İngiltere: David Kilgour Londra’da Bir Brifing Düzenledi

8 Aralık 2009’da, İngiltere Falun Dafa Derneğinin daveti üzere, Kanada Dışişleri Bakanlığı Asya-Pasifik Bölümü eski sekreteri David Kilgour ve aynı zamanda bir muhabir de olan yazar Ethan Gutmann, Londra Üniversitesinde ÇKP’nin canlı Falun Gong uygulayıcılarından organlarını toplaması ile ilgili bir brifing düzenledi. Falun Gong uygulayıcısı Bayan Annie Yang da kendisinin Çin’de şahsen yaşadığı zulmü anlattı. Brifinge katılan 30’dan fazla katılan kişi ÇKP’nin işlediği ve dünya çapında şaşkınlıkla karşılanan suçları ayrıntılı ve ciddi bir şekilde tartıştı.

Londra’da düzenlenen brifing

David Kilgour ve David Matas, anakara Çin’deki Falun Gong uygulayıcılarından canlı organ toplandığı yönündeki duyumların araştırılması için 2006 yılının Mayıs ayında Dünya Falun Gong Zulmü Araştırma Koalisyonu”nun ricası üzerine yaptıkları bağımsız bir araştırma neticesinde 2006 Temmuz ve 2007 Ocak tarihlerinde iki rapor yayınladılar. Geçen ay, birlikte yayınladıkları yeni Kanlı Kampanya kitabı, daha önce yayınlanan iki raporun güncellenmiş halidir.

Bay Kilgour konuşmasında, “Elde ettiğimiz bilgilere göre, canlı Falun Gong uygulayıcılarından organlarının toplanıp ticari amaçla satışına dair insanlık suçu Çin’de halen devam ediyor.” dedi. Kilgour ve Matas’ın birlikte açıkladıkları araştırma raporu ve yeni yayınladıkları kitapta, canlı Falun Gong uygulayıcılarından organlarının toplandığı gerçeğinin mevcut olduğu, tartışılmaz nitelikte ve çok büyük miktarda kanıt ve farklı yönlerden her türlü olasılığa dair analizlerle bizlere sunmaktadır.

Bay Kilgour özellikle iki ipucundan bahsetti: birincisi, Çin’deki hapishane ve zorunlu çalışma kamplarında sadece Falun Gong uygulayıcılarına sistemli bir şekilde kan testi ve sağlık kontrolü yapılıyor. Onlar acımasızca zulüm görmelerine rağmen, bu tür test ve sağlık kontrolleri kesinlikle uygulayıcıların sağlığından endişe duyulduğu için değildir. Bu tür testler ve sağlık kontrollerinin gerçek sebebi, sadece ve sadece organ nakillerinde ihtiyaç olmasındandır. İkincisi, Çin’de 1995-2000 yıllarındaki organ nakli sayısının 18,500’den 2000-2005 yılları arasında 41,500’e yükselmiş olmasıdır. Çin’deki organ nakli oranı 1999 yılından itibaren çoğalmaya başladı, fakat Çin’deki ölüm cezası, gönüllü olarak bağış veya beyin kanaması neticesinde gerçekleşen ölümlerde belirgin bir çoğalma bulunmamaktadır. Bu durumda, bu kadar fazla organın kaynağı nedir?

Diğer taraftan, ÇKP hükümeti devamlı olarak ölüm cezası alan suçlulardan organlarının toplandığını reddetmiştir. Fakat 2005’te ilk defa ölüm cezası alan suçlulardan organlarının topladığını kabul etti. Organ Nakli Derneği ve Dünya Tıp Derneği, daima ölüm cezası alan suçluların organlarının kabul edilebilir bir kaynak olmadığını düşünür.

Bay Kilgour brifing sırasında özellikle Çin’deki zorunlu çalışma kamplarından bahsetti. Bay Kilgour ve Matas onlarca ülkedeki Çinli Falun Gong uygulayıcılarını ziyaret ettiler. Ziyaret edilen uygulayıcıların hepsi Çin’deki zorunlu çalışma kamplarında hapsedilmiş ve inanılmaz çabalar sonucu zorunlu çalışma kamplarından kurtulup yurtdışına kaçmayı başarmışlardır. Bu uygulayıcıların anlattıklarına göre, onlar zorunlu çalışma kamplarında hiç maaş almadan her gün en az 16 saat çalışmak zorunda bırakıldılar, çok az yemek yiyip, birçok kişi daracık bir hücrede sıkışarak yerde uyuyor ve üstelik çeşitli işkencelere de maruz kalıyorlardı. Onların elleri ile ürettikleri kıyafetler, yemek çubukları ve Noel süsleri gibi çok sayıda malın hepsi ihraç edilmiş. Aslında zorunlu çalışma kampları, ÇKP’nin hükümeti iktidarı ele geçirdiği anda Stalin ve Hitler dönemindeki kamplara uygun olarak kurulmaya başlandı. Bu zorunlu çalışma kampları, herhangi bir yasal prosedür olmaksızın hapsedilen herhangi bir kişiye en fazla 4 yıla kadar hapis cezası verme hakkına sahiptir. Tahminlere göre, 2005 yılında Çin’de yaklaşık bunun gibi 340 zorunlu çalışma kampı bulunmakta ve buralarda 300 binden fazla kişi hapsedilmektedir. 2007 yılında, Amerikan hükümetinin araştırma raporunda, bu zorunlu çalışma kamplarında hapsedilen kişilerin yarısından fazlasının Falun Gong uygulayıcısı olduğu belirlendi.

Falun Gong uygulayıcısı Bayan Annie Yang da brifing de şahsen yaşadıklarını anlattı. Bayan Annie tutuklandıktan sonra, ilk önce 40 gün boyunca bir gözaltı merkezinde hapsedildi ve ondan sonra yasadışı olarak 2 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. O, acımasızca dövüldü ve 40ºC derece sıcak havada hala zorla çalıştırıldı. Her gün sadece 2 veya 3 saat uyumasına izin verildi ve her gün susuz kaldı. Bayan Annie de defalarca kan testi ve sağlık kontrolüne tabii tutuldu. Ekim 2006’da, yani tutuklandıktan üç yıl sonra serbest bırakıldı.

Toplantıya katılanlar ÇKP’nin Falun Gong’a karşı işlediği barbarlık karşısında oldukça şaşırdılar. Katılımcılarından biri olan Bayan Narian, “Canlı organ toplama, insanoğluna karşı işlenen en büyük suçtur. Açıkça söylemem gerekirse, bunu araştırmak oldukça zor bir iştir, çünkü Çin kapalı bir toplumdur, muhabirler ve bazı kuruluşların Çin’e girmesine izin verilmiyor, bu konu tıpkı Nazi döneminin Almanya’sına benziyor. Bu, Komünizmin gölgesinden dolayı oldu.” dedi.

Kaynak: http://epochtimes.com/gb/9/12/10/n2750011.htm

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.