğu konusunda uyaran, yolculuk tavsiyeleri yollamazlar.

Bazıları ve umarız ki birçok organ alıcıları, Çin’de bu organların mahkûmlardan alındığını öğrendiklerinde tereddüt edeceklerdir. Fakat şu anda Çin’deki organ kaynaklarının alıcıları için, devlet kanalıyla ya da tıbbi uzmanlar kanalıyla, herhangi bir sistematik iletişim mevcut değildir.

Örneğin; Kanada’da, yabancı web sitelerinde Çin için yolculuk önerileri yer almakta ve kapsamlı bilgiler sunulmaktadır, neredeyse 2600 kelimeden oluşan sağlık ile ilgili bir köşe bile mevcuttur. Fakat buna rağmen organ naklinden hiç bahsedilmemektedir.

17) İlaçlar/Eczacılık

Organ nakil ameliyatları gerilemeye karşı olan ilaçlara dayanır. Çin, bu ilaçları büyük ilaç şirketlerinden getirtir.

Nakil ameliyatlarında başarı sağlanabilmesi için hem kan hem doku örneklerinin uymasının gerekliliği vardır. Nakil geriletmeye karşı olan ilaçlar nakil sırasında doku uyumsuzluğundan kurtulmak için kullanılabilirler. Bu ilaçların çok kullanımı bir donörle alıcının dokuları uyuşmadığında mümkündür. Bu ilaçlara çok güvenmemek adına doku uyumu tercih edilir, fakat uzun süre gerekli değildir. Çin tıp sistemi bu ilaçlara çok güvenir.

Uluslararası eczacılık şirketleri, Çin nakil sistemine diğerlerinin davrandığı gibi davranır. Hiç soru sormazlar. İlaçlarının, isteksiz mahkûmlardan organ sağlanan, alıcılarda kullanılıp kullanılmadığıyla ilgili bir bilgileri yoktur.

Birçok ülke, bazı ürünlerin toptan ihracını yasaklayarak ve devlet izniyle diğer ürünlerin ihracına izin vererek, ihraç hareketlerini kontrol ederler. Fakat bilgimize göre hiçbir devlet organ naklinde kullanılan bu ilaçların Çin’e ihracını yasaklamaz.

Örneğin; Kanada İthal ve ihraç izin hareketleri şunu öngörür:

“Hiçbir ülke, ihraç listesinde olan hiçbir ürünü ya da bu otorite altında bulunan ve kontrol alanında yer alan hiçbir ülkeye ihraç edemez ya da ihraç etmeye teşebbüs edemez.”

Ama organ nakillerinde geriletmeyi sağlayan ilaçların Bölge Kontrol listesine Çin dahil değildir.

18) Bakım İçin Yabancı Devlet Fonu

Sağlık bakımı için yurtdışındaki bazı devlet idareleri sağlık planları, eğer bakım kendi ülkelerinde oluyorsa ödeme yapıyorlar. Bilgimize göre, bunun gerçekleştiği, ödemenin yasaklandığı durum, kişinin organ naklini Çin’de yaptırdığı durumlardadır.

Nakil hastalarının daha sonra kendi ülkelerinde bakıma ihtiyaçları vardır. Gerilemeye karşı olan ilaçların reçetelerine ve yöntemlerine ihtiyaç duymaya devam ederler. Sağlık servisleri için devlet fonu sağlayan yönetimler bu sonra bakım içinde fon elde edebilirler.

Burada, fon sağlayanlar, organ alıcısının organı nasıl aldığını sormamaları yeni bir kayıtsızlık örneği sergilemektedir. Açıkçası, Çin’de organ, rızası olmayan ve bunun için öldürülmüş bir mahkûmdan alınabilir.

C) Falun Gong’a dair göz önünde bulundurulması gereken hususlar

19) Olası Tehdit

Çin hapishanelerindeki bilinci yerinde mahkûmların büyük çoğunluğunu Falun Gong oluşturmaktadır. Çin hapishanelerindeki işkence kurbanlarının üçte ikisi Falun Gong’dur. Çin rejiminin kullandığı dilin sınırları, batının korumaya çalıştığı fakat Çin’in yumuşak eleştirileriyle eşleşmeyen ve paralel gitmeyen Falun Gong aleyhinedir. Falun Gong’un yıllık nedensiz ölümlere ve kaybolmalara ait belgeleri, diğer kurban gruplarının toplam sayısını çoktan aşmıştır.

Çin hükümeti bu grubu, diğer gruplardan ayrı neden bu kadar acımasızca suçlamakta ve baskı uygulamaktadır? Falun Gong hakkında standart Çin çekincesi onun kötü bir mezhep olduğudur.

Falun Gong, hiçbir mezhep özelliğine sahip değildir. Bir organizasyon değildir. Hiçbir üyeliği, ofisi ya da memuru yoktur. Falun Gong, hiçbir fona ya da banka hesabına sahip değildir.

Doğu Asya Merkezi Yöneticisi olan, Montreal Üniversitesinde okumuş ve modern Çin tarihi üzerine uzman olan David Ownby, altı yıl önce Kanada Uluslararası İlişkiler Enstitüsü için Falun Gong hakkında bir sayfa yazı yazmıştır. Falun Gong’un zorunlu mali yükümlülüklere sahip olmadığını, uygulayıcıların toplumdan soyutlanmadığı ya da dünyadan çekilmediğini belirterek, mezhep olmadığını ortaya koymuştur. O şöyle der:

“Falun Gong üyeleri toplum içinde kalırlar. Büyük çoğunluğu çekirdek aileler şeklinde yaşar. İşe gider, çocuklarını okula gönderirler.”

Falun Gong’u bırakmanın bir cezası yoktur, bırakacak hiçbir şeyde yoktur. Uygulayıcılar, Falun Gong’u özgürce ve istedikleri kadar ama çok ama az uygulayabilir. İstedikleri zaman başlayıp bırakabilirler.
Çalışma gruplarındakiler nişanlanabilir ya da bekâr kalabilirler.

Li Hongzhi yazdığı kitaplar ile Falun Gong uygulayıcılarına yol gösterir, uygulayıcılar tarafından kendisine tapılmamaktadır. Uygulayıcılardan fon da almamaktadır. Uygulayıcılarla nadiren karşılaşan özel bir kişidir. Uygulayıcılara öğütleri halk için mevcut olan bilgi, konferans notları ve yayınlanmış kitaplardır.

Çin hükümeti, Falun Gong’u kötü bir mezhep olarak etiketleyerek bastırmaya çalışmaktadır. Bu baskı için kullandığı bahaneler; karalamak, nefreti kışkırtma, şahsiyetsizleştirme, marjinalleştirme ve Falun Gong’un kişiliksizleştirmesidir. Fakat bu etiket baskının neden arttığını açıklamaz. Bu “kötü mezhep” etiketi baskı için yaratılmış bir araçtır, fakat nedeni değildir. Bu yalanın nedeni farklıdır.

Çin Komünist Partisi 1949’da yönetimi ele geçirdikten sonra uyumu güçlendirmek adına Çin egzersiz sistemlerinin ya da Qigong sistemlerinin tüm çeşitlerini baskı altına almıştır. 1990’larda bölgedeki polis, Falun Gong’da dâhil, qigong’un bütün çeşitlerine daha az katı davranmıştır.

Oyumu güçleştirmek adına her çeşit Çin uygulama rejimi, 1949’da Çin Komünist Partisinin ofisi basıldıktan sonra gizlenmiştir. 1990’larda bölgedeki polis, Falun Gong’da dâhil, qigong’un bütün çeşitlerine daha az katı davrandı.

Falun Gong, Konfüçyanizm, Budizm ve Taoizm’in öğelerini içerir. Esas olan; fiziksel ve ruhsal sağlığın gelişimi için egzersizler doğrultusunda meditasyon yöntemlerini öğretmektir. Bu hareketin herhangi bir politik platformu yoktur, takipçileri, ırksal, ulusal ve kültürel sınırlar doğrultusunda, doğruluk; merhamet ve hoşgörünün ilerlemesine çabalar. Şiddet aforoz edilmiştir.

Bay Li, bu hareketini devletin Qigong Araştırma Birliği ile kayıt altına almıştır. Hareket, 1998’de yasaklanmadan önce resmi hoşnutsuzluğa düştüğünde Li, Amerika’ya gitmiştir. Fakat Falun Gong rahatça gelişimine devam etmiştir. Jiang hükümetinin yaptığı belirlemelere göre uygulamanın 1999’da 70 milyon taraftarı mevcuttu. O yıl Çin Komünist Parti üye sayısı ise sadece 60 milyondur.

Falun Gong, Temmuz 1999’da yasaklanmadan önce, taraftarları egzersizlerini düzenli bir şekilde yapmak için toplanırlardı. Pekin’de 2000’den fazla uygulama alanı bulunmaktaydı.

Komünist Parti Nisan 1999’da Gençlik İçin Bilim ve Teknoloji dergisinde bir makale yayımladı ve Falun Gong’un batıl bir inanç olduğunu ve ciddi hastalık durumlarında tıbbi tedaviyi reddederek uygulayıcıların sağlığını riske soktuğunu belirtmiştir. Büyük sayıda uygulayıcı derginin Tianjin’deki editör ofisi önünde bu yazının içeriğine tepki gösterdiler. Olay tutuklanmaları ve polis tarafından dövülmeleriyle sonuçlandı.

25 Nisan 1999’da bu tutuklamalar ile ilgili Pekin’deki Devlet Başvuru Ofisine dilekçe vermek için şafak vaktinden gece geç saatlere kadar, Pekin’in yasak şehri yakınlarındaki Zhongnanhai’deki Komünist Parti merkez bürosunda 10,000–15,000 civarında Falun Gong uygulayıcısı toplanmıştır. Toplanma sessizdir ve posterler yoktur. Jiang bu dilekçelerin varlığından haberdar olmuştur. Onun düşüncesine göre, Komünist Partinin ideolojik üstünlüğü tehlikededir.

20) Zulüm Politikası

Eğer Falun Gong uygulayıcılarından organ toplama Çin’de bu kadar yayılmışsa bazıları bu etkiye yönerge olarak devlet politikası bekler. Çin’de, politika formülünün gizliliği böyle bir politika olup olmadığını anlamamıza engel olur.

Bununla beraber, Falun Gong’a karşı zulmün resmi bir politika olup olmadığını bilemeyiz. Bu raporda Çin hükümeti ve Çin Komünist Partisi yetkililerinin, Falun Gong’a karşı fiziksel zulümde dâhil olmak üzere her türlü zulme çağıran çok kuvvetli bazı politik açıklamalarına yer verilmiştir.

Çin hükümeti, Falun Gong’u bastırmaya yönelik bir bürokrasiye kendini adamıştır. Bu adanmış bürokrasinin Çin’de temsilcileri mevcuttur. 610 Ofisi, 1999’un altıncı ayının 10. gününde kurulduğundan dolayı stenografide bu şekilde adlandırılır. 610 Ofisinin her ilde, şehirde, ülkede, üniversitede, devlet kademesinde ve devletin kendisinde Çin tarafından sahiplenilen temsilcileri vardır.

Pekin Belediye Planlama Ofisi yönetici yardımcısı Li Baigen katıldığı bir toplantıda; 1999 yılında 610 Ofisine başkanlık eden 3 adam, Falun Gong karşıtı kampanyaya katılmaları için 3000’den fazla görevliyi başkentteki büyük toplantı salonuna çağırmıştır. Gösteriler Tiananmen meydanında devam etmektedir. 610 Ofisinin başı Li Lanqing devletin hareket üzerindeki bu politikasını sözlü olarak duyurmuştur: ”ünlerine leke sürmek, finansal açıdan iflas ettirmek ve fiziksel olarak yok etmek.” Sadece bu toplantıdan sonra taraftarların ölümleri parmak izlerine göre intihar olarak kayıt edilmeye başladı.

21) Nefreti Kışkırtma

Çin’deki Falun Gong hem sözden hem de eylemden uzaklaştırıldı. Politik talimatlarla zulüm politikasını haklı çıkarmak ve muhalefete engel olmak için toplumun büyük ölçüde kışkırtılması sağlanmaktadır. Gruba karşı yöneltilen bu tarz sözler gruba karşı insan hakları ihlallerinin hem öncüsü hem de kişisel saygısızlığın damgası olmuştur.

Uluslararası Af Örgütüne göre, Çin hükümeti Falun Gong’u alt etmek için üç strateji benimsemiştir: 1) inançlarını açıklamak istemeyen uygulayıcılara karşı şiddet; 2) “beyin yıkama” yoluyla tüm uygulayıcıların Falun Gong’u zorla bırakması, 3) ondan vazgeçmesini sağlamak ve Falun Gong’a karşı halkın düşüncesini değiştirecek bir medya kampanyası başlatmak.

Yerel yönetimler, Falun Gong’u baskı altında tutmak için Pekin’in emirlerini yerine getirmekle yetkilendirilmiştir. Yetkilendirmenin anlamı; Çin toplumuna uygulayıcıların kendi bilinçleriyle intihar ettiklerini, öldürüldüklerini ve aile üyelerini sakatladıklarını ve tıbbi yardım kabul etmediklerini gösterme çabasıdır. Zaman geçtikten sonra bu kampanya istenilen etkiye ulaşmış ve birçok Çin vatandaşı Falun Gong’u Komünist Partinin bakış açısından kabul etmiştir. Milli Halk Kongresi, daha sonra, Falun Gong uygulayıcıları tarafından diğer uygulayıcılara yapılan yasadışı hareketlere ait uzun bir listeyi legalleştirme çabası güden kanunları hayata geçirmiştir.

Bu düşmanlığı kışkırtma Çin’de çok keskindir. Fakat dünya çapında da mevcuttur. Çin yetkilileri nereye giderlerse gitsinler bu tahriki görevlerinin bir parçası gibi yanlarında götürürler. Edmonton, Alberta ve Kanada’da bu davranış tarzı, Falun Gong aleyhine kasıtlı nefret dolu söylemlerinden ötürü, Calgary’daki iki Çinli konsolosluk görevlisi hakkında bir polis tarafından soruşturma açılmıştır. Polis raporu, bu raporun arkasına göstermek adına eklenmiştir .

Düşmanlığı kışkırtma şiddetin aldığı hali belirtmek için yeterli değildir. Fakat her türlü şiddeti en kötü şekilde tanıtır. Bu tarz bir nefret propagandası olmadan duyduğumuz suçlamaların doğruluğunu hayal etmek güçtür. Bir kez böyle bir tahrik ortaya çıktığında insanlar Falun Gong’a karşı organlarını alıp bu süreçte öldürülmeleri gibi bir davranış belirleyebilirler ve bu pek de inandırıcı olmaz.

22) Fiziksel Zulüm

Eski Cumhurbaşkanı Jiang Zemin, 610 Ofisine Falun Gong’u “yok etmeyi” emretmiştir. Ek bölümde bu zulüm doğrultusundaki yok etme girişimiyle ilgili kapsamlı detay verilmiştir.

BM Özel Raportörü eziyetlerle ilgili son raporunda şunları aktarmıştır:

“2000 yılından beri özel raportör ve yanındakiler Çin hükümetine ait 314 tane işkence suçlaması rapor etmişlerdir. Bu olaylar 1160’dan fazla bireyi temsil eder.” ve “buna ek olarak, binlerce Falun Gong uygulayıcısına yapılan kötülük ve işkencelere ait suçlamaların detayları 2003 yılında bir dosyada (E/CN.4/2003/68/Add.1 para. 301) gönderilmiştir.”

Rapor bundan başka, işkence ve kötü muameleyle suçlanan kurbanların % 66’sının Falun Gong uygulayıcısı, geri kalanının Uygurlardan oluşan kısmı (%11), seks köleleri (%8), Tibetliler (%6), insan hakları savunucuları (%5), politik muhalifler (%2) ve diğerleri (HIV/AIDS‘ten etkilenenler ve dini grup üyeleri %2).

Washington Post’un Pekin’deki bürosuna telgrafla gelen bir hikâye tam olarak iki yaz sonra (5 Ağustos 2001’de) 610 Ofisinin ve rejim yanlılarının Falun Gong uygulayıcılarına karşı süren sert metotları açıklar:

“Ouyang, Pekin’in batısındaki bir karakolda, kıyafetleri çıkartılarak 5 saat sorgulandı ‘eğer soruları yanlış yanıtlarsam ki yani ‘evet’ demezsem, bana elektrikli copla şok veriyorlardı.’ dedi. Daha sonra da Pekin’in batı banliyösündeki bir çalışma kampına transfer edildi. Oradaki, korumalar yüzü duvara dönük durmasını emrettiler. Eğer kımıldarsa yada aşırı yorgunluktan düşerse elektrik şoku veriyorlardı….”

“(Sonra) Bu kişi bir grup Falun Gong yandaşı gelmeden önce alınmıştı ve video kameralar çalıştığı için grup bir kez daha geri çevrilmiştir. Ouyang hapishaneden ayrılmış ve beyin yıkama sınıflarına katılmıştır. Yirmi gün sonra bir günde 16 saat süren Falun Gong tartışma kursundan mezun olmuştu!. “Üzerimdeki baskı inanılmazdı ve hala inanılmaz” demiştir. “Geçmiş iki sene boyunca, bir insanın yapabileceğinin en kötülerini gördüm. Biz gerçekten dünya üzerindeki en kötü hayvanlarız.”

Ownby’nin notlarına göre insan hakları organizasyonları;

“Dünya çapındaki Kanada dâhil birçok hükümet Çin’in Falun Gong’a karşı yürüttüğü acımasız kampanyayı kınadıklarını ve olaydan duydukları kaygıyı ifade ettiler.”

Uluslararası Af Örgütünün 2000 yılından yayınladığı raporda 77 Falun Gong uygulayıcısının “Yasaklamanın başladığı 1999 Temmuz ayından beri nezarette ya da serbest bırakıldıktan kısa süre sonra gerçekleşen ölümleri kuşku yaratmaktadır” diye bahsedilmektedir.

23) Büyük Çaplı Tutuklamalar

Çok sayıda uygulayıcının tutuklanması, organ toplamaya ilişkin potansiyelinden dolayı ayrı bir ilgiyi hak etmekte ve bu nedenle de fiziksel işkencenin bir şeklini oluşturmaktadır. Kendisinden organ toplanan kişi alıkonulmalıdır.

1999 yazının başında Falun Gong’a karşı alınan önlemler, binlerce uygulayıcıyı hapse ve çalışma kamplarına göndermeyi de içermektedir. Amerika Dışişleri Bakanlığının 2005 yılında, Çin ile ilgili ülke raporuna göre örneğin, polisin her biri 300,000 insan kapasiteli 340 yeniden-eğitim-çalışma kampı ile yüzlerce alıkoyma merkezi açtığını göstermektedir. Rapor ayrıca nezarette ölen Falun Gong uygulayıcılarının sayısının birkaç yüzden birkaç bine yükseldiğine işaret edilmektedir.

Protesto ya da pankart açmak için Pekin’e giden yüz binlerce Falun Gong uygulayıcısı grubun yasallaştırılmasını istemiştir. İnsanlar neredeyse her gün gelmişlerdir. Eskiden Pekin’de bugün ise Avustralya’da yaşayan yazar Jennifer Zeng, 2001 Nisan sonu gibi yaklaşık 830,000 kadar Falun Gong yandaşının tutuklandığını bildirmiştir. Tutuklanan uygulayıcılarla ilgili belirli bir istatistik yok, çünkü kimliklerini açıklamayı reddetmişlerdir. Bırakılan Falun Gong uygulayıcıları ile yaptığımız görüşmelerden öğrendiğimiz kadarıyla kimliğini açıklamayanlar büyük orandadır. Fakat ne kadar büyük olduğunu bilmiyoruz.

Büyük orandaki Falun Gong yandaşı, isteğe göre gizli yapılan tutuklamalarda suçlamaları kanıtlayamadılar. Fakat aksine, böylesi bir toplu alıkoyma suçlamaları baltalayabilirdi. Devletin gücüne ve isteklerine bağlı büyük sayılara sahip bir grup, kendi haklarını koruma adına hiçbir şeye başvuramadan kendi iradelerinin dışında organ toplama adına potansiyel kaynak sağlıyorlar.

24) Ölümler

22 Aralık 2006’da işkence sonucu ölen 3006 Falun Gong uygulayıcısı belirledik. Bu belirlenen kurbanlar 6 grupta toplanabilirler.

Bir grup kurban, değişmez usanç ve otoritelerden gelen tehditlerden kaynaklanan gerilim sonucu ölmüştür. İkincisi; alıkonulmada kötü muamele gören ve ailelerine canlı teslim edilen fakat bunu takiben gördükleri kötü muamelenin verdiği hasarlardan ölenler. Üçüncü grup kurban, alıkonulmada işkenceden ölen ve bedenleri yakılmak üzere ailelerine verilenlerdir. Dördüncüsü; alıkonulmadaki kötü muameleden ölen ve hala tutukluyken yakılanlardır. Aileleri ise ölümle yakılma arası bedenlerini görebilmişlerdir. Beşincisi; ölen ve yakılan ve bedenleri aileleri tarafından bile görülemeyen kurbanlardır. Altıncısı ise; alıkonulmaları sırasında ölen fakat ailelerinin yakılmadan önce bedenlerini görüp görmedikleri bilinemeyen kurbanlardır.

Falun Gong organ toplama kurbanlarının olası çoğunluğu ailelerinin öldüklerinden haberdar edilmedikleri kurbanlar olabilir. Uygulayıcılar kendilerini otoritelere açıklamayı reddetmişlerdir. Diğerleri ise ailelerine alıkonulmalarını bildirmek istemelerine karşın bildiremeyen ve ölmeden önce de aileleriyle iletişim kuramayanlardır. Bunun yanı sıra, beşinci ve altıncı grubunda organ toplamadaki kurbanlar olduğu ihtimalini kabul edemiyoruz. Bu grubun sayısı 300’dür. Beşinci grubun sayısındaki artış şüpheleri arttırmıştır. İsimleri ekte verilmiştir.

Otoriteler tarafından işkence sonucu öldürülen büyük sayıdaki Falun Gong uygulayıcısı suçlamaya yönelik araştırmalarımızı desteklemektedir. Falun Gong uygulayıcılarının hayatı ucuz göründüğünden bir ölümün nedenine karar vermek için belirli bir sebep yoktur. Eğer Çin hükümeti işkenceye bağlı olarak büyük sayıda Falun Gong uygulayıcısını öldürmeye istekliyse bunu organ toplama içinde yapacaklarına inanmak zor değildir.

25) Kimliği Belirlenememiş

Falun Gong uygulayıcılarının alıkonulmaları, bazı yerde Falun Gong en şanssız hedef olmasına karşın her zamanki gibi Çin’in bu gruba olan engellemeleri, alışılmamış bir nitelikte kendini göstermiştir. Ülkenin dört bir yanından durumu protesto etmek amacıyla Pekin’deki Tiananmen Meydanına gelen Falun Gong uygulayıcıları düzenli bir şekilde tutuklanmışlardır. Yetkililere kimliklerini söyleyen tutukluların evlerine geri gönderileceği söylendi. Yetkililerin amacı, isimlerini aldığı kişilerin ailelerine onların Falun Gong faaliyetleriyle ilişiklerinin olduğunu söyleyerek ailelerden bu akrabalarının Falun Gong’u bırakmaları için baskı yapılmasını isteyeceklerdi. İşyerindeki şefleri, meslektaşları, yerel devlet liderleri sorumlu tutulmalıydı ve Pekin’e protesto ya da temyiz için giden kişiler için ceza verilmeliydi.

Ailelerini korumak ve kendi yaşadığı yerlerdeki insanların düşmanlıklarını engellemek için alıkonulmuş birçok Falun Gong taraftarı kimliklerini açıklamayı reddetti. Sonuç olarak, otoritelerce kimlikleri bilinmeyen birçok Falun Gong uygulayıcısı hapse gönderilmiştir. Bunun yanı sıra o kişileri tanıyan hiç kimse onların nerede olduklarını bilmemekte.

Bu kimlik açıklamasını kabul etmeme koruma amaçlarıyla yapılmasına rağmen tam ters bir etki yaratabilir. Ailesi tarafında yeri bilinmeyen bir kişinin kurban edilmesi bilinene göre daha kolay olabilir. Bu topluluk, Çin standartları tarafından bile korunamadığı dikkat çeken bir gruptur.

Kimliğini açıklamayı reddedenler oldukça kötü muameleye maruz kaldılar. Bununla beraber, bazı nedenlerden dolayı Çin hapishane sistemi içinde hiçbir açıklama yapılmaksızın oradan oraya nakledilmişlerdir.

Bu topluluk, Falun Gong’dan organ toplamanın kaynağı mıdır? Açıkçası, sadece bu topluluğun varlığı bize bu durumu açıklamaz. Eğer suçlamalar doğruysa bu topluluğun mevcudiyeti toplanan organların kaynağı için hazır bir açıklama geliştiriyordur. Bu topluluğun üyeleri, hapis dışındaki herhangi birinin aklı olmadan ortadan kaybolamaz.

Yazarlara göre, bu rapora neden olan araştırmaların korkutucu yanları vardır. En rahatsız edicilerinden biri, belirsiz büyük hapishanelerin/gözaltı merkezlerinin/çalışma kamplarının keşfedilmesidir. Alıkonduktan sonra serbest bırakılan uygulayıcılar art arda bu topluluktan bahsetmişlerdir. Toplanan ifadelerin bir kısmı ekte yer almaktadır.

Uygulayıcılar tanımsız alıkonulmalar sırasında önemli sayıda kişiyle karşılaştıklarını ve şahsen görüştüklerini bize anlattılar. Çin gözaltı merkezlerinden serbest bırakılan birçok uygulayıcı ile karşılaşmamıza rağmen ve çok sayıda olmalarına rağmen gözaltı sürecinin başından sonuna kadar kimliğini açıklamayan bir kişinin serbest bırakıldığını duymadıkta görmedikte dediler. Bu birçok uygulayıcıya ne oldu? Neredeler?

Zor kullanılarak ortadan kaybolmaları problemi, belirsizlik probleminden daha belirgindir, çünkü bu zor kullanılarak ortadan kaybolmalar durumunda aileler işin içinde devletin olduğunu bilirler. Belirsizlik içindeki, tüm aileler sevdikleri birinin izini kaybettiklerini bilirler. Bu kurbanlar için aileleri ya da şahitler daha çok şey bilirler. Bir zamanlar o kişilerin gözetim altında olduğunu bilirler. Devlet ise, bu kişilerin bir zamanlar gözetim altında olduğunu ya da kaderlerine terk edildiğini ve nerede olduğunu bildiğini kabul etmez.

Otoriteler tarafından zorla kaçırılan ve ortadan kaybolan bazı uygulayıcılar mevcuttur. Bununla birlikte, bu kaybolma vakaları, serbest bırakıldıktan sonra alıkoyulmalarını açıklayan kişiler için geçerli olmuştur.
Bildiğimiz, bu kişilerin bu gerçekten sonra yok olduğu ve tekrar ortaya çıktığıdır. Hiçbir zaman bırakılmayan uygulayıcıların olması da muhtemeldir.

Aileleri sevdiklerinin izini kaybettiklerini bildikleri için belirsizlikler için devlete dönüp tekrar sorgulama gereği duymazlar. Devlet tarafında zalimce alıkonulan kişi bir uygulamanın taraftarı olduğunda devlete karşı hassasiyet artar. Bununla birlikte Çin hükümetinden çok az sayıda kayıp bir Falun Gong uygulayıcısı için yardım istenir. Bazı vakalar bu rapora ek olarak verilmiştir.

26) Kan Testleri ve Organ İncelemeleri

Alıkonulan Falun Gong uygulayıcıları düzenli bir şekilde kan testlerine tabii tutulurlar ve organları incelenir.
Uygulayıcı olmayan diğer mahkûmlar onlarla beraber testlere girmezler. Bu farklı incelemeler çalışma kamplarında, hapishanelerde ve gözaltı merkezlerin meydana gelir. Bu konuda birçok belge duymamıza rağmen bu farklı analizler bir şüphenin gölgesi altında gerçekleşmektedir. Bu testler ve incelemeler, çalışma kamplarında, hapishanelerde ya da gözaltı merkezlerindeki uygulayıcılar için geçerlidir. Falun Gong uygulayıcılarının düzenli kan testleri ve organ incelemelerini doğrulayan görüşme ifadeleri raporun ekinde verilmiştir.

Uygulayıcıların kendilerine bu test ve incelemelerin sebepleri açıklanmaz. Bu test ve incelemelerin sağlık amacına hizmet ettiği olası değildir. Sağlık tedbiri için birinin kan testinin ve organlarının incelenmesinin düzenli olarak yapılması gerekli değildir. Bir başkası için, alıkonulmuş Falun Gong uygulayıcısının sağlığının hiç önemi yoktur, yetkililerin Falun Gong’u sağlık amaçları için test etmeleri de inandırıcı değildir.

Kan testi, organ nakli için önkoşuldur. Donörler alıcılarla uyuşmalıdır, böylelikle alıcının antikorları donörünkine uyuşmazlık göstermez.

Sadece kan testlerinin ve organ incelemelerinin yapılıyor olması gerçeği Falun Gong uygulayıcılarının organ toplamada kullanıldığını göstermez. Fakat tam tersi doğrudur. Eğer kan testi olmasaydı suçlamalar çürütülecekti. Alıkonulan Falun Gong uygulayıcılarına yaygın bir şekilde yapılan kan testleri kanıta giden yolları engellemiştir.

27) Geçmiş Nakillerin Kaynakları

Çin’deki organ nakli sayısı oldukça fazla olup, China Daily gazetesine göre 2005’te 20,000’i bulmuştur. Çin yapılan ameliyat sayısıyla Amerika’dan sonra ikinci sırada yer alır.

Kısa bekleme zamanlarıyla birleştirilmiş büyük güçler, her zaman büyük sayıda potansiyel donörün olması anlamına gelir. Bu büyük donör nüfusu kimlerdir ve nerededir?

Tanımlanabilir kaynaklardan daha çok sayıda nakil gerçekleşmektedir. Biliyoruz ki; organlar idam cezasına çarptırılmış ve daha sonra idam edilmiş mahkûmlardan gelmektedir. Çok az sayıdaki organ bağış yapmaya istekli aile bireylerinden ve beyin ölümlerinden gelir. Fakat bu kaynaklar totalde büyük boşluklar bırakır.
İdam cezasına çarptırılan ve daha sonra idam edilen mahkûmların ve istekli kaynakların sayısı nakillerin sayısına yaklaşamaz.

İdam cezasına çarptırılan ve daha sonra idam edilen mahkûmların sayısı halka açık değildir. Biz sadece, Çin halk kayıtlarından elde edilen verilere göre Uluslararası Af Örgütünü tarafından sağlanan rakamları ele alıyoruz. Biri dünyadaki idamların sayılarını değerlendirirse bu sayılar, nakillerin varsayılan sayılarına yetişemez.

Organların en az % 98’i aile dışı donörlerden gelir9. Böbrekle ilgili konularda, örneğin 40,393 nâkilin sadece 227’si bu da %0,6’sına denk gelir, 1971 ve 2001 yılları arasında aile donörlerinden gelenlerle gerçekleştirilmiştir.

Çin hükümeti, çok senedir devam etmesine rağmen, idam cezasına çarptırılmış ve idamları gerçekleşmiş mahkûmların organlarının sadece 2005 yılında kullanıldığını itiraf etmiştir. Rejimin, bu organların pazarlanmasına yönelik hiçbir engeli yoktur.

Çin’de halk tarafından da ulaşılabilen Af Örgütü raporlarından oluşturulan sıralamaya göre idam cezasına çarptırılmış ve idam edilmiş mahkûmların ortalama sayısı 1995 ve 1999 yılları arasında yıllık 1680’dir. 2000 ve 2005 yılları arasında yıllık 1616’dır. Sayılar yıldan yıla sıçrayış göstermiştir, fakat Falun Gong’un zulmü başlamadan önce ve sonra ortalama sayılar aynıdır. İdam cezasına çarptırılmış mahkûmların idamı, organ nakli sayısındaki artışı açıklamaz.

Halk raporlarına göre; 1999’dan önce Çin’de yapılan toplam nakil yaklaşık olarak 30,000’dir ve 1994’den 1999’a kadar olan altı yıllık sürede 18,500’dür . Çin Tıbbi Organ Nakli Birliği başkan yardımcısı Shi Bingyi, 2005’e kadar, Falun Gong zulmünün başladığı 2000’den 2005’e kadar olan altı yıllık süreçteki 60,000 nakli çıkararak, toplamda 90,000 nakil olduğunu söyler.

Diğer belirlenmiş organ nakil kaynakları olan istekli aile donörleri ve beyin ölümleri hep çok az sayıda olmuştur. 2005’de, ilgili canlı böbrek nakilleri toplam naklin %0,5’ini oluşturur. Tüm yıllar için toplam beyin ölümü donörleri ve Çin’in tümü 2006 Mart’a42 kadar 9’dur. Son yıllarda bu kategorilerin herhangi birinde önemli bir artış yoktur. Tahminen, 18,500 organ naklinin gerçekleştiği 1994’ten 1999’a kadar geçen altı yıllık sürede belirlenen organ nakil kaynakları, 2000’den 2005’e kadarki ikinci altı yılda üretilenle aynıdır. Bu da demektir ki 2000’den 2005’e kadar ki altı yıllık sürede ki 41,500 nakil kaynağı açıklanamaz.

Çin’deki tüm nakiller için organlar nereden gelir? Falun Gong uygulayıcılarından organ toplamaya ilişkin suçlama cevabı da sağlar.

Tekrar, şekillerdeki boşluk, Falun Gong uygulayıcılarından toplanan organlara ilişkin suçlamaların doğruluğunu kanıtlamaz. Fakat tam tersi olan tüm organ nakillerinin kaynağı ile ilgili tam inceleme suçlamayı çürütecektir. Eğer tüm organ nakillerinin kaynağı olan istekli donörler ya da idam edilmiş mahkûmlar izlenebilirse Falun Gong karşıtı suçlamalar çürüyecektir. Fakat böyle bir iz mümkün değildir.

Çin’deki idam cezasına çarptırılmış mahkûmların idamlarıyla ilgili yargılar genellikle halka ulaşan kayıtlardan daha yüksektir. Bu idamlarla ilgili resmi bir istatistik yoktur, bu da her şeyi varsayıma bırakır.

İdamları değerlendirmede kullanılan bir teknik de nakil ameliyatlarının sayısıdır. Çünkü en azından bazı nakiller idam cezasına çarptırılmış mahkûmlardan gelmekte olup aile donörlerinden gelenler çok azdır, bazı analizciler nakil sayılarını düşürürken idama mahkûm edilenlerin sayısını arttırmaktadır.

Sebeplendirme ikna edici değildir. Kişi, nakillerden, eğer suçun kaynağını sadece bu nakiller oluşturuyorsa, idama mahkûm edilmiş mahkûmların idamlarını hesaplayamaz.

Falun Gong uygulayıcıları henüz başka bir suçlama kaynağıdır. Uygulayıcıların nakil için organ kaynağı olmadığını düşünmek zordur, çünkü idam cezasına çarptırılmış mahkûmların sayısı nakil sayısından çıkmaktadır.

Nakil sayısındaki artış, idam cezasına çarptırılmış ve idam edilmiş mahkûmlardan toplanan organların verimliliğinin arttırılmasıyla açıklanabilir mi? Çin’de nakillerdeki artış, Falun Gong zulmü ve bazı nakil teknolojileriyle paralel olmuştur. Fakat nakildeki artış nakil teknolojisindeki gelişmelerle paralel olmamıştır.
Böbrek nakli teknolojisi, Falun Gong’a karşı zulüm başlamadan çok önce Çin’de gelişmiştir. Böbrek nakillerindeki artışın fırlaması, Falun Gong uygulayıcılarına zulmün başlamasından önceki sayının iki katından fazladır. 1998’de 359637 böbrek nakli yapılmışken bu sayı 2005’te 10,000’i bulmuştur43.
İdam cezasına çarptırılmış mahkûmlardan alınan organların sayısının artması, Çin’deki organ nakillerinin sayısının artması ile açıklanamamasının ikinci nedeni Çin’deki organ nakillerinin bütünüyle düzensiz olmasıdır. Organların uyumu ve paylaşımı ile ilgili ulusal bir ağ yoktur . Doktorlar, “sadece böbreğin alınıp diğer organların boşa gitmesine”46 üzülerek, donörlerden alınan organların israf edilmesini kötü olarak nitelendirirler. Her hastane, kendi organ kaynağına ve bekleme listesine sahiptir. Hastalar, nakil için gerekli organın hazır bulunmadığı bir hastaneden ameliyatın gerçekleşeceği diğer hastaneye giderler. Bu durumu, hastaneler yönlendirir. Bu karışıklık organın kullanım verimliliğini azaltır.

İdam cezasına çarptırılmış mahkûmlardan alınan organların sayısının artması, Çin’deki organ nakillerinin sayısının artması ile açıklanamamasının üçüncü nedeni bu durumun başka bir yerde yaşanmamasıdır.
Teknolojideki değişiklikten ötürü, hiçbir yerde nakiller aynı sayıdaki donörle bu kadar belirgin bir atlayış yapmazlar. Yıldan yıla, Kanada, Amerika ve Japonya için olan istatistikler ekte verilmiştir.

Çin’deki organ nakillerindeki artış Falun Gong’un zulmüyle paraleldir. Falun Gong zulmü ve nakillerdeki paralel artış suçlamaları kanıtlamaz. Fakat suçlamalarla birbirini tutarlar. Eğer paralellik mevcut değilse bu varsayıma dayanan mevcudiyetsizlik suçlamaları ucuzlatır.

28) Gelecek Nakillerin Kaynakları

Çin’de, organ nakli ameliyatları yükselişte olan bir sektördür. Çin’de 1999 öncesi 22 karaciğer nakil merkezi varken, 2006 Nisan ayı ortası 500’dür8 . Böbrek nakil kurumlarının sayısı 2001’de 106 iken 2005’te 368’e yükselmiştir.

Elde edilen paralar, özellikle organ naklinde adanmış yeteneklerin yaratılmasına yöneltir. Bu amaçla, Pekin Üniversitesi Üçüncü Hastanesi Karaciğer Nakli Merkezi Ekim 2002’de, Pekin Organ Nakli Merkezi Kasım 2002’de, Halk Kurtuluş Ordusunun 309 Nolu Organ Nakli Merkezi Nisan 2002’de, Halk Kurtuluş Ordusu Organ Nakli Araştırma Enstitüsü (Shanghai Changzheng hastanesi organ nakli merkezi) Mayıs 2004’te ve organ nakli için Shanghai Tıp Merkezi 2001’de kurulmuştur. Tianjin’deki Doğu Organ Nakil Merkezinin inşaatı 2002’de başlamıştır. Zemin üzeri on dört kat ve zemin altı iki kat, 300 yataklı bir merkezdir. Merkez Tianjin şehri tarafından inşa edilmiş olup halkın yararınadır. Asya’daki en büyük nakil merkezidir.

Bu kullanımların yaratılması, hem organ nakil gücünü belirtir hem de devamlılığını vaat eder. Organ nakline adanmış bu kullanımların yaratımı uzun vadeli planlama sonucudur.

Tüm Çinli nakillerin hepsi neredeyse mahkûmlardır. Bu raporun adres gösterdiği, bu mahkûmların daha önceden idama mahkûm edilip edilmediği ya da bir kısmının alıkonulan ve sadece mahkemeye tabii tutulan ya da hiç idama mahkûm edilmeyen Falun Gong uygulayıcıları olduğu konularında tartışmalar vardır. Fakat organların bu mahkûmlardan gelip gelmediğine dair herhangi bir tartışma yoktur, bu durum inkâr edilemez.
Çin’de nâkile adanmış kurumlar, açıkça mahkûmlardan organ çıkartılmaya devam edileceğini amaçladıklarının iddiasıdır.

Çin hükümeti, hem kanuni olarak hem de resmi ifadelerde, rızası olmayan idam mahkûmlarından organ toplamayı durdurabileceğini söylenmiştir. Bu raporun bir yerinde de ortaya konduğu gibi idam cezasına çarptırılmış bir mahkûmdan organ almayı durdurmak anlamsızdır.

Bu organ nakline adanmış kurumların inşa edilmesi sadece geçmişte birçok organ naklinin kaynağının ne olduğu sorusunu arttırmaz bunun yanı sıra gelecekte birçok organ transferi hedefleyen Çin için kaynağın ne olacağı sorusunu da akıllara getirir. Bu organlar kimden gelecektir? Eğer Çin, bu topluluğa kanunlarını uygulatmakta ve politikasını benimsetmekte kararlıysa, idam cezasına çarptırılmış mahkûmların kaynağı muhtemelen ortadan yok olacak ya da çok azalacaktır.

Çinli otoriteler, bu adanmış organ nakil merkezlerini inşa etmek için, şu anda mevcut olduğuna ve yakın bir gelecekte de şu an canlı ve yarın ölecek hastaların hazır bir organ kaynağı olacağı güvenine sahip olmalıdır. Bu insanlar kimdir? Hapishanelerdeki büyük Falun Gong uygulayıcı nüfusu cevabı sağlar.

29) Kayıp Organlı Cesetler

Alıkonulmaları sırasında ölen çok sayıda Falun Gong uygulayıcısının ailesi sevdikleri kişilere cerrahi müdahalelerde bulunulduğunu ve bazı parçalarının kayıp olduğunu rapor etmişlerdir. Otoritelerin, bu organları çıkartılmış cesetler için hiçbir uygun açıklaması yoktur. Bu çok yanlı cesetlerle ilgili kanıt rapora ek olarak konulmuştur.

Organlarının çıkartılmış bu cesetlerle ilgili çok az örneğimiz vardır. Neden organlarının çıkartılmış olduklarıyla ilgili resmi bir açıklama yoktur. Organlarının çıkartılmış olması organ toplamaya yöneliktir.
Raporumuzun ilk versiyonunun 12. bölümünde, organları alınmak için kesilen, vücudu dikişli bir kişinin fotoğrafı vardır. Aldığımız bir yorum, dikişlerle görülen fotoğrafın bir otopsiye ait olduğudur.

İncelemelerimize göre; organlar sadece otopsi yapıp ölüm nedenini öğrenmek için kullanılabilir. Otopsisi yapılmış bir ceset fotoğrafta göründüğüne benzer dikiş izleri taşır. Çin’in dışında, organ donörleri hariç, organların neden cesetlerden alındığına dair olası bir gerekçedir. Benzer olarak Çin dışında, insanlar kan testleri yaptırdığında bu testler sadece onun kendi sağlığı için yapılır. Bununla beraber, teklifimiz, işkence görülerek öldürülen Falun Gong uygulayıcıları sağlık durumlarını belirlemek için kan testlerine tabii tutulmalı ya da bu mahkûmlar, işkenceleri yalanlamak adına, otopsi yapılarak ölüm nedenleri belirlenmelidir.

Çoğalttığımız ceset fotoğrafı Wang Bin’e aittir. Yediği dayaklar, Bay Wang’ın ana kan damarlarının ve boyun arterinin parçalanmasına neden olmuştur. Sonuç olarak bademcikleri yaralanmış, lenf bezleri ezilmiş ve birçok kemiği kırılmıştır. Ellerinin arkalarında ve burun deliklerinde sigara yanıkları vardır. Tüm vücudu çürüklerle doludur. Ölüme bu kadar yaklaşmasına rağmen öldüğü gece de işkence görmüştür. En sonunda bilincini kaybetmiştir. Bay Wang 4 Kasım 2000 gecesi bu yaralar nedeniyle ölmüştür.

Otopsi raporunun amacı, ölüm şüpheli olduğunda ölüm nedenini belirlemektir. Fakat Wang Bin’in durumunda, organları alınmadan önce de ölüm nedeni bilinmektedir. Wang Bin’in durumu ise işkence yapılıp yapılmadığını anlamak için gereksiz yere otopsi yapılarak ölüm nedeninin belirlenmesidir. Organları alınmadan önce ailesinden izin alındığına dair bir belirti yoktur. Otopsi, Wang Bin’in vücudundaki dikişler için savunulabilir bir açıklama değildir.

30) İtiraflar

Mandarin lehçesi ile konuşan araştırmacılar birçok hastaneyi ve organ nakli doktorunu telefonla arayıp nakiller hakkında bilgi aldı. Arayanlar kendilerini potansiyel alıcı ya da yakınları olarak tanıtmışlardır.
Telefon numaraları internetten elde edilmiştir. Bu telefonlar, organ kaynaklarının Falun Gong uygulayıcıları olduğuna dair birçok itirafla sonuçlanmıştır. Son raporumuzdan daha fazla itiraf bu bölümde yer almaktadır.

Eğer telefon numaraları belirli bir hastanenin numaralarıysa arayanlar genellikle hastanenin nakil merkeziyle ilgili sorularla başlar ve telefonu ilk açan kim olursa olsun hastanenin nakil bölümüyle ilgili genel sorular sorar. Telefonu açan kimse, arayanı genellikle ilgili doktora ya da doktor yardımcısına bağlamaya çalışır. Eğer doktor mevcut değilse arayan sonra doktor ya da yardımcı doktorla konuşmak için tekrar aramayı deneyecektir.

Genellikle hastane çalışanları organ nakli için arayanlarla (ya da yakınlarıyla) konuşurlar ve aktif olarak ilgili doktora aktarırlar.

Arayanlar çoğunlukla direkt olarak hastaneyle ya da bir doktorla konuşmaya başlarlar, bazen de hapis ya da mahkemeden bahsedilir, çünkü organ toplama için dağıtım noktaları vardır. Bir organ bulmak için mahkemeyi aramak garip olabilir, fakat Çin’deki düzenli organ toplama idam cezasına çarptırılmış mahkûmlardan başlamıştır ve hala da sona erdiği söylenemez. Hapis sisteminde Çin bir mahkûmdan diğerine organları taşıdıktan sonrada, organlar için dağıtım sistemi aynı kalmıştır.

Arayanlardan biri olan, Bayan M., Mart 2006’da Shanxi’deki halk güvenlik bürosuna gitmeyi amaçladığını söyledi. Oradaki görevli, donör olarak hapisten sağlıklı ve genç mahkûmların seçildiğini söylemiştir. Eğer adaylar başarılı nakiller için gerekli olan kan örneklerini sağlamada kandırılamazlarsa ofisin çalışanları örnekleri zorla alırlar.

18 ya da 19 Mart 2006’da, bayan M., tam kayıtlı bir kopya yapamamasına rağmen, kuzeydoğu Çin’deki Halk Kurtuluş Ordusunun Shengyang’daki hastanesinin göz bölümünden bir temsilciyle konuşur. Kendini hastane yöneticisi olarak tanıtan kişi: ”birçok kornea ameliyatı” olduğunu ve buna ek olarak “ayrıca yeni kornealarımız var” dediğini söylemiştir. Bunun ne anlama geldiğini sorduğunda yöneticinin cevabı “…vücutlardan henüz alınmış” olmuştur.

Pekin’deki Ordunun 301 numaralı hastanesinde Nisan 2006’da bir cerrah kendisinin karaciğer nakli yaptığını söylemiştir. Cerrah, organların kaynağının bir “devlet sırrı” olduğunu ve kaynağı ortaya çıkaran herhangi birinin “böyle ameliyatları yaptığı için doktorluğuna son verilebilir” diye söylemiştir.

2006 Haziran’ında, Mishan şehrindeki alıkonma merkezindeki bir görevli telefonla arayan bir kişiye, organ kaynağı olarak merkezde 40 yaşın altında en az 5 ya da 6 Falun Gong mahkûmunun bulunduğunu söylemiştir. Shanghai’daki Zhongshan hastanesindeki bir doktor, 2006 Mart ayı ortalarında organların tümünün Falun Gong uygulayıcılarından geldiğini aktarmıştır. Shandong’daki Qianfoshan hastanesindeki bir Doktor Mart ayında, organların Falun Gong uygulayıcılarından geldiğini ve Nisan ayında da “bu çeşit vücutlardan daha çok” olduğunu ima etmiştir. Mayıs ayında, Nanjing şehrindeki Minzu hastanesindeki Dr. Lu, Falun Gong mahkûmlarından gelen organların onun kurumunda bulunmadığını ve arayan kişinin Guangzhou’yu arayarak onları elde etmesini teklif etmiştir. Ayrıca, bir zamanlar sağlıklı, 30’larında Falun Gong uygulayıcılarını organ kaynağı olarak kullanmaktan hapse girdiğini itiraf etmiştir.

2006 Mart ayının ortalarında, Henan Eyaletindeki Zhengzhou Tıp Fakültesinden Dr. Wang, “tüm sağlıklı ve genç böbrekleri topluyoruz….” diyerek hem fikir olmuştur. Guangzhou askeri bölgesindeki hastaneden Dr. Zhu, 2006 Nisan’ında Falun Gong’dan B tipi böbrek aldıklarını fakat 1 Mayıs’tan önce “birçok gruba” ve belki 20 Mayıs’a kadar ya da daha sonra hiç böbreğe sahip olamayacaklarını söylemiştir. Liaoning Eyaletindeki Qinhuangdao şehrindeki ilk gözaltı merkezindeki görevli Mayıs 2006’da arayan bir kişiye Falun Gong böbreklerine sahip olabilmek için Orta Sınıf Halk mahkemelerini aramasını tavsiye etmiştir.
Aynı gün, mahkemedeki bir görevli Falun Gong’a ait hiç canlı böbreğe sahip olmadıklarını fakat geçmişte özellikle de 2001 yılında olduğunu söylemiştir. Son olarak, Mayıs 2006’da, Jinzhou ilk kriminal bürosundaki bir görevli, Falun Gong böbreklerine ulaşmanın bazı “özelliklere” bağlı olduğunu söylemiştir.

Tianjin şehri merkez hastanesindeki yönetici Song, 2006 yılının Mart ayı ortalarında hastanesinin on canlı kalpten fazlasına sahip olduğu konusunda gönüllü olmuştur. Arayan kişi, bunun “canlı vücutlar” anlamına gelip gelmediğini sorduğunda Song “evet öyle” diye yanıtlamıştır. İki hafta sonra, Wuhan şehri Tongji hastanesindeki görevli arayan kişiye bunun kurumu adına “bir sorun olmadığını” söylemiştir. Arayan kişi, ………umarız böbrek kaynakları yaşıyordur. (Biz) mahkûmlardan canlı organ nakli arıyoruz, örneğin Falun Gong mahkûmlarının canlı vücutlarını kullanmak, bu mümkün mü?” diye sormuştur.

Araştırmacılara telefonda itiraflarda bulunmuş, gözaltı merkezlerini ya da hastane personelinin olduğu bölgeleri gösteren Çin haritası:

Telefon konuşmalarından alıntılar ekte yer almaktadır. Örnekleme amacıyla üç konuşma aşağıda verilmiştir:

(1) Heilongjiang Eyaleti, Mishan Şehri Gözaltı Merkezi (8 Haziran 2006):

M: “Falun Gong (organ) kaynağınız mevcut mu?”
Li: “Bulundurma alışkanlığımız var, evet”
M : “……şu anda ne durumda?”
Li: “…..Evet.”

...
M: “Seçmek için gelebilir miyiz yoksa siz bize sağlar mısınız?”
Li: “Biz size sağlarız.”
M: “Ücret ne kadar?”
Li: “Geldikten sonra konuşuruz.”

...
M: “Kaç tane 40 yaşın altında (Falun Gong kaynağına) sahipsiniz?”
Li: “Az sayılabilir.”
M: “Bayan mı, erkek mi?”
Li: “Erkek”

...
M: “Şimdi, erkek Falun Gong (mahkûmları) için, kaç tanesine sahipsiniz?”
Li: “Yedi, sekiz, (en azından) beş, altı şu anda”
M: “Kırsal bölgeden mi yoksa şehirden mi?”
Li: “Kırsal bölgeden”

(2) Nanjing Şehri Guangxi Özerk Bölgesindeki Minzu Hastanesi (22 Mayıs 2006):

M: “Falun Gong pratisyenlerinden organ bulabilir misiniz?”
Dr. Lu: “Size öyle söyleyeyim, şu anda (onları) bulmanın hiç yolu yok. Guangxi’de şimdi onları elde etmek çok zor. Eğer bekleyemezseniz, Guangzhou’ya gitmenizi tavsiye ederim, çünkü onlar için elde etmek çok kolaydır. (onları) Ülke çapında arayabilirler. Karaciğer nakilleri gerçekleştirdiklerinden ötürü, aynı zamanda böbrekleri de elde edebilirler bu nedenle bunu yapmak onlar için çok kolaydır. Birçok yerde parasız kalan birçok kişi yardım almak için onlara gider….”

...
M: “Neden onlar için bu kadar kolaydır?”
Lu: “Çünkü onlar önemli bir kurum. Tüm üniversite adına (adli) sistemle iletişime geçebilirler.”

...
M: “Daha sonra Falun Gong uygulayıcılarının organlarını mı kullanırlar?”
Lu: “Doğru.”
...
M: “ …Daha önce kullandıklarınız (Falun Gong uygulayıcılarından organlar) gözaltı merkezlerinden ya da hapishanelerden alınanlar mı?”
Lu: “Hapishanelerden”
...
M: “ …ve sağlıklı Falun Gong uygulayıcılarından…?”
Lu: “Doğru. İyi olanları seçmeliyiz çünkü ameliyatlarımızdaki kaliteyi garanti etmeliyiz.”
...
M: “Bu, organları sizin seçtiğiniz anlamına mı gelir.”
Lu: “Doğru.”
...
M: “Genellikle organ sağlayıcısı kaç yaşında olur?”
Lu: “Genellikle 30’larında.”
...
M: “….O zaman hapishaneye gidip kendiniz mi seçersiniz?”
Lu: “Doğru. Biz seçmeliyiz.”
...
M: “Eğer seçilen organ kan uyuşmasını sağlayamazsa?”
Lu: “Emin olmak için yapmamıza izin verecektir.”
...
M: “Nasıl?”
Lu: “Emin olmak için bir yol bulurlar. Ne için endişeleniyorsunuz? Bu tip şeyler sizi endişelendirmemeli. Hepsinin kendi prosedürleri vardır.”
...
M: “Kişi, organının alındığının bilincinde oluyor mu?”
Lu: “Hayır olmuyor.”


(3) Tianjin Şehri Doğu Organ Nakil Merkezi (aynı zamanda Tianjin Şehri 1 Nolu Hastanesi) (15 Mart 2006):

N: “Yönetici Song mu?”
Song: “Buyrun, lütfen konuşun.”
...
N: “Doktoru, böbreğin oldukça iyi olduğunu çünkü (kaynağın) Falun Gong uygulayıcısı olduğunu söyledi.”
Song: “Tabiî ki. Hep nefes alan ve kalbi atanlara sahibiz… Bu yıl içinde şimdiye kadar, on taneden fazla bu tip böbreğimiz olmuştur.”
...
N: “Bu tip on böbrekten fazlası mı? Canlı vücutları mı kast ediyorsunuz?”
Song: “Evet öyle.”


Telefonla arayan M, aynı şekilde 80 hastaneyi aramıştır. Bazı durumlarda hastaneleri ararken, M, belirli doktorları sormuş ve direkt olarak nakil doktoru ile konuşma şansı elde etmiştir. 10 hastane, organ kaynağı olarak Falun Gong uygulayıcısı kullandığını itiraf etmiştir. Ayrıca doktorlarla konuşmak için yeniden aramıştır. 5 hastane organ kaynağı olarak Falun Gong uygulayıcılarını kullanabileceklerini söylemiştir. 14 hastane mahkûmların canlı organlarını kullandıklarını itiraf etmişlerdir. 10 hastane organ kaynaklarının gizli olduğunu ve telefonda açıklayamayacaklarını söylemiştir.

N, Çin’deki bu tip yaklaşık 40 hastaneyi aradı, içlerinden 5 tanesinin Falun Gong uygulayıcılarını organ kaynağı olarak kullandığını itiraf etti. N, daha sonra itiraf eden bu doktorlarla konuşmak için yeniden aradı. Hepsi halen hastaneden ulaşılabilir durumda. N, ayrıca 36 farklı gözaltı merkezini ve Çin’deki mahkemeleri aramıştır. Bunlardan da 4’ü Falun Gong uygulayıcılarının organlarını kullandıklarını itiraf etmiştir.

Hastaneleri ararken, bazı durumlarda N belirli doktorlarla konuşmak ister ve nakil yapan doktorlarla konuşur. N’nin sorma tarzı, doğrudan Falun Gong organlarını kullanıp kullanılmadığı yönündedir.

Aldığı tipik cevaplara göre, arayanların bu cevabı beklemedikleri ve nasıl yanıtlayacaklarını bilemediklerinden tereddüt ettiklerini göstermektedir. Bu tereddütten sonra, yaklaşık % 80’i Falun Gong uygulayıcılarının organlarını ve hapishanedeki canlı vücutları kullandıklarını itiraf etmişlerdir. 10 kişiden azı Falun Gong uygulayıcıları ile ilgili soruyu duyar duymaz kapatmıştır.

Yüksek dereceli-İngilizce tercüme sertifikasına sahip olan bizden bir araştırmacı, memurlar ve arayanlar arasındaki Amerika’daki ve Kanada’daki Falun Gong uygulayıcıları hakkında kaydedilen konuşmaları dinlemiştir. Bu, konu ile ilgili Çin hükümetindeki ve İngiltere’deki sertifikalı kopyalar bize sağlanmıştır.

Bu raporda kullanılan bölümlerin tercümelerinin doğruluğu sertifikalı tercüman olan aynı zamanda Ontario Hükümetinin yeminli tercümanı olan Bay C.Y. ile sağlanmıştır. Bu raporda geçen kayıtlı konuşmaları doğrulamış, Çince kopyaları ve İngilizce tercümeleri okuyarak Çince kopyaların doğruluğunu ve İngilizce tercümelerin tutarlılıklarını kanıtlamıştır. Aramaların orijinal kayıtları aynen durmaktadır. Aramızdan biri iki arayandan biriyle Toronto’da 27 Mayıs’ta tanıştık ve izlenecek yol, zamanlama, kayıt alma, Çinceden İngilizceye olan çevirilerin tutarlılığı ve aramalarla ilgili diğer konularla ilgili konuştuk.

Araştırmacıların görüşmelerinin kopyalarındaki sözlü itirafların güvenilir olduğu sonucuna vardık. Zihnimizde, bu itirafların gerçekten o zaman ve mekânda belirtilen kişilerle yapıldığı ile ilgili ve kopyaların tamamıyla gerçeği yansıttığı ile ilgili bir şüphe yoktur.

Bundan başka, söylenenlerin içeriği kendi başlarına bile inanılırdır. Bir tanesi için, 2008 Pekin Olimpiyatları yaklaşırken son uluslararası şamataya karşı gelindiğinde, Çin hükümetinin şöhretsel ilgisinin aksine birçok kurumda tam zıt itiraflar yapılmıştır. Bu itirafların amacı; uluslararası komiteyi, Falun Gong uygulayıcılarının gerekli organlarının alınması ve öldürülmeleri ile ilgili yaygın düşünceden uzaklaştırmaktır.

31) Bir İtiraf

Annie takma adını kullanan bir bayan, cerrah olan kocasının, kuzey Çin’de bulunan Shenyang şehrindeki Sujiatun hastanesinde, 2003 yılının Ekim ayından önce çalıştığı iki yıllık süreçte, kendi başına yaklaşık 2000 Falun Gong uygulayıcısının kornealarını aldığını söylediğini anlatmıştır. Cerrah olan kocası, kornealarını kullandığı “donörlerin” hiçbirinin operasyonu sağ tamamlayamadığının da altını çizmiştir, çünkü diğer cerrahlarda kendilerine gereken organları almışlardır, daha sonra tüm vücutları yakılmıştır. Annie, bir Falun Gong uygulayıcısı değildir.

Annie’nin, hikâyesini temel alan bir haber 17 Mart 2006’da Epoch Times gazetesinde yayınlanmıştır, haber göre:

“Aile üyelerimden birisi, Falun Gong uygulayıcılarının organlarını toplamak için ameliyatlara dâhil olmuştur. Bu ailemize büyük acı getirmiştir.”

Röportajları, doğruyu söyleyip söylemediğine dair bir çelişkiye yol açmıştır. Raporumuzun 7 Temmuz 2006’da yayınlanan ilk versiyonunda tanıklığının güvenilirliği ile ilgili artan çelişkiden kaçındık. İlk raporumuz için bile Annie ile görüştük. Bununla beraber, sağladığı detaylar bir problemi ortaya koymuştur, çünkü bizim için serbestçe doğruluğu kanıtlanması imkânsız olan bilgileri sağlamıştır. Böylece, sonunda kaynağın salt kendisine inanmak yerine Annie’nin verdiği diğer kanıtlarla desteklenen bilgilere güvendik.
Raporumuzun bu versiyonunda, doğrudan bu anlaşmazlıkla ilgilendik. Annie’nin kocasının ona söylediği şeyleri sadece ona söylenmiş değil inanılır bilgiler olduğunu kabul ettik. Annie’nin ifadeleri suçlamaları kanıtlamak adına kendi başına büyük bir yol almıştır. Sujiatun ile ilgili ekte, 17 Mart’ta Epoch Times’a yaptığı röportajda ortaya çıkan uyuşmazlıkların birçok noktasıyla ilgili detay verdik.

32) Kanıtlarla doğrulanan çalışmalar

Çin’de Falun Gong uygulayıcılarının organlarının toplaması olayının var olup olmadığı ile ilgili bizimkinden ayrı fakat bizimkiyle aynı şeyi hedefleyen iki araştırma mevcuttur,. Hepsi aynı sonuca varmıştır. Bu bağımsız araştırmalar bizim ulaştığımız sonucu desteklemektedir.

İnsan hakları programının ve Minnesota Üniversitesi Eczacılık fakültesinin birleşik yöneticisi olan Kirk Allison tarafından yapılan bir çalışmaya bizim raporumuz yayınlanmadan önce başlanmıştır. 25 Temmuz 2006 gibi bizimkinden kısa bir süre sonra olmasına rağmen, raporumuz yayınlanmadan önce Dr. Allison bizimle aynı sonuçlara önceden varmıştır. Ayrıca, Falun Gong uygulayıcılarından organ toplandığı sonucuna da varmıştır.

Diğer inceleme, Avrupa Parlamentosu Başkan yardımcısı Edward Mac-Millian Scott tarafından ele alınmıştır. Bizim ve Dr. Allison’ın aksine, Bay McMillian-Scott 19–21 Mayıs 2006’da konuyla ilgili bir gerçeği bulma amacıyla Çin’e gitme şansı elde etmiştir. Orada konuyla ilgili iki tanık olan Cao Dong ve Niu Jinping ile görüşmüştür. Cao Dong ile görüşmesiyle ilgili Bay McMillian-Scott şunları rapor etmiştir:

“Çin’deki organ toplama kamplarının bilincinde olup olmadığı soruşturulmuştur. Onları kesinlikle bildiğini ve kimler tarafından gönderildiklerini de bildiğini söylemiştir. Bir Falun Gong uygulayıcısı olan arkadaşlarından birinin alınan organlar nedeniyle üzerinde delikler bulunan kadavrasını görmüştür.”

Cao Dong bu görüşmeden sonra tutuklanmıştır. Otoriteler, Cao Dong’u Eylül’de Gansu Eyaletine transfer etmişler ve tutuklama yetkilerini kullanmışlardır. Hakkında dört suçlamayla kovuşturma başlatılmıştır.
Hâkimler, konunun kesinlikle duruşmaya gitmemesi gerektiği emrini vermiştir, çünkü dava Pekin’deki 610 Ofisinin (Falun Gong’u yok etmekle görevli) yargılama yetkisiyle düşebilirdi.

33) Çin Hükümeti’nin Yanıtları

Çin Hükümeti raporumuzun birinci versiyonuna ikna edici olmayan bir yolla yanıt vermiştir. Yanıtlar çoğunlukla Falun Gong’a yapılan saldırılar olmuştur. Çin hükümetinin Falun Gong’a yapacağı saldırılar, raporumuza verdikleri cevabın odak noktası olarak raporun analizlerini güçlendirir. Çin’de gerçekleşen bu tip saldırılar Falun Gong uygulayıcılarının insan haklarına saldırıyı mümkün kılar.

İlk raporumuza verdikleri yanıtta sadece iki önemsiz yanlışlığa dikkat çekmişler ve bunun üzerinde durmuşlardır. Bu hata ise iki Çin Şehrini ekte sunduğumuz haritada yanlış yere koymaktan ibarettir. Bu hatalar raporumuzun analizini ya da sonucunu etkileyen şeyler değildir.

Ekte, Çin’in verdiği cevaplar ve onlara olan tepkimizle ilgili daha çok detaya girdik. Burada belirtilmesi gereken gerçek bizim sahip olmadığımız ve onların yok ettiği bütün bilgi ve kaynaklarla birlikte Çin Hükümeti bizim raporumuzu başka bir yolla yalanlayamamıştır ve bu da raporumuzun tutarlılığını gösterir.


G. İleri Araştırmalar

Bu ikinci versiyonun, konuyla ilgili son söz olduğunu düşünmüyoruz. Daha çok fırsat verildiğinde, raporun bu versiyonunu bitirmeden önce biz kendimiz çok daha fazlasını yapabiliriz. Fakat bu, şu anda bize açık olmayan araştırmalar grubunu ikna etmek anlamına gelir. Kişilerin ya da devletin sağlamak isteyebileceği herhangi bir ek bilgiyi ya da kapsamla ilgili bir yorumu sevinerek kabul ederiz.

Çin hastanelerinin nakil kayıtlarını görmek isteriz. Dosyalarda izinler var mı? Bu kayıtlar organ kaynaklarına mı ait?

Donörler, birçok çeşit nakil ameliyatından kurtulabilirler. Hiç kimse tam bir karaciğer ya da kalp bağışından kurtulamaz. Fakat böbrek bağışları normal olarak ölümcül değildir. Kurtulan donörler nerede? Donörleri konumlandırabilmek için sıradan bir bağış örneklemesi yapmak isteriz.

Merhum donörlerin aile üyeleri donörün rızası olup olmadığını bilmeli. Başka bir seçenekte, aile üyeleri izinleri kendileri vermiş olmalı. Bu ikisinde de, eğer aileler bağışa kendileri izin vermiş ya da donörün izninden haberli ise, merhum donörlerin ailelerinden hızlı bir örnekleme yapmak isteriz.

Çin, son yıllarda nakil olaylarında hızlı bir büyüme göstermiştir. Bu büyümeyi, organ kaynaklarında yapılan fizibilite çalışmaları beraberinde getirmiştir.

H. Sonuçlar

İleri araştırmalar üzerine kurulu, ilk sonucumuz olan suçlamaların doğruluğunu güçlendirdik. Gönüllü olmayan Falun Gong uygulayıcılarından büyük çaplı organ alımlarının geçmişte olduğuna ve bugünde devam ettiğine inanmaktayız.

Çin hükümetinin ve aracılarının birçok şehirdeki belirli hastanelerde ya da gözaltı merkezlerinde ve halk mahkemelerinde 1999’dan beri sayısı bilinmeyen Falun Gong uygulayıcısını ölüme götürdüğünü düşünmekteyiz. Böbrek, karaciğer, kornea ve kalp gibi hayati organlarına, kendi ülkelerinde bu organlar için bağışçı bulmak için uzun süreler beklemesi gereken yabancılara yüksek fiyatlarla hemen satmak üzere el konulmuştur.

Kaç tane kurbanın, hangi suçtan suçlandığını varsayamıyoruz, çünkü böyle bilgiler hem Çinlilere hem de yabancılara kapalıdır. Bize göre, Cumhurbaşkanı Jiang tarafından sekiz yıl önce birçok insana yararlı olan barışçıl bir grup Komünist Partisinin Çin’deki egemenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle yasadışı ilan edilip, idam edilen uygulayıcıların organları nakil ameliyatlarında kullanıldı.

Bizim sonucumuz tekil bir kanıttan yola çıkmaz, fakat değerlendirdiğimiz tüm kanıtların birleşiminden oluşur. Değerlendirdiğimiz kanıtların her bir parçası kendi içlerinde kanıtlanmış ve birçok vakada su götürmezdir. Bir araya getirdiğimizde, mahkûm edici bir resim çizer. Bizi ikna eden de bu birleşimdir.

I. Öneriler

a) Genel

1) Kanada ve Çin arasındaki insan haklarına ilişkin konuşmaların mevcut haline son verilmelidir. Anladık ki, Hükümetin, değişim adına yapılan konuşmalarda anlaşmada yanılmıştır ve Kanada’nın, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunda Çin hükümetinin yıllık önergesinde artık destekleyici olmayacaktır.

2) Zorunlu çalışma kamplarını kapsayan tüm alıkonulma olayları, Uluslararası Kızılhaç Komitesi ya da diğer sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla uluslararası toplumun denetimine açık olmalıdır.

3) Gao Zhisheng’e karşı alınan karar kaldırılmalıdır. Onun mesleğine devam etmesine izin verilmelidir.

4) İşkenceye karşı Konvansiyoneline katılan Çin ve Kanada dâhil diğer bütün devletler İşkenceye karşı Konvansiyonel Protokolünü kabul etmelidir.

b) Organ Toplama

5) Çin’deki mahkûmlardan organ toplama durdurulmalıdır.

6) Çin ordusu organ nakil işleriyle ilgilenmeyi bırakmalıdır.

7) Düzenli ya da büyük çaplı, isteksiz donörlerden organ toplama insanlık karşıtı bir suçtur. Çin’deki kriminal otoriteler olası kovuşturma için organ toplama suçlamalarını incelemelidir.

8) Yabancı devletler bölge dışı yasamaya ait kanun çıkarmalılar ve izinsiz organ toplamaya katılımı cezalandırmalıdırlar.

9) Devlet tıbbi sermaye sistemi, bu tarz nakillerden yararlanılmaması adına yurtdışında yapılan organ nakil ameliyatları ve bakım için ödenen paraları reddetmelidir.

10) Çin’de, mahkûmların organlarının ticaretini yapanlar da dâhil bu konuyla ilgili herhangi bir kimsenin diğer ülkelere girişi yasaklanmalıdır.

11) Çin mahkûmlardan ya da başkalarından organ toplamayı bırakana kadar;

i) yabancı hükümetler, Çin’den yurtdışındaki bir ülkeye organ üzerine çalışmayla ilgili ya da doku nakli için giden doktorlara vize vermemelidir.

ii) yabancı tıbbi nakil personeli eğitim ya da nakil cerrahisinde işbirliği için Çin’e seyahat etmemelidir.

iii) Çin’in organ nakli deneyimleri sonucu olarak yayınlanan bilimsel makaleler reddedilmelidir.

iv) Yurtdışındaki tıbbi uzmanlar aktif olarak hastalarını nakil için Çin’e seyahat etmekten vazgeçirmelidir.

v) Eczacılık şirketleri sadece Çin’deki nakil cerrahisinde kullanılan ilaçların ihracını durdurmalıdırlar.

vi) Yabancı devletler sadece Çin’deki nakil cerrahisinde kullanılan ilaçların ihracını durdurmalıdırlar.

12) Çin’deki organ bağışının istekle olduğuna ilişkin herhangi bir şüpheye mahal vermemek adına, organ nakliyle alakalı herhangi bir kuruluşla bağlantıya geçmeden ya da Çin’e gönderme yapmadan önce, sorumluluk yabancı uzmanların omuzlarında olmalıdır.

13) Her yabancı ülke, nakil ameliyatları için Çin’e seyahat eden hastalarla ilgili toplam veriyi aktarmak adına tıbbi uzmanlık sistemi için gönüllü raporlama sistemi kurmalıdır.

14) Çin hastaneleri her naklin kaynağının kayıtlarını tutmalıdır. Bu belgeler, uluslararası insan hakları görevlileri tarafından incelenebilmesi için bulunabilir olmalıdır.

15) Her organ nakil donörü iznini yazılı vermelidir. Bu izinler de uluslararası insan hakları görevlileri tarafından incelenebilmesi için bulunabilir olmalıdır.

16) Çin Hükümeti kendi toplumundan gönüllü organ bağışının artması için yardımcı olmalıdır.

17) Yabancı devletler, Çin’e seyahat edecekleri uyarmak adına organ bağışının tamamının rızası olmayan mahkûm ya da idam cezasına çarptırılmış mahkûmlardan elde edildiğini söylemelidir.

c) Falun Gong

18) Falun Gong uygulayıcılarının engellenmeleri, tutuklulukları ve kötü muameleleri sona ermelidir.

19) Falun Gong uygulayıcılarının organlarının toplanması durdurulmalıdır.

20) Yönetimsel, yönetim dışı ya da yönetimler arası insan hakları örgütleri bu raporun hedef gösterdiklerinin sorumluluğunu ciddiye almalı ve doğru olup olmadığına dair kendi belirlemelerini yapmalıdırlar.


J. Yorum

Rızası olmayan Falun Gong uygulayıcılarından organlarının toplanmasının durdurulması önerisini kabul etmek suçlamaların doğru olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Yaptığımız tüm diğer öneriler suçlamaların doğru olduğunu kabul etmek gerektiği anlamına gelmez. Her durumda bu önerilerin de uygulanmasını teklif ederiz.

Birçok öneri, suçlamalar doğru olsa da olmasa da uygulanabilir ve anlamlıdır. Birçok öneri uluslararası topluluğa yöneliktir ve organ naklinde Çin’e uluslararası standartlarda saygı göstermeyi hedeflemiştir.
Çin hükümetinin suçlamaları reddettiğinin bilincindeyiz. Biz, Çin Hükümetinin bu inkârı savunmak adına yapacağı en inanılır ve etkili yolun, suçlamalar doğru olsun ya da olmasın, yöneltilen tüm önerileri kabul etmek olduğunu belirtiriz. Eğer bu tavsiyeler uygulansaydı burada belirtilen suçlamalar artık yapılamazdı.
Size yönelttiğimiz suçlamalardaki tüm kuşkular hakkında, her durumda bu suçlamaların doğru çıkmasını önlemek için tedbirleriniz nedir? Bu tip suçlama hareketlerini önlemek için alınan tedbirlere ilişkin ortak duyu Çin’de oldukça eksiktir.

Sadece Çin değil tüm ülkeler, rızasız organ toplamalarını, marjinallikleri, korumasızlıkları önlemek için savunmalara dayanmak ister. Suçlamalarla ilgili ne düşünülürse ve tekrarlanırsa, suçlamaların doğruluğuna inanırız. Çin burada anlatılan aktiviteleri önlemek için dikkate değer bir şekilde savunmasızdır. Yeni mevzuat yürürlüğe girene kadar burada tartışılan suiistimalleri önlemek için alınan temel önlemler eğreti kalır. Etraflıca uygulanmadığı zaman mevzuat, boşluğu doldurmaz.

Ölüm cezasının neden yanlış olduğuyla ilgili birçok neden vardır. Cellâtların duyarlılığının azalması sonuncusu değildir. Devlet, alıkonulan savunmasız insanları suçları için öldürdüğünde bir sonraki adımı atmak çok kolaylaşır ve bu da izinleri olmadan organlarını toplamaktır. Bu, Çin’in şüphesizce attığı bir adımdır. Devlet, idam edilen mahkûmların organlarını izinsiz topladığında bir adım daha kolaylaşır ve diğer kötülenen, şahsiyetsizleştirilen, savunmasız mahkûmlardan organları alınmaya çalışılır, özelliklede işin ucunda büyük para varsa. Falun Gong uygulayıcılarından organ toplanmasıyla ilgili sonucumuz ne olursa olsun, Çin hükümetini, rızası olmayanlardan organ toplamaya ilişkin ufacık bir ihtimale bile karşı savunmalarını geliştirmeleri konusunda uyardık.

Saygı çerçevesinde iletilenlerin tümü;





Imza




David Matas

Imza




David Kilgour

Ottawa 31 Ocak 2007


K. Ekler (ayrı bir doküman olarak)

1. CIPFG’den Davet Mektubu
2. David Matas’ın Biyografisi
3. David Kilgour’un Biyografisi
4. Çin Elçiliğine Yazılan Mektup
5. Alıcı Deneyimi
6. Nakil Konusunda Çin ile İletişim Etikleri
7. Çin Hükümetinin İfadeleri
8. Edmonton Polisinin Çin Konsolosluk Görevlilerinin Falun Gong Karşı Kasıtlı Nefret Yayma Çalışmaları Hakkında Raporu
9. Falun Gong’a Karşı Fiziksel Zulüm
10. Ölülerin İsimleri
11. Kimliği Belirsiz Tanıkların İfadeleri
12. Kayıpların İsimleri
13. Falun Gong Mahkûmlarının Kan Testleri
14. Telefon Araştırmalarının Kopyaları
15. Kanada, Amerika ve Japonya’nın 10 yıllık Organ Nakil İstatistikleri
16. Sujiatun
17. Çin Hükümetinin Açıklamalarına Matas-Kilgour’un Yanıtı
18. Bir İtiraf
19. A1’deki Her Yıl Çin’de İdam Edilen Mahkûmların Sayılarıyla İlgili Bütün Kayıtlar
20. Kayıp Organlı Cesetler


_______________________________________________________

[1]The Black Book of Communism, Harvard University Press (1999), Jung Chand and Jon Halliday Mao: The Unknown Story, Knopf, 2005.

[2] See Amnesty International and Human Rights Watch annual reports for China.

[3] "The CCP Should Be Condemned for Criminalizing Gao Zhisheng for Writing to The Epoch Times" The Epoch Times, December 24, 2006

[4] "The high price of illness in China", Louisa Lim, BBC News, Beijing, 2006/03/02

[5] "Public Health in China: Organization, Financing and Delivery of Services". July 27, 2005, Jeffrey P. Koplan

[6] "Implementation of the International Covenant on Economic Social and Cultural Rights in the People's Republic of China", April 14, 2005, paragraph 69, page 24.

[7] . This page was available in early July, 2006 and has been removed afterwards. The archived page is at http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fwww.309yizhi.com%2Fwebapp%2Fcenter%2Fintro.jsp&x=0&y=0.

[8] http://www.chinadaily.com.cn/china/2006-05/05/content_582847.htm (2006-05-05, China Daily) English

Archived page:

http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.chinadaily.com.cn/china/2006-05/05/content_582847.htm

[9] http://www.transplantation.org.cn/html/2006-04/467.html Life weekly, 2006-04-07Archived page: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fwww.transplantation.org.cn%2Fhtml%2F2006-04%2F467.html+&x=26&y=11

[10] http://en.zoukiishoku.com/list/qa2.htm, Archived page: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fen.zoukiishoku.com%2Flist%2Fqa2.htm&x=19&y=11

[11] http://en.zoukiishoku.com/list/volunteer.htm Archived at: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fen.zoukiishoku.com%2Flist%2Fvolunteer.htm+&x=8&y=9

[12] The front page has been altered. The archived page is at:

http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.ootc.net/special_images/ootc1.png

[13] http://www.transorgan.com/apply.asp Archived at : http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fwww.transorgan.com%2Fapply.asp&x=15&y=8

[14] Canadian Organ Replacement Register, Canadian Institute for Health Information, (http://www.cihi.ca/cihiweb/en/downloads/CORR-CST2005_Gill-rev_July22_2005.ppt), July 2005

[15] Donor Matching System, The Organ Procurement and Transplantation Network (OPTN) http://www.optn.org/about/transplantation/matchingProcess.asp

[16] The original page has been altered. Older versions can still be found at Internet Archive: http://web.archive.org/web/20050305122521/http://en.zoukiishoku.com/

[17] http://en.zoukiishoku.com/list/facts.htm or use archived version at: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fen.zoukiishoku.com%2Flist%2Ffacts.htm&x=24&y=12

[18] http://en.zoukiishoku.com/list/qa.htm or use archived version: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fen.zoukiishoku.com%2Flist%2Fqa.htm&x=27&y=10

[19] http://en.zoukiishoku.com/list/qa7.htm or use archived version:

http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fen.zoukiishoku.com%2Flist%2Fqa7.htm&x=35&y=10

[20] The front page has been altered. Archived at: http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.ootc.net/special_images/ooct_achievement.jpg

http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.ootc.net/special_images/ootc2.png

[21] The front page has been altered. Archived at: http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.ootc.net/special_images/ooct_case.jpg

http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.ootc.net/special_images/ootc1.png

[22] http://www.health.sohu.com/20060426/n243015842.shtml Archived at:

http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://health.sohu.com/52/81/harticle15198152.shtml

[23] The URL of the removed page as of March 2005 in the Internet Archive is http://web.archive.org/web/20050317130117/http://www.transorgan.com/about_g_intro.asp

[24] http://www.transorgan.com/apply.asp , Archived at : http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fwww.transorgan.com%2Fapply.asp&x=15&y=8

[25] Yet, one can still go to the Internet Archive to find the information on this website from March 2006: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fen.zoukiishoku.com%2Flist%2Fcost.htm+&x=16&y=11

[26] Section 13.

[27] “Falun Gong and Canada’s China policy”. David Ownby, vol. 56, International Journal, Canadian Institute of International Affairs, Spring 2001.

[28] Danny Schechter, Falun Gong's Challenge to China, Akashic Books, 2000, pages 44 to 46.

[29] http://web.amnesty.org/library/Index/engASA170282001

[30] Despite the police recommendation, the Attorney General decided not to prosecute.

[31] Appendix 6, (June 7, 1999) “Comrade Jiang Zemin’s speech at the meeting of the Political Bureau of CCCCP regarding speeding up the dealing with and settling the problem of ‘FALUN GONG’”

[32] H. CON. RES. 188, CONCURRENT RESOLUTION, U.S http://thomas.loc.gov/cgi-bin/query/z?c107:hc188:

[33] U.N. Commission on Human Rights: Report of the Special Rapporteur on torture and other cruel, inhuman or degrading treatment or punishment, Manfred Nowak, on his Mission to China from November 20 to December 2, 2005 (E/CN.4/2006/6/Add.6), March 10, 2006. (http://www.ohchr.org/english/bodies/chr/docs/62chr/ecn4-2006-6-Add6.doc )

[34] Washington Post Foreign Service, “Torture Is Breaking Falun Gong: China Systematically Eradicating Group,” John Pomfret and Philip P. Pan, August 5, 2001.
(http://www.washingtonpost.com/ac2/wp-dyn?pagename=article&node=&contentId=A33055-2001Aug4 )

[35] U.S. Department of State 2005 Country Reports on Human Rights Practices – China, March 8, 2006. (http://www.state.gov/g/drl/rls/hrrpt/2005/61605.htm)

[36] International Convention for the Protection of All Persons from Enforced Disappearance, Article 2.

[37] http://www.chinapharm.com.cn/html/xxhc/2002124105954.html China Pharmacy Net, 2002-12-05

Archived page:

http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.chinapharm.com.cn/html/xxhc/2002124105954.html

[38] “China to 'tidy up' trade in executed prisoners' organs,” The Times, December 03, 2005

http://www.timesonline.co.uk/article/0,,25689-1901558,00.html

[39] “Beijing Mulls New Law on Transplants of Deathrow Inmate Organs”, http://caijing.hexun.com/english/detail.aspx?issue=147&sl=2488&id=1430379 Caijing Magazine/Issue:147, Nov 28, 2005

[40] Index of AI Annual reports: http://www.amnesty.org/ailib/aireport/index.html, from here one can select annual report of each year.

[41] http://www.biotech.org.cn/news/news/show.php?id=864 (China Biotech Information Net, 2002-12-02)

http://www.chinapharm.com.cn/html/xxhc/2002124105954.html (China Pharmacy Net, 2002-12-05)

Archived page:

http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://www.chinapharm.com.cn/html/xxhc/2002124105954.html

http://www.people.com.cn/GB/14739/14740/21474/2766303.html (People’s Daily, 2004-09-07, from Xinhua News Agency)

[42] “The Number of Renal Transplant (Asia & the Middle and Near East)1989-2000,” Medical Net (Japan), http://www.medi-net.or.jp/tcnet/DATA/renal_a.html

[43] http://www.transplantation.org.cn/html/2006-03/394.html (Health Paper Net 2006-03-02)

Archived page: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fwww.transplantation.org.cn%2Fhtml%2F2006-03%2F394.html+&x=32&y=11

[44] “CURRENT SITUATION OF ORGAN DONATION IN CHINA FROM STIGMA TO

STIGMATA”, Abstract, The World Transplant Congress, http://www.abstracts2view.com/wtc/

Zhonghua K Chen, Fanjun Zeng, Changsheng Ming, Junjie Ma, Jipin Jiang. Institute of Organ Transplantation, Tongji Hospital, Tongji Medical College, HUST, Wuhan, China. http://www.abstracts2view.com/wtc/view.php?nu=WTC06L_1100&terms=

[45] http://www.transplantation.org.cn/html/2006-03/400.html , (Beijing Youth Daily, 2006-03-06)

[46] http://www.100md.com/html/DirDu/2004/11/15/63/30/56.htm , China Pharmaceutical Paper, 2004-11-15

[47] Please see case #7 in appendix 5.

[48] Please see case#4 in appendix 14.

[49] http://unn.people.com.cn/GB/channel413/417/1100/1131/200010/17/1857.html

(People’s Daily Net and Union News Net, 2000-10-17). Archived at: http://archive.edoors.com/content5.php?uri=http://unn.people.com.cn/GB/channel413/417/1100/1131/200010/17/1857.html

[50] According to Deputy Minister of Health, Mr. Huang Jiefu, http://www.transplantation.org.cn/html/2006-04/467.html (Lifeweekly, 2006-04-07). Archived at: http://archive.edoors.com/render.php?uri=http%3A%2F%2Fwww.transplantation.org.cn%2Fhtml%2F2006-04%2F467.html+&x=26&y=11

[51] http://www.transplantation.org.cn/#html/2004-10/38.html (Life Weekly, 2004-10-18)

[52] http://www.cq.xinhuanet.com/health/2006-04/04/content_6645317.htm (Xinhua News Agency, Chongqing branch, 2004-04-04)

[53] http://www.liver-tx.net/EN/PressEN.htm

[54] http://www.bjcyh.com.cn

[55] http://www.309yizhi.com/, Located in Beijing

[56] http://www.transorgan.com/about.asp

[57] http://www2.sjtu.edu.cn/newweb/chinese/web3/school20/hospital1/01.htm

[58] http://www.ootc.net/

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.