Antik Çin Hikayeleri: Her Şeyin Ruhu Vardır- Bir Kaplumbağa ve Balık Öyküleri

Efsanevi Işıldayan İnci

Han Hanedanlığı döneminde İmparator Wu’nun denizdeki yapılacak işleri göstermek için uygun bir yere ihtiyacı olmuştu. Büyük bir göl inşa edilmesini emretmiş ve bu göl Kunming Gölü olarak adlandırılmıştı. Bir gün, bir balıkçı göle balığa çıkmış ve büyük bir balık yakalamıştı. Balık oltayı kırmış, ipi koparmış ve kaçmıştı. Fakat oltanın iğnesi balığın ağzında saplanıp kalmıştı. Bir gece, İmparator Wu bir rüya gördü. Bu rüyada bir balık vardı ve balık kendisinden ağzında saplanmış iğneyi çıkartmasını istemiş ve bu iyiliği karşısında yetiştirmiş olduğu muhteşem bir inciyi ona vereceğini vadetmiştir. Ertesi günde İmparator ,gölün diğer kıyısına geçmiş ve teknesine yakın yerde ağzında iğne olan büyük bir balığı yüzerken görmüştü. İmparator kendine kendine sormaya başladı: “Acaba bu balık dün gece rüyamda gördüğüm balık olabilir mi?” Balığı yakalayarak, ağzındaki iğneyi çıkardı ve yeniden suya bıraktı. Daha sonra balık ona devasa bir kültür incisi verdi.

Kaplumbağa

Jin Hanedanlığı zamanında, Zhu şehri bir askeri birliği tarafından çok sıkı bir şekilde korunuyormuş. Birlikteki bir asker, şehirdeki pazardan küçük beyaz bir kaplumbağa satın aldı. Uzunluğu 10 ile 12 santim arasıymış. Onu büyütmek amacıyla bir kaba koydu. Tosbağa durmadan büyüyerek kısa zamanda kaba sığmayacak hale geldi. Asker kaplumbağayı yeniden nehre bırakmak zorunda kaldı.

Yıllar sonra, Zhu şehrine, Shi klanı tarafından saldırılmış ve bozguna uğratılmıştı. Askerler, nehre atlayarak kurtulmaya çalıştılar. Fakat giydikleri zırhlar askerleri ağırlaştırdığından çoğunu boğuldu. Hayata kalan tek asker kaplumbağayı nehre serbest bırakan askermiş. Nehre atladığında bir kaya üzerinde oturduğunu hissetmiş. Gözlerini açtığında serbest bıraktığı beyaz kaplumbağanın onu taşıdığını anlamış. Kaplumbağa onu nehrin diğer kıyısına taşıdıktan sonra oradan uzaklaşmış.

Beyaz Etli İkiz Balık

Song Hanedanlığın zamandaki İmparator Wen hükümdarlığının üçüncü yılının ilk baharı mevsimde, Liu Shu adında bir adam Erxia adındaki doğduğu şehre dönmek amacıyla Jiangli gemisine binmiştir. Bir gece, gemi, Mingzhou adıyla bilinen bir yerde demir atmıştır. Gece karanlığı tam çöktüğünde şiirler söylenmeye başlamış. Birden kıyıdan iki kişi ona seslendiğini duymuş. Bu iki kişi şöyle demiş: "Biz de Erxia’danız iadeyi ziyarette gelmek istiyoruz." İkisi de yaklaşık 1,50 metre boyundaymış ve çok güzellermiş. Üzerlerinde muhteşem beyaz elbiseler giyiyorlarmış. Liu Shu onları gemiye gelmeleri için davet etmiş. Onlar, "Çok bilgili biri olduğunuzu biliyoruz. Sizinle bir araya gelmek ve saygılarımızı sunmak istedik."
Üçü birlikte gemide kutlama yapmışlar. İki adam sarhoş olmuş ve gemide uyuya kalmış.

Liu onları uyumaları için örtmüş. Sabah, gün doğarken onlar hala uyuyorlarmış. Liu Shu onları uyandırmak istemiş ve örtüyü açmış. Adam yerine iki balık görmüş , ikisi de 1,50 ila 1,80 metre uzunluktalarmış. Gözleri hareket etmelerine rağmen yine de çok yorgun bir halleri varmış. Liu Shu onları öldürmemiş ve nehre atmış.

Sonraki akşamda, rüyasında iki beyaz giymiş adam yatağın yanına birer inci bırakmış ve hiçbir şey söylemeden gitmişler. Sabah, uyandığında, yatağının yanında gerçekten iki inci bulmuş.

Yazan Tai Ping Guang Ji, (Song Hanedanlığı zamanında derlenen kitap)


Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.