Tavsiye

  • Saflığın, Doğruluğun, Kararlılığın (Ciddiyet, Haysiyet) ve Erdemliliğin Tartışması

    20 Temmuz 1999’da, Falun Gong’a karşı yasadışı olan eziyet başlamadan önce, sürekli olarak Falun Gong öğretileri ve uygulamalarındaki, aşama aşama olan değişim koşullarının mantığını hatırladım. Büyük bir sıkıntının geldiğine dair bir önseziye sahiptim. Bundan dolayı prensipleri çalışmakta, egzersizlerimi yapmakta ve diğer uygulayıcılarla paylaşımım konusunda daha fazla gayret göstermekteydim. Gözyaşları içinde, Shifu’nun resmi önünde, “Shifu, ölüm son testimiz değil mi? Fakat bu test hayatın anlamını gerçekten anlayan bir uygulayıcı için problem olmamalı.” cümlesini yazdım.
  • Yüzeysel Anlayışımı Kendi İçlerine Nasıl Bakmaları Gerektiğini Bilmeyen Uygulayıcılar İle Paylaşmak

    Aslında, nasıl içimize bakacağımız konusunda gerçekten derin bir anlayışa sahip değilim. Her ne zaman bir anlaşmazlıkla karşılaşsam ve belirli sıkıntıları geçemediğim zaman endişeleniyordum. İçime bakıyordum, fakat esas takıntımı bulamıyordum. Kendime diyordum ki, “Unut bunu. Falun Gong öğretilerini takip ederek daha iyisini yapmaya çalışacağım.” Bu yolla tam olarak takıntılarımdan kurtulamıyordum. Diğer uygulayıcı arkadaşlarımı bunu anlattığımda, içime nasıl bakmam gerektiğini bilmiyordum, bazı uygulayıcılar da aynı problemi yaşadıklarından bahsettiler.
  • Yapmamız Gereken Üç Şeye Görev Gibi Bakmayın

    Shifu’nun “İnsani Takıntıları Bırakın ve Dünya İnsanlarını Kurtarın” adlı yeni makalesini okuduktan sonra birçok uygulayıcı zamanın aciliyeti konusunun farkına vardılar ve çok daha azimli davrandılar. Yine de Shifu’nun sözünü ettiği üç şeyi hala bir görevi yerine getirmek olarak ele alan birçok uygulayıcı var, sanki bu üç şeyi yapmayı bitirdikten sonra gevşeyebilirlermiş gibi. Genellikle Fa’yı çalışırken, doğru düşünceler gönderirken ve gerçeği açıklarken çok azimli davranıp geri kalan zamanda rahat davranıyorlar. Sanki diğer zamanlar “gerçeği açıklamak” için değilmiş gibi. Aslında Falun Gong’un gerçek yüzünü desteklemek sürekli bir gerekliliktir.
  • “Kusursuz”luğun Basit Bir Resmi

    Geçenlerde otobüsteyken, bir kap dolusu soya sütü taşıyan bir kadın gördüm. Bir sebepten dolayı birdenbire plastik kap birçok yerinden sızdırmaya başladı ve kadının bunu durdurmasının hiçbir yolu yoktu. Yanımda plastik bir kap vardı, fakat bu kap, kadının elinde bulunan ve sızdıran kaba göre daha büyük ve sayısız deliklere sahipti. Hiç tereddüt etmeden kabı kadına verdim ve dedim ki, “bende bir plastik kap var. Bununda delikleri var, fakat deneyebilirsin.” Benim kabımı aldı ve kendi soya sütü kabını içine koydu. Damlamayı durdurmada bir hayli işe yaradı.
  • Nasıl Bir Falun Dafa Uygulayıcısı Oldum

    Benim büyükannem ve büyükbabam 1940’lı yıllarda Çin Japonya ile savaşırken sözde “Yeraltı Partisi” (Çin Komünist Partisi) üyeleriydi. Büyükbabam bir yetim olan babamı da etkiledi. Ben şeytani Komünist rejimin gangsterler tarafından kontrol edilen bir topluma doğmuştum ve kan kırmızı bayrağın gölgesi altında büyümüştüm. İlkokulda Komünist Gençlik Grubu üyeliğine kabul edildim ve ortaokulda bir Komünist Parti üyesi oldum. Şeytani parti bana ne söylerse yapıyordum. 1997 yılında işsizdim ve kendi işimde çalışmaya başladım. Yasayı ihlal ettim ve üç yıllığına hapse mahkûm edildim. Hapisteyken bir Falun Dafa uygulayıcısı ile karşılaştım.
  • Ödül ve Ceza

    Dün sabah otobüste giderken kafama bir şey dank etti. Kendimde sürekli olarak gördüğüm bir durum vardı. Yaptığım her şey de başkalarının onayını arıyordum ya da yaptığım şeylerden dolayı ret edilmekten korkuyordum. Bu iki uç arasında dolanıp duruyordum. Bütün hareketlerimin bu iki uç arasında dolaştığını fark ettim. Ödül ve Ceza! Yaptığım şeylerden eğer bir ödül beklersem veya kendi egomla ilgili herhangi bir beklenti içindeysem o davranışı aslında yapmamış olurum. Ben güce, paraya ve kendimi insanların üzerinde hissedebileceğim bir mevkie takıntılıyım demektir. Sadece en kısa yoldan nasıl yükselebilirim diye düşünüyorum demektir.
  • Bu Zaman Esnasında Kişisel Uygulamanızı İhmal Etmeyin

    Fark ettim ki bir uygulayıcı her durumda, gizlisi saklısı olmadan ve ciddiyetle, bir Falun Dafa uygulayıcısı kalitesinde --başkalarını düşünen ve diğer insanlara her zaman öncelik veren-- sürekli merhamet dolu ve barışçıl bir kalp ile kendisini geliştirebilir. Nerede olduğu önemli değil, aile içinde, toplum içinde veya işyerinde, eğer sözcüklerimize ve hareketlerimize dikkat etmezsek ve sıradan bir insan gibi davranırsak, farkına varmadan diğer insanları incitebiliriz ve bu şansı kaçırmalarına sebep olabiliriz. Bir Çinli diyor ki, “Kelimeler ile öğretmek örnekler ile anlatmaktan daha az etkilidir.” Birlikte çalıştığımız çoğu kişi bizim uygulayıcı olduğumuzu biliyor.
  • Benliği Bırakmak

    Haftalık Minghui dergisinde “Şeytanın Mağaralarından Yeni Kurtulmuş Olan Sevgili Uygulayıcılar ile Gerçekten İlgilenmek” adlı makaleyi okuduktan sonra yanlış çerçeveli fikirlerimin beni uygulayıcılardan yabancılaştırdığını gördüm. Uygulayıcılar zulme uğradıklarında, bunu kendime ait bir şey olarak görmemiştim ve onları kurtarmak için işbirliği içine girmemiştim ya da doğru düşünceler göndermeye önem vermemiştim. Bu, Fa-düzeltmesi sürecinde bir Falun Dafa uygulayıcısının davranışı olmaktan çok, insan düşünüşünü, prensiplerini ve duygusallığını yansıtmaktaydı ve bunu çözmenin ve gelişim göstermenin anahtarı Fa’yı çalışmakta ve xiulian uygulamakta yatıyor.
  • Falun Dafa Uygulamak Hayatımı Tamamıyla Değiştirdi

    1995’te, kötü sağlığımdan dolayı erken emekli olmak zorunda kaldım. Yıllar süren hastane tedavilerinden sonra hiçbir belirli sonuca ulaşamadım, bu yüzden fiziksel kondisyonumu arttırmak amacı ile qigong uygulaması yapmaya karar verdim. Her yere baktıktan sonra, arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine Falun Gong ile tanıştım ve Falun Gong’un özet açıklamasını okudum. Sadece Falun Gong’un qigong’la ilgili gerçek şeyleri ve qigong uygulama prensiplerini açık olarak anlattığını sezdim. Üstelik ücretsizdi. Zihnimde bir düşünce belirdi, “İşte bu. Uygulamak için Falun Gong’u seçeceğim.” Bunu düşündükten birkaç gün sonra bir sabah, regl’im başladı.
  • Meditasyon ve Karakterlerimizin Gelişimi

    Ben 1998 yılında bir Falun Dafa uygulayıcısı oldum. Uygulamamın başlangıcında, Daha önce çift bacak çaprazlayarak meditasyon yapmadığım için tek bacağımı diğer bacağımın üzerine koyup bağdaş kurarak meditasyon yapmaya başladım. O halde bile, meditasyon yapmak oldukça acılı bir işti. O zaman, uygulama alanının asistanı meditasyon müziğini ilk dört egzersizi bitirdikten hemen sonra başlatırdı. Çift bacak çaprazlayarak meditasyona çabucak başlayamadığım için asistana karşı kalbimde, her zaman şikâyet ederdim.
  • Evde Hayvan Besleyen Uygulayıcı Arkadaşların Bilmesi Gerekenler

    Çağdaş toplumda evde hayvan beslemek bir moda oldu. İnsanlar bunu ruhu besleyici bir faktör ve yaşamlarındaki eksiklikleri doldurma olarak görüyorlar. Fa-düzeltmesi dönemindeki bir Dafa uygulayıcısı olarak, insanlar arasındaki bu tür zevklerden vazgeçilmelidir. Fakat Dafa uygulayıcıları arasında da evinde hayvan besleme konusu hala mevcut, üstelik bu nadir bir durum da değil. Hayvan besleyen uygulayıcı arkadaşların, kendi davranışlarının Fa’ya uyup uymadığını ölçmesi ve davranışlarını haklı çıkarmak ve doğrulamak için çeşitli bahaneler bulmaması gerekir.
  • Fikirlerimizi Kökünden Yok Ettikçe Yükseliyoruz

    Ben Falun Dafa’yı ilk olarak 1999’un Mart ayında uygulamaya başladım. Başladıktan sadece birkaç ay sonra, zulüm başladı. Beyazın siyah olduğunu iddia eden dedikoduların başladığı ilk günü hatırlıyorum, Zhuan Falun’u tekrar tekrar okuyordum. Kalbimin derinliklerinde bir uyanış hissettim. Gözümden dökülen yaşlarla kalbim sarsılmaz bir hale geldi. Bu duruma aşama aşama geldim. Xiulian uygulamasının ciddiliğini ve zorluğunu kavradım. Sıkıntılarla karşılaştığım her seferde, birçok hatamı gördüm ve yavaş yavaş daha iyi olmaya karar verdim. Bunun sonucunda hem hayatımda hem de işimde kendime karşı daha disiplinli oldum.
  • Rahatlık Arayışı Takıntısından Öğrenilen Bir Ders

    Geçmişte, Falun Gong öğretilerinin bu bölümlerini çalışırken, rahatlık arayışını bırakmada başarısız olmanın sonuçlarının ciddiliğini fark etmiştim. Her nasılsa, onu bir uygulayıcının iradesini yok edecek zehirli bir kanser olarak ele almamıştım ve bu takıntıyı bırakmam gerektiğini kendime hatırlatmaya devam etmemiştim. Buna zıt olarak, onu sıradan bir takıntı olarak ele almıştım ve onu yok etmek konusunda kararlı davranmakta başarısız olmuştum. Doğal olarak, sonucunu acı bir şekilde ödemiş olduğum bu takıntımı korumuştum.
  • Kalbimin Çok Derinlerinde Sakladığım Takıntım

    Birkaç gün önce bir uygulayıcı arkadaşım ile haberleştiğimde de şunu hatırladım, o arkadaşım bana, “Sende ne tip sorun var biliyor musun? Sen çok fazla dolaylı konuşuyorsun. Diğer kişiye böyle yapabilirsin, fakat bana böyle davranman gerekmiyor.” diye söyledi. Evet, ben dolaylı olarak konuşmaya alıştım, çünkü diğer kişiye zarar vermekten korkuyordum. Aslında içimde sakladığım gerçek korku, diğer kişiye zarar verdiğimde o kişinin bana karşı nasıl davranacağıdır. Ve bu yüzden “ben” bir şeyi yeterince iyi yapamıyorum. Tüm bunların asıl başlangıç noktası ise bencilliktir.
  • Her Lafımıza ve Her Hareketimize Dikkat Etmeliyiz

    Geçenlerde meydana gelen bir olay yüzünden şöyle bir şeyin farkına vardım; tanıdığımız kişiler belki sık sık yanlış şeyler yapabilirler, fakat bu onların doğru düşüncelere sahip olmadığı anlamına gelmez. Biz onların umuduyuz. Dolayısıyla, onlara söylediklerimize göre bizi değerlendirecekler. Uygulayıcıların rehber örnekleri yoktur, fakat biz sıradan insan için rehber örnekleriyiz. Birkaç gün önce, bir meslektaşım ile konuşurken bir kişiyi şikâyet etti. Ben ona dedim ki, biz diğer kişilerin arkasından dedikodu yapmamalıyız, ondan sonra bana uzun zamandır söylemek istediklerini söyledi. Söyledikleri beni oldukça şaşırttı.