Gerçeği Açıklarken Nasıl Konuşmalıyız

Facebook Logo LinkedIn Logo Twitter Logo Email Logo Pinterest Logo

Eğer gerçeği açıklamaya ve yazgılı yaşamları kurtarmaya sahip bir kalbe sahipsek fakat bunu yaparken söylediğimiz metotlara ve yollara dikkat etmiyorsak, o zaman sonuçlar bazen iyi olmayacaktır. Ben bu yazımda, gerçeği açıklarken nasıl konuşmamız gerektiğini kendi anlayışım çerçevesinde anlatmaya çalışacağım.

Zulüm başladıktan kısa bir süre sonra, ilk kez gerçeği açıkladığımda, çok sabırsızdım ve güçlü kelimeler kullanıyordum. Bu tavrım başkalarının benimle konuşmaktan hoşlanmamasına neden oluyordu. Yine de kendimi haklı görüyordum. Söylediklerimi kabul etmedikleri zaman şikâyet ediyordum. Daha sonra onlar "Söylediklerine inanmıyor değiliz. Sadece dünyanın kurtarıcısı gibi davranıyorsun ve tavırların rahatsız edici. Bu şekilde konuşan birini kim hoş görebilir? Sana inansak bile kabul etmiyoruz." diyerek rahatsızlıklarını dile getirdiler. Ben bir öğretmenim, bu yüzden diğerleri ile konuşurken sanki bilgi verir, emreder ya da konferans verir gibi bir eğilim içindeyim. Ben böyle davrandığımın farkında değilim ama başkaları bundan rahatsızlık duyuyor. Tabi aynı zamanda şeytani engellemelerden kaynaklı faktörlerde var. Bunun farkına vardıktan sonra, gerçeği açıklarken, konuşmanın bakış açısından kendimi başkaları ile aynı düzeyde tuttum. Sakin ve merhametli bir şekilde konuşmaya çalıştım ve onların aşina taraflarına ilham almaya çalıştım. Aynı zamanda, gerçekleri öğrenmelerini engellemeye çalışan şeytani faktörlerin yok olmaları için doğru düşünceler gönderdim. Olaya bu şekilde yaklaşınca, sonuçlar oldukça iyi oldu.

Fakat bir süre sonra yeni problemler ortaya çıktı. Bazı insanlar benim iyi olduğumu gördüler. Ne zaman konuşsam sesimin tonu daha kibar ve arkadaşçaydı. Onlar kasıtlı olarak pek çok alakasız şeyler söylüyorlar ya da neden yokken tartışıyorlardı. Sonuçta, zaman boş yere harcanıyordu ve sonuçları olumsuz oluyordu. Bu konuda biraz düşündükten sonra anladım ki, bugünün insanlarının düşünce yapısı çok karmaşıktı. Her düşünce içinde, bencillik, rekabet mantığı, bireysel korunma, şöhret, kıskançlık gibi takıntılar taşır. Bu insanlar için, doğru düşüncelerimiz yeteri kadar kuvvetli olmadığında, ses tonumuz zaman zaman çok fazla yumuşak olabilir. O zaman onların arkasındaki kötü ruhlar avantaj sağladıklarını ve daha fazla engelleme yarattıklarını düşüneceklerdir. Bu, onlara boyun eğmek ve onların insanlara eziyet etmelerine izin vermek olacaktır.

Dafa uygulayıcıları olarak, yazgılı yaşamlar için merhametli olmalıyız. Diğer taraftan, Dafa hem merhametli hem de ağırbaşlıdır. Bizleri yazgılı yaşamları kurtarmaktan ve Fa-düzeltmesini yapmaktan alıkoymaya çalışan çürümüş ve şeytani ruhlara izin vermemeliyiz. Bizler bu noktada oldukça açık ve mantıklı olmak zorundayız. Bu yüzden yeniden böyle bir durumla karşılaştığımda, ilk önce doğru düşünceler gönderirim, ‘‘Yazgılı yaşamları kurtarmak için gayretlerimin engellenmesine izin vermeyeceğim. Tüm şeytani ruhlar, çürümüş hayaletler ve kötü tanrılar tamamıyla çözülecekler.’’ Konuşmalarımın sakin ve kibar olduğundan emin olmaya çalışıyorum, fakat aynı zamanda, ciddi ve ağırbaşlı olarak bunu yapıyorum. Söylediklerime güvendiğimden dolayı, diğerlerine herhangi bir kuşku bırakmamalıyım. Böyle bir yaklaşımla, bu çeşit engellemeler çok daha azaldı. İnsanların çoğu benim kendime güvendiğimi görüyor, pek çok kanıt ve iyi nedenler var ve bu gerçekten de onların iyiliği için. Çok tartışmıyorlar ve çabucak kabul ediyorlar.


Çince metin: http://minghui.ca/mh/articles/2007/8/13/160715.html


İngilizce metin: http://www.clearwisdom.net/emh/articles/2007/8/25/88911.html

* * *

Facebook Logo LinkedIn Logo Twitter Logo Email Logo Pinterest Logo

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.