Antik Çin Hikâyeleri: Tang Yin’in, Resim Çizmeyi Öğrenmesi

Facebook Logo LinkedIn Logo Twitter Logo Email Logo Pinterest Logo

Aynı zamanda Tang Bo-hu olarak da bilinen Tang Yin, Ming hanedanlığının en ünlü ressamlarından biriydi. O, Shen Zhou, Wen Zhi-ming ve Qiu Ying ile birlikte “Ming Hanedanlığının Dört Üstadı” olarak adlandırıldı. Fakat o ünlü bir ressam olmayı tamamen annesinin doğru eğitimine ve doğru yol gösterimine borçludur.

Tang Yin küçükten beri çok iyi resim çizermiş ve zengin aileler sıkça onu çağırıp bir şeyler çizdiriyormuş. Tang Yin, işte bu yüzden yavaş yavaş insanlara tepeden bakmaya ve kendini beğenmeye başlamış. Annesi onun durumunu görünce içten içe telaşlanmış ve bir gün Tang Yin’e, “Oğlum, resim çizmeye sen henüz yeni yeni başladın. Burnun havada gezmeye neden olacak henüz bir şey yok!” diye söylerken Tang Yin’e bir seyahat çantası ve bir poşet para vermiş ve “Ülkemizdeki en ünlü ressamlardan biri olan Üstat Shen Zhou yakın bir şehirde oturuyor. Hadi git ve onun öğrencisi ol. İyice öğrenmezsen de bana geri dönme!” demiş.

Üstat Shen Zhou’nun çok iyi resim çizdiğini herkes bildiğinden, Tang Yin annesinden ayrılıp seve seve Shen Zhou’yu bulmaya gitmiş.

Zaman akıp gitmiş bir yıl geçmiş. Üstat Shen Zhou’nun eğitimi ile Tang Yin’in çizimleri oldukça gelişmiş. Bir gün, Tang Yin kendi çizdiği resmi ve Üstadın resmini karşılaştırmış ve ikisinin aşağı yukarı aynı olduğunu hissetmiş. Tang Yin çok mutlu olmuş ve her şeyi öğrenmiş olduğunu düşünmüş. Shen Zhou, Tang Yin’in bu düşüncesini fark etmiş ve karısından Tang Yin’e bir veda yemeği hazırlamasını istemiş.

Veda yemeği evin arka bahçesinde bir kulübe içinde hazırlanmış. Bu kulübe normal zamanlarda sürekli kilitleniyormuş ve kimsenin içeri girmesine izin verilmiyormuş. Tang Yin kulübenin içine girdikten sonra, sadece dört tane kapı görmüş, hiç pencere yokmuş. Kapıların camdan dışarı baktığında manzara o kadar güzelmiş ki, çiçekler ve ağaçlarla doluymuş. Tam bu muhteşem manzaraları seyrederken, Üstat gelmiş ve demiş ki, “Senin çizdiğin resimler zaten güzeldi ve şimdi burada da bir sene öğrendin. Artık mezun oldun. O kapıların dışındaki manzaraları görmek istiyorsan, çıkıp iyice seyredebilirsin!” Tang Yin, Üstadın bu lafını duyar duymaz hemen kalkıp bir kapıyı açıp dışarı çıkmak istemiş, fakat o kapı gerçek bir kapı değilmiş, sadece duvarda bir kapı resmiymiş. Tang Yin, ikinci ve üçüncü kapıyı da denemiş, hepsi Üstadın çizdiği resimlermiş! Tang Yin birdenbire kavramış ve dönüp Üstadın önünde dizlerinin üstüne çökerek, “Üstadım, ben mezun olmak istemiyorum, ben yanınızda üç sene daha öğrenmek istiyorum, lütfen bana izin verin!” demiş.

O günden itibaren, Tang Yin tüm içtenliği ve dikkati ile resim çizmeyi öğrenmeye başlamış.

Üç sene göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş. Bir gün, Üstadın eğitimine teşekkür etmek için, Tang Yin mutfakta kendisi Üstadı için güzel bir yemek hazırlamaya çalışmış ve tam pişirdiği bir balığı masaya koyarken, aniden yabani kedi kapıdan içeriye girmiş ve masanın üstüne fırlayıp o balığı yemek istemiş. Tang Yin hemen dönüp “Hayvan, Üstadıma yaptım onu, sen yiyemezsin!” diyerek eliyle kediyi “Pat” diye vurmuş. Kedi, “Miyav” diye bağırarak camdan dışarı kaçmak istemiş. Fakat kedi peş peşe hep duvara çarpmış, çünkü o duvarın üstündeki pencerelerin hepsi Tang Yin’in kalemiyle çizilmiş. Zavallı kedi en son yine girdiği kapıdan kaçabilirmiş.

Tam o sırada, Üstat gelmiş ve bu görüntüyü görmüş. Üstat kahkahalar ile gülmüş ve demiş ki “Tang Yin, sen 4 senedir anneni görmedin. Yılbaşı yaklaşıyor, şimdi eve dönebilirsin......”

* * *

Facebook Logo LinkedIn Logo Twitter Logo Email Logo Pinterest Logo

Clearharmony'de yayınlanan tüm makaleleri kopyalayabilir ya da çıktı alabilirsiniz, fakat lütfen kaynak belirtiniz.