Doğruluk Paha Biçilmez Niteliktir

Geçen senenin sonuna doğru yapımcı bir firma benim programımı inceledi ve bana cömert bir para ödemeyi teklif etti. Onlar teknik birleşme ve tanıtım yapmayı kabul ettiler. Kontratları imzaladık. Firmanın genel müdürü kontratı imzaladıktan sonra bende işe başlayacaktım. Bana ilk olarak avans verecekler, kalanını ise proje bittikten sonra ödeyeceklerdi. Her iki taraf içinde sözleşme çok açık ve dürüsttü. Genel müdür önceden bir gangster olduğunu ve hapiste yattığını bana açıkça söyledi. Beni onları dolandırmaya çalışmamam için uyardı.

Ben genel müdüre ve onun şoförüne ÇKP’yi terk etmelerini teklif ettim ve bu şekilde onların güvende olacaklarını söyledim. İkisi de fazla düşünmeden kabul ettiler. Genel müdürünün sağlığının bozuk olduğunu öğrenince ona: “Falun Dafa iyi! Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi!” diye tekrarlamasını teklif ettim. Gitmeden önce genel müdür onların bölgesindeki hiçbir firmayla çalışmamamı rica etti ve ben de kontrat içinde böyle bir şart olmamasına rağmen söz verdim. Genel müdür diğerlerine benim programımla ilgili emirler verdikten sonra ayrıldı. Çok kısa bir görüşme ile tüm sorunlar çözüldü.

Bir günü bana, çalışmamı sunmamı isteyen başka bir firmadan telefon geldi. Çalışmamın değerinde ödeme teklifi sunuyorlardı, ama bu firmanın yeri benim çalışmayacağıma dair söz verdiğim bölgedeydi ve ben teklifi reddettim. O bölgedeki bir firmayla anlaşma imzaladığımı anlattım ve o firmanın rakiplerine hizmet vermeyeceğime söz verdiğimi anlattım. Eğer hizmetimi çok istiyorlarsa o zaman her ikimizle anlaşmaları gerektiğini belirttim. Sonradan bu olayı Genel Müdüre anlattım.

Genel Müdür her gün, “Falun Dafa iyi! Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi!” kelimelerini tekrarladığını anlattı ve sağlığının bayağı iyileştiğini söyledi. Onlar beni evlerine davet ettiler ve tüm yol masraflarımı karşılayacaklarını söylediler. Genel müdür şoförüyle birlikte beni havaalanında bekliyorlardı. Bana kendi bölgelerinden bir rakibin bizimle çalışmak istediklerini söylediler. Genel Müdür, beni arayan adamın gerçekte onun babası olduğunu, firmanın sahibi olduğunu ve benim dürüstlüğümü denemek için aradıklarını söyledi. Benim cevabım karşısında çok memnun kalmışlar. Ben çok şaşırdım. Dürüst bir insan olmak ne güzel!

Araba en görkemli beş yıldızlı otele doğru ilerledi. Bunun gibi bir otele ilk defa geliyordum. Onlar iş adamlarına özel odalar ayırtmışlardı. Oda da iki büyük salon ve iki büyük yatak odası vardı. Bana ucuz bir otel bulmalarını rica ettim. Bana bu otelin sahibinin patronu olduğu için, özel odaların çok indirimli geldiğini söylediler.

Şoför bana Genel Müdürün, eğlence sektöründe uzman ve 200 genç fahişe kadının çalıştığı iki büyük bir firmanın sahibi olduğunu söyledi. Bana, o kadınlardan birini odama almamı teklif ettiler. Ben reddettim. Bir akşam genel müdür giderken, genç bir kadının odama geleceğini söyledi. Ben de onun şaka yaptığını sandım ve söylediklerini ciddi almadım, ama sonradan kapım çalındı ve kapıyı açtığımda karşımda yaklaşık 20 yaşında bir genç kız duruyordu. Ben şu şekilde düşündüm: “Onun yaptığı iş fark etmiyor. O, Falun Dafa hakkındaki gerçeği öğrenmek ve kurtarılmak için geldi”. İçeri girmesine izin verdim ve ona Falun Dafa ve ÇKP ve ona bağlı kurumları terk etme hakkında anlattım. Sonra içten: “Falun Dafa iyi! Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi!” kelimelerin tekrarlamanın faydası anlattım. O çok şaşkın bir durumdaydı. Sonradan bana yaklaştı, ben şunu söyleyerek onu durdurdum: “Ben dürüst bir insanım”. O da cevap verdi: “Bir insanın ne kadar dürüst olduğu önemli değil, onun yine de heyecan ve istekleri vardır”. En sonunda, onun bana gelmesi için emir verdiklerini ve görevini yapması gerektiğini, anlattı. Ben ona şunu söyleyerek sakinleştirdim: “Genel müdür hakkında endişelenme! Ben ona her şeyi açıklarım. Senin için herhangi bir sorun olmayacağından emin ol”. O ısrar ediyordu ve ben onun eşyalarını topladım, eline verdim ve çok geç oldu diyerekten odayı terk etmesini söyledim. O, onunla birlikte çok güzel zaman geçirmiş gibi numara yapmamı rica etti ve ben de yeniden ona genel müdürün onu suçlamayacağından emin olmasını söyledim. Ve onun için taksi çağırdım.

Ben, şeker hastası olan firmanın yönetim kurulu başkanına Falun Gong’u ve zulmü anlattım. O şöyle söyledi: “Ben Falun Gong’un iyi bir öğreti olduğunu duydum”. Ben de bunun üzerine: “Falun Gong, Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü’yü öğretiyor, dürüst olmamızı, insanlara iyi davranmamızı, her açıdan iyi bir insan olmamızı, sorunlar çıktığında sabırlı olmamızı ve hiçbir zaman tokada tokatla cevap vermememizi öğretiyor. Haberlerdeki propagandanın hedefi Falun Gong’un namını lekelemek için. Siz çok sayıda politik hareketi biliyorsunuz ve ÇKP’nin politik hedeflerine ulaşmak için işine gelen her yolu, doğru ya da yanlış fark etmeden kullandığını da biliyorsunuz.” dedim. O da: “Evet bu doğru”. Ona: Falun Dafa iyi! Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi! kelimelerin tekrarlamanın ne kadar faydası olduğunu anlattım. O güldü ve onun için bu iki cümleyi yazmamı rica etti. Ben onları yazdıktan hemen sonra onları okumaya başladı. Ve ardından ÇKP ve bağlı kurumlarını terk etmeye karar verdi.

Genel Müdür ve ben yakın arkadaş olduk. Hastaneye onun dedesine ziyarete gittik. Babaannesi, hastanede onları kötü habere hazır olmalarını söylediklerini anlattı. Ben hemen genel müdüre sordum: “Deden ÇKP’yi terk etti mi?” ve “Falun Dafa iyi!” kelimelerini tekrarlamasını söyledim. “Minghui” web sitesinde, “Falun Dafa iyi!” kelimelerini tekrarladıktan sonra kurtulanların anlattığı tecrübe yazılarını ona gösterdim. Genel müdürün güveni daha da arttı. Dedesi ÇKP’yi bıraktı ve “Falun Dafa iyi! Doğruluk-Merhamet-Hoşgörü iyi!” kelimelerini tekrarladı. Babaannesi ve amcası da ÇKP’yi bıraktı.

Ben gitmeden önce şoför, genel müdürün bana kendi firmasının bir şubesinde yönetim görevini teklif etmeye hazırlandığını anlattı. Bana o firmada uzun süre çalışma ve çok iyi maaş teklifi yaptılar. Genel müdür kendisi de bu teklifi benimle konuştu. Bu kriz döneminde benim üniversiteden sınıf arkadaşlarım bile iş bulamıyorlarken, şimdi bana mükemmel bir teklif yaptılar. Ben onlara, bu konuyu ilk önce ailemle konuşmam gerektiğini söyledim.

Havaalanına giderken yolda şoför benim ona Falun Gong’u ve ÇKP’yi terk etmeyi anlatmamı istedi. Ben ona şunları söyledim: “ÇKP, kültür ve ahlak karşıtıdır. İktidara geldiğinden beri, birbiri ardına politik hareketler (devrim) gerçekleştirdi ve o hareketler sırasında 80 milyon insan öldürüldü, bu sayı 1. ve 2. dünya savaşında ölenlerin toplamından da fazladır. ÇKP kendi iktidarını, yalanlar ve canavarca hareketler yoluyla ayakta tutmaya çalışıyor. Eğer siz ÇKP’yi terk ederseniz, o yok olurken peşinden gitmezsiniz, çünkü onun yok oluşu uzak değil”.

Uçağa binmeden önce cep telefonuma genel müdürden bir mesaj geldi: “Benim değerli hocam, sizin içtenliğinize ve dürüstlüğünüze paha biçilmez!”. Ben Falun Dafa uygulayıcısı olduğum için bunun çok doğru olduğunu düşündüm. Her bir uygulayıcının dürüstlüğüne paha biçilemez.

Çince metin: http://minghui.ca/mh/articles/2009/2/21/195838.html
İngilizce metin: http://www.clearwisdom.net/emh/articles/2009/3/6/105339p.html

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.