Antik Hikayeler

  • Antik Çin Hikâyeleri: Bir Kişi Doğru Olduğunda, Diğerleri Takip Edecektir

    Li Guang, antik Çin’in Han Hanedanlığında bir generaldi. Longxi Eyaleti, Chengji ilinde (şimdi Gansu ilinin bir parçası olan) doğdu. General Li’nin hem savaş yetenekleri hem de yaratıcı kabiliyeti fevkaladeydi. Xiongnu ile yetmiş seferden fazla savaşmıştı ve olağanüstü başarılar elde etmişti. Xiongnu ona “Han Hanedanlığının Uçan Generali” adını takmıştı ve onun yüzünden merkezi düzlükleri istila edememişti. Li Guang çok gençken bile orduyu savaşlara götürdü. Kırk yıl boyunca 2.400 taş tahıla (bir birim tahıl için ölçü 100 litreye denktir) denk olan bir maaş kademesinde bir görevli olarak hizmet verdi. Her zaman dürüsttü ve her zaman primlerini astları ile paylaştı.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Dürüst, Namuslu ve Güvenilir Bir İnsan Ol

    Liang Guozhi, antik Çin’in Qing Hanedanlığı İmparatoru Qianlong döneminde (1735 – 1796 M.S.) yaşayan bir adamdı. O iyi kalpli, dürüst ve namusluydu. Aşırı derecede akıllı ve çocukluğundan beri öğrenmekten hoşlanmıştı. Daha 17 yaşındayken, vilayete ait milli servis sınavında birinci oldu. 24 yaşındayken, imparatorun sarayında düzenlenen imparatorluğa ait milli servis sınavında birincilik kazandı. Bir devlet lideri olduktan sonra, memleketindeki yaşlı insanları unutmadı. O sıkça kendi maaşıyla memleketindeki çiftçilere yardımlar yaptı. Nerede görev yaparsa yapsın, daima normal kişilerin refahını düşündü ve onlara yardım etti.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Kayıp Sıkıntısı Çekme Bir Takdistir

    Günümüz insanlar her çeşit kayıptan korkarlar ve bu yüzden kendileri yerine diğer kişilerin sıkıntı çekmesini tercih ederler. Fakat yaşlı Çinliler sıkça çocuklarına ve torunlarına kayıp sıkıntısı çekmenin kötü bir şey olmadığını tembihler. Tarih boyunca, kayıplarına katlanabilmeyi bilmiş birçok erdemli kişi vardır ve onlar da kendi çocuklarına ve torunlarına böyle öğrettiler. Kayıp sıkıntısı çekme bir insan için kolay değildir, çünkü o kişinin dayanmak için yüce gönüllülüğüne ihtiyacı olmaktadır. O utandırılmaya dayanabilmeli ve sıkıntılı durumlara kendini alıştırabilmelidir.
  • Antik Uygulama Hikâyeleri: Görülmez Var Oluş

    Bir zamanlar, Buda okulunda bir Üstat ile xiulian uygulaması yapan bir öğrencisi varmış. Öğrenci bir gün, Üstadı ile meditasyon yaparken birden “Üstadım, Sonsuz Mutluluk Cennetini göremiyorum. Ben onun var olduğuna nasıl inanabilirim?” diye sormuş. Üstadı hiçbir şey söylemeden kalkıp bu öğrenciyi çok karanlık bir odaya götürmüş ve “Odanın köşesinde bir çekiç var.” demiş. Odada zifiri karanlık olduğundan öğrenci gözlerini ne kadar fazla açarsa açsın çekici görememiş ve Üstadına hiçbir şey göremediğini söylemek zorunda kalmış. Bunun üzerine Üstadı bir mum yakmış. Mum ışığı ile birlikte bir çekicin odanın köşesinde durduğu görüldü.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Zihindeki Değişim, Kaderi Değiştirir

    Çok uzun bir zaman önce miskin ve oburluğuna çok düşkün bir genç bir adam varmış. Bu adam, köyünde yaşayan bir bayanı durmaksızın rahatsız etmiş ve hayatı boyunca tek bir gün bile dürüst, namuslu bir iş yapmamış, sadece ailesinden ve de komşularından bir şeyler çalarak hayatta kalıyormuş. Çok fazla günah işlediği için, köyde bulunan herkes onun huzur içinde ölmeyeceğini söylüyormuş. Nihayet en sonunda ecel günü gelip çatmış. O gün gök gürültüsü ve yıldırım gökyüzünü kaplamış, kara bulutlar azgın dalgalar gibiymiş ve gök gürültüsünün vahşi gürültüsü dağlık bölgeye doğru birbiri ardına patlamış.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Kötülüğe Karşı İyilik Yapmak Düşmanlığı Yok Eder

    Ming Hanedanlığı döneminde, Changzhou’da yaşayan Wu Zitian adında bir adamın adı Sun olan çok iyi kalpli bir karısı vardı. Wu Zitian, üvey annesinin ona karşı zalimce davranması yüzünden sık sık sabrının tükendiğini hissediyordu. Karısı Sun, kendinden yaşça büyük birine saygısızlık yapmaması için sürekli onu sakin kalması yönünde telkin ediyordu. Babasının ölümünden sonra, üvey annesi babasının parasını kendi için saklamış ve hepsini kendi öz oğluna vermişti. Üstelik tüm verimli arazileri de kendi oğluna verip, kızgın ve onunla kavgalı olan üvey kardeşi Wu Zitian’a ise sadece verimsiz küçük bir arazi bırakmıştı.
  • Antik Uygulama Hikâyeleri: Konuşma Uygulaması

    Rulay (Tathagata) Jiaye zamanında, çok güzel şarkı söyleyen genç bir keşiş varmış. Kendi yeteneği yüzünden diğer keşişler Buda’ya şükran şarkıları söylerken onların yanında onlara bakıp kendisinden düşük olduğunu düşünüyordu. Kendi sesinin, diğerlerine göre net, zengin ve kalitesinin çok daha üstün olduğuna inanıyordu. Kibirli bir şekilde davranıyor ve her zaman kendisinin sıradan biri olmadığına karşı davranışlar sergiliyordu. Genç keşiş her zaman bu yaşlı keşişle alay ediyor ve ona sesinin nasıl tiksindirici olduğunu söylüyordu. Genç keşiş tabiî ki yaşlı keşişin Louhan (Arhat) seviyesinde olduğunu bilmiyordu.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Konfüçyüs Yemeksiz Kaldığında

    Bir defasında Konfüçyüs öğrencileri ile birlikte Chen Ülkesindeyken yemeksiz kaldı ve tüm öğrencileri hasta oldu. Öğrencilerinden biri, Zi-lu, ünlü bir bilgin, “Sonuç olarak, dürüst bir insanın da yoksul olma imkânı var!” diye şikâyet etti. Konfüçyüs şöyle cevapladı, “Dürüst bir insan yoksul olduğunda bile kendi ahlak ve erdemini koruyabilirken, kötü ruhlu bir insan yoksul olduğunda her çeşit ahlaksız şeye başvuracaktır.” Ahlak standartlarımız mevcut durumlara göre değiştirilmemeli. Zor durumlarda etkilenip etkilenmeyeceğimizi ve prensiplerimize devam edip edemeyeceğimizi belirleyen sınavlar ara sıra başımıza gelir.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Sekiz Erdem

    Sekiz Erdem, Konfüçyüs tarafından insana bırakılan izlenmesi ve uyulması gereken kriterlerdir. Sekiz erdem " Xiao (bir evlada yakışır şekilde hem ana babaya hem de onların yaşamlarına saygılı olmak), Ti (kardeşin şartsız bir şekilde ağabeyin lafını dinlemesi), Sadakat, Sözünü Tutmak, Nezaket, Adalet, Rüşvet Yememek ve Utanma" dır. Bu sekiz erdemden yoksun veya bunları unutan bir kişi insan sayılamaz çünkü o bir insan olmak için gerekli standartları unutmuştur. Sekiz erdemin birincisi Xiao’dır. Bazı kişiler diyorlar ki, yüz merhametli eylem içinde Xiao birincidir, yüz kötü eylem içinde ise müstehcenlik birincidir.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Nankörlüğü Bencil Olmayan Adalet İle Geri Ödemek

    Jin Zhong, antik Çin’de Ming Hanedanlığı döneminde Savunma Bakanı olarak hizmet etmiş bir kişiydi. O çok toleranslı, cömert ve bencil olmayan bir kişiydi. Başkalarında gördüğü iyi şeyleri her zaman överek konuşurdu ve kendisine karşı olsalar bile bu kişilerin erdemlerini yüceltirdi. Jin Zhong bir memur olmadan önce, doğduğu şehirden bir kişi bir keresinde onu küçük düşürmüş ve de onu son derece utandırmıştı. Jin Zhong bakan olduktan sonra, bu kişi şehre daha düşük rütbeli bir memur olarak geldiğinde Jin Zhong’un bakan olduğunu öğrendikten sonra korkudan sararmıştı.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Saygılı, Yumuşak Huylu ve Uyumlu Olmak Bir Kadın İçin En Önemli Görgü Kuralları ve Görevdir

    Ban Zhao aynı zamanda Ban Huiban olarak da bilinir, Çin’in Doğu Han Hanedanlığında yaşamış (206 M.Ö. – 220 M.S.) bir tarihçi ve edebiyatçıydı. 70’li yaşlarında, Çin’deki ilk kadınlar için görgü kuralları standartları üzerine Nu Jie (Kadınların Ahlaki Kuralları) kitabını tamamladı. Bu kitapta, yaradılış, konuşma, görüntü ve marifet – Dört Kadınca Erdemin anlamını izah etti. Yazısı tarih boyunca oldukça derin ve sağlam bir etkiye sahip oldu. Kitapta, “saygılı, yumuşak huylu ve uyumlu olmak” bir kadının en önemli görgü kuralları ve görevi olduğu bahsedilmektedir.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Sözlü Hakaretlerle Sakin ve Doğru Bir Yolla Başa Çıkmak

    Tarihsel kayıtlara göre, Song hanedanlığında ünlü bir memur olan Fu Bi, gençken bile muhteşem bir toleransa sahipmiş. İnsanlar ona küfür ettiğinde, onlara kulağını kapatır ve bütün dikkatini işine verirmiş. Sanki hiçbir şey duymaz gibiymiş. Bir keresinde, hiç hak etmediği halde çok gaddar bir kişi ona küfür etmiş. Yanındaki insanlar “Sana küfür ediyor!” demişler. Fu Bi, onlara tatlı bir gülümsemeyle, “Korkarım ki o başka birine küfür ediyor” demiş. Yanındaki insanlar tekrar “Senin adını söylüyor” demişler.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Kıskançlığı Savmak ve Talihsizliği Mutluluğa Dönüştürmek

    Bu hikâye Song Hanedanlığı döneminde geçmektedir. Jiang Yuan’in on tane oğlu varmış – biri kambur, birinin bacakları sakat, birinin kol ve bacağı, birin ayağı sakatmış, biri akıl hastası, biri ahmak, biri sağır, biri kör, biri dilsiz ve biri de hapiste ölmüş. Zigao bunu gördüğünde, “Sen ne yapmış olabilirsin? Neden bu kadar talihsiz çekiyorsun?” diye sordu. Jiang Yuan, “Hayatımda, hiçbir kötülük yapmadım. Fakat sürekli olarak diğerlerini kıskanıyorum. İnsanların benden daha iyi olmasını kıskanıyorum.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Cennete Saygı Göster, Kaderi Kabul Et ve Kendi Görevlerini Yerine Getir

    Bay Han Qi, Cennete saygı gösterdi, kendi kaderinin bilincinde görevlerini yerine getirdi. Onun erdemleri o kadar bol ki herkes tarafından övüldü ve en yüksek mertebede kaldı, fakat hiç kimse onu fazlasıyla sevinirken görmedi. Bay Han Qi, “Ben sadakat ve kendini kontrol etme ilkelerini takip ediyorum, dolayısıyla zor durumdayken ne yaşam ne de ölüm korkum var. Şanslıyım ki hala yaşıyorum ve görevimi tamamladım. Elde ettiklerim Cennetin kutsamasından kaynaklanıyor, kabiliyetimden değil” dedi.
  • Antik Çin Hikâyeleri: Tenkitleri Kabul Edip Davranışı Düzelt, Kötü Alışkanlıklarının Önlenmesine İzin Ver

    Tang Hanedanlığı İmparatoru Tangtaizong, bir defasında imparatorun hatalarını tenkit etmekten sorumlu devlet görevlisi Zhe Suiliang’a sordu, “İmparator Shun kapların sırlanmasını planladı, fakat bir düzine devlet liderleri çıkıp onu tenkit ettiler. Kapların sırlanması o kadar önemli birşey mi?” Zhe Suiliang, “Kişi eğer kendi arzusunu doyurmak ve bol bol harcamak için istediği gibi yaparsa, bu onun başarısızlığının ve çökmesinin temel sebebidir. Çok geçmeden sırlı kaplardan memnun olmayacak, ondan sonra altından yapılan kaplar ve daha sonra da yeşimden kaplar isteyecek.